Varoluş Dergisi

Ben Mucizeyim

Anne rahmine düştükten sonra meşakkatli yollarla dünyaya geldik. Gelen sadece küçük bir beden gibi görünse de, milyonlarca yıllık bir insan geçmişinin çeşitli evrelerden geçip bedenlenmiş hali de diyebiliriz. Küçük bir bedende tüm evren…

Dünyaya gelebilmek için olan şart anne ve babanın birleşmesi. Evrensel konuşma dilinde eril ve dişil enerjinin birleşip yaratımda bulunması. Kadın ve erkeğin yaratılışı gereği enerjileri de kendilerine has ve özel olarak inşaa edildi. Dünya büyüdükçe, evrildikçe enerjiler değişti. Kadınların enerjileri kimi zaman eril , erkeklerin enerjileri de kimi zaman dişil enerjiye dönüşmeye başladı ve toplumlar göçlerle beraber farklı genetik yapılarla birleşti. Her nesil bir sonraki nesile kendinde bulunan savaşçı özverili, sert veya duygusal yapı , lider veya sanatçılık kabiliyetini, kalıtsal rahatsızlıklarını ve o dönemdeki yaşadıkları bilinç hallerini bir sonraki nesile aktardı. Nesiller yaşadıkları kuşağın getirdiği bilinç hallerini kendi çocuklarına, torunlarına ve onların torunlarına genler yoluyla aktardı. Doğduğumuz anda bilincimize kayıtlı karmik bağlar ve genetik bilinçlerle dünyaya geldik.

Biraz genel biraz da kendi keşiflerimden örnekler vermek istiyorum. Büyük büyük dedelerimizin savaş dönemlerinde yaşadıkları yokluk bilincini aktardıkları nesillerd e artık savaşlar bitmesine rağmen hala aynı yokluk bilinciyle birşeyleri biriktirme veya elde edememe hali, elinde kaynakları olmasına rağmen yokmuş gibi olma hissi veya kalıtsal rahatsızlıkların (şizofreni, obsesyonlar vb.) aktarılması.

Benim baba tarafım 1958 yılında olan mübadele zamanında dağılan Yugoslavya’dan (şimdi Sırbistan Karadağ bölgesi) Türkiye’ye göç etmişler. Anne tarafımda Orta Asya’dan Ağrı’ya ordan Erzurum’a benden 2 nesil öncesi de Ankara’ya göç etmişler. Baba tarafımın yakın geçmişinde savaşçılık özelliği bulunmasına rağmen, (dedelerim 2.dünya savaşında savaşmışlar) babamın babasının çok erken yaşta vefat etmesiyle birlikte baba enerjisinden anne enerjisine geçiş yaşanmış. Anne tarafımda Orta Asya ve Doğu Kültürünün etkisinin taşıdığı için eril bir yapıya daha yakın.

Baba tarafım Yugoslavya’dan Türkiye’ye döndükten sonra, eski alışkanlık ve yabancı bir yerde, bir arada olma hissiyle tüm aile bir arada (babaanne, amca, dede ) yaşamaya devam etmişler. Anne ve babamın buluşması da çok erken bir yaşta gerçekleşmiş ve aynı evin içinde babaannem, babaannemin babası, amcamla birlikte yaşamaya başlamışlar. Ben doğduğum zaman, babaannem 4 yaşına kadar beni çok sahiplenmişti. Onun enerjisini yoğun bir şekilde üstüme aldığımı ilerleyen yıllarda farkettim. Kendi annemle babaannem arasında yaşadığım kafa karışıklığı sebebiyle ilk ayrılık acımı annemin evi ayırma kararı almasıyla resmen yaşamış oldum.

Herşey bu süreç içinde gelişmeye başladı. Babamın işin İstanbul’daydı. Biz Ankara’ya taşınmıştık ve babam yılın 7 ayını babaannemlerin yanında İstanbul’da geçiriyordu. Kalan 5 ayda da bizim yanımızdaydı. Erken yaşta babasını kaybettiği için annesi ve kardeşiyle 3 kişilik bir hayat sürmüşlerdi.

Ve evet.. biz de farkında olmadan aynı durumu diğer evde yaşıyorduk. Ben , annem ve kardeşim.. Herşey dengelenmişti babamın bilinçaltına göre. Yılın belli zamanlarında ordaydı. 3 kişilik (anne, kardeş ve kendisi) bozmuyordu ve o sırada Ankara’da bizde aynı 3 lü durumu yaşamış oluyorduk. O zamanlar bu durumların farkında olmadığım ve bizimle bağ kurmadığı, ilgilenmediğini düşündüğüm için babama karşı hep soğuk ve tavırlı olmuştum.

İlerleyen yaşlarda erkek arkadaşımlarımda ki ortak özellik babası olmayan veya babası onları terketmiş kişilerdi. Ne kadar bilinçli olursak olalım, bilinçaltımız çok köklü kayıtlar taşıdığı için, o galip geliyordu

Bilinçaltı terapisi ve reikiyle artan farkındalığımla birlikte ailemi daha iyi anlamaya başladım. Evet ben onların bir parçasıydım ve aslında değildim. Bir parçasıydım çünkü onların vesilesiyle yaşamı tattım ve hayata adım attım. Bir parçası değildim çünkü her birey aslında evlat, anne, baba kimliğinin çok ötesinde yaratıcının birer parçası..

Bu farkındalık ve çalışmalarla birlikte dengeye girmeye başladım. Anne, baba ve köklerimle olan negatif bağların iyice temizlenmesi için bir gün İsmail hocayla konuşurken 7 Nesil Aile Terapisi’nden bahsetti ve onu 7 seansta uyguladık. Genelde genler yoluyla aktarılan bilinç 7 kuşağa kadar daha etkili oluyormuş. İlk seansta anne, baba, kardeşler, onların çocukları ve doğmamış çocukları, 2 taraftan dede ve ninelere kadar olan kısım ve geçmişte yaşadığım ilişkilerime dair kalan negatif bağları koparttık. 2 seansta diğer nesillere ve 7.seansta da 7.kuşakta ki negatif bağların kopmasıyla birlikte seansları tamamlamış olduk.

Bu çalışmaya ilk yaptırma amacım babama benzeyen insanları çekmemekti ama her yapılan çalışma insanı başka bir farkındalığa doğru ilerletiyor.

Seanslardan sonra anne ve babamla olan ilişkilerim düzelmeye başladı. Daha önce sık görüşmediğim akrabalarımdan telefonlar almaya başladım ve yıllardır üstümde olan sebepsiz ağırlığın kalktığını hissettim. Kendimle olan ilişkimdeki bağlarım kuvvetlendi. Ailemi daha çok sahiplenmeye başladım. Babamın iyi yönlerini farklı açılardan görmeye başladım ve baba modelimi kendi babamın iyi yönlerini de alarak kurguladım. Baba olarak rol model gördüğüm İsmail hocamı’da bu kurgunun içinde düşündüm. İçimdeki yaratıcı güç bunun olmasını istedi. Baba enerjisi uyanışa geçti ve içimdeki uyanmayı bekleyen eril yanım harekete geçti. Şimdilerde bu yeni edindiğim enerjinin olgunlaşmasını ve gelişimini yaşıyorum.

Bu döngüyü kıran bir nesli devam ettireceğimi hissediyorum ve bunu kendi mucizem olarak nitelendiriyorum. Evet koca kökleri olan bir ailenin yaşadığı bu döngünün kırılan ve değişen zincirinin bir parçası olmak benim için çok mutluluk verici. Bu mucizeyi yaşamama vesile olan, canım hocam İsmail Bülbül’e, aileme, yaşadığım ilişkilere, arkadaşlarıma, karşıma çıkan tüm insanlara ve olaylara teşekkür ediyorum.

‘Farket ve sadece yürü. Seni senden daha iyi sen anlarsın.

Farket ve sadece yürü. Kaderin yoluna ket vuramazsın.

Farket ve sadece yürü. Mucizeler beklemediğin anlar da gelir, durduramazsın.’

Esra Yılmaz

1987 Ankara'da dünyaya geldim. İlk ve ortaöğrenimimi Ankara'da, Lisans eğitimimi İstanbul'da tamamladım. Halen İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümüne devam etmekteyim. 2009 Yılında reiki ile 2011'de de İsmail hocamla tanıştım. Reiki 3 a aşamasındayım. Kendimi tanıma evresini yaşarken insanlara faydalı olabilmek amacındayım.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…