Varoluş Dergisi

Sigarayı Bırakmanın Fizyolojisi: Olay, Su İçmek Kadar Kolay!!!

Kahve kokusu aldığınızda ağzınızın sulanması, yere düşen anahtarınızı alabilmeniz için eğilmeniz, sabah çalan saatinizi kapatmak için kolunuzu kaldırmanız, susadığınızda içeceğiniz suyu yudumlamanız, sigaranızı içmek için çakmağınızı çakmanız veya sigarayı bırakmaya karar vermeniz…

Hepsi birbirinden ne kadar farklı eylemler değil mi ve birbirleriyle çok alakasız?

Değerlendirmeyi yapan zihin ise, kendince haklı tabii. Ama biliyorsunuz ki zihnin söyledikleri gerçeği yansıtmaz. Çünkü o; ya yargılar, ya yorumlar, ya sorgular. Çoğunlukla da olumsuz yaklaştığından, sizi hep engeller, sınırlar.

Zihin tarafından, başta bahsettiğim eylemlerin gerçekleştirilmesi çok farklı gibi algılansa da, vücudumuz açısından işleyiş pek de öyle değil. Yani çok susadığınızda bir bardak suyu içmeye karar verip içmenizle, sigarayı bırakma kararını vermeniz ve kendinizi onaylamanız aynı mekanizma ile gerçekleşiyor. Nasıl su içmeye karar verip (çoğu zaman farkında bile değilsinizdir muhtemelen) eylemi sorgulamadan yapıyorsanız, sigarayı bırakmaya karar verdiğiniz anda, sigarayı da bir hayli bırakabilirsiniz. Oluş mekanizması aynı çünkü…

Su içeceğinizde zihninizde “acaba içsem mi içmesem mi? yok yok içmeyeyim. Ama canım da istedi görüyor musun! Su içmeyince sinirli olur muyum ki? Tabii ya, içmezsem gerilirim, kaç yıldır içiyorum, su içmek beni rahatlatıyor. Yok yok içemeyeceğim galiba, yapamayacağım, başaramayacağım.” gibi cümleler zihninizde beliriyor mu? Eğer bir travma yaşayıp, bilinçaltınızda suyla ilgili inançlar biriktirmediyseniz, muhtemelen su içeceğinizde zihninizde bu tarz sorgulamalar ve yargılar oluşmuyordur. Karar verildiğinde kalkar suyunuzu içersiniz. İşte sigarayı bırakmak da su içmek kadar kolay aslında. İşi zorlaştıran, daha doğrusu zormuş gibi sizi kandıran ve sizi engelleyen tek şey sorgulamalarınız ve sigarayı bırakmanın zor olduğuna dair gerçekliğine aşırı inandığınız inançlarınız.

Zihniniz “çok saçma” demeye başlamıştır diye düşünüyorum. “Su içmekle sigarayı bırakmak ne alaka, nasıl bir olabilir” yorumları gelmeye başladı sanırım. Çok sevindim. İşte zihninizi tanımak için ilk fırsat. Fark edin. İşte zihin bu. Ona inanmayın, dikkate almayın ve yazıyı okumaya devam edin. Şimdi sizin bir türlü ikna edemeyip, size işi zormuş, imkansızmış gibi gösteren, sizi kendine inandıran ve sizi engelleyen zihninizi ikna edeceğim çünkü. Bunun için, çok detayına girmeden sigarayı bırakmak dahil tüm eylemlerin, bedenimizde nasıl gerçekleştiğinden bahsedeceğim ve örneklerle zihninizi tanıtarak eylemi gerçekleştirmeniz için seçenekler sunacağım. Karar vermek de; aynı yemek, içmek, yürümek gibi bir eylem olduğu için eylemlerin oluşunu, tüm eylemlerin aslında aynı olduğunu az sonra öğrenince zihniniz ikna olacak ve siz kendinizi sigarayı bırakmış olarak bulacaksınız.

Tahmin edersiniz ki evrende; her şeyde olduğu gibi vücudumuzda da, şekli ne olursa olsun bir eylemin gerçekleşmesi için belirli bir enerji, güç gerekmektedir. Yani bir aksiyon olması için bir potansiyele ihtiyaç duyulmaktadır (Bir de aksiyon oluşturacak bir uyarıya). Fizyolojide oluşlar için gerekli olan bu güce aksiyon potansiyeli denilmektedir. Su içerken bardağı tutan parmak kaslarınızın kasılması veya kahve kokusu aldığınızda tükürük salgısının yapılması için mutlaka aksiyon potansiyelinin varlığı gereklidir. Uyarı geldikten sonra işleyiş mekanizması ise eylemin tipi ne olursa olsun hep aynıdır.

Uyarı geldiğinde, hücrelerin dışında bulunan sodyum/(kalsiyum) iyonunun ilgili hücre içine girmesi ile olay başlar. Bu şekilde, hücrenin var olan enerjisi artmaya başlar. Artar, artar, artar… Belirli bir eşik değere ulaştığı an işte eylemin gerçekleşmesi için gerekli olan meşhur aksiyon potansiyeli oluşur ve oluşan enerji hücre boyunca ilerler. Bundan sonra artık olay uyarıdan bağımsızlaşır ve kendi kendine işler. Oluşan enerji hücreden hücreye iletilir, en nihayetinde ilgili tepki yerine gelir ve eylem gerçekleşir.

Kahve kokusunun neden olduğu uyarının yarattığı aksiyon potansiyeli, ağzınızı sulandırırken ve size kahve satın aldırırken, “ne yapıyorum ben kendime” düşüncesinin yarattığı güç, size “sigarayı bırakma kararı” verdirir ve size bir daha elinize almamak kaydı ile son sigaranızı söndürtür. Çok farklı gibi görünse de unutmayın mekanizma aynıdır. Aynı sodyum, aynı potasyum…

Yalnız tek bir hücrede aksiyon potansiyeli oluşması ile olay bitmez. Bir sinerji lazımdır ve hücrelerde oluşan bu gücün/ enerjinin eylem olana kadar hücreden hücreye kesintisiz iletilmesi gereklidir. İşte önemli kısım burasıdır. Çünkü iletiler, sinaps denilen sinir kavşaklarından geçerek ilerler. Bu kavşaklara ise birçok yönden uyarı gelmektedir. Eylem için bu sinyallerin kavşaklarda bütünleştirilmesi gerekir. Bütünleştirilen uyarıların sonucuna göre ileti kavşaktan çıkar ve diğer hücreye aktarılır. Bazen sinyal kuvvetlendirilir, bazense söndürülür. Bu olaya ‘sumasyon’ denilir. İletinin sönmemesi için ya; zaman olarak birbirlerine çok yakın aralıklarda uyarılar gerekir (zamansal sumasyon) ya da aynı kavşağa farklı hücrelerden aynı tarz uyarı gelmelidir (uzaysal sumasyon). Böylece birbirine eklenen bir etki oluşturur. Bu şekli de enerji kavşaktan sonraki hücreye aktarılır, aktarılır ve eylem gerçekleşir. Ama uyarıların zaman aralıkları yakın değilse veya kavşağa gelen uyarılar, eylemi yapacak gücü artırıcı değil de azaltacak yönde ise enerji söner ve eylem gerçekleşemez.

Terimler yabancı diye kafanız karışmış olabilir. Ama okumaya devam edin lütfen. Az sonra örnekler üzerinden açıkladığımda olayın çok kolay olduğunu anlayacaksınız. Örnekler biraz ilkokul matematik problemi gibi oldu ama böyle daha kolay anlaşılacağını düşünüyorum.

Şimdi, size sigarayı bırakmak için 100 birimlik enerji (aksiyon potansiyeli) lazım olsun.

Örnek 1:

İnancınız o kadar fazla ki, sigarayı bırakıyorum düşünceniz karar vermenizi sağlayacak yeterlilikte ateşleme yaparak aksiyon potansiyelini başlatıyor (içinizde 100 birim enerji yükseliyor). O kadar kararlısınız ki, bırakacağınıza inancınız tam. Bu yüzden zihniniz, sizi engelleyecek olumsuz tek bir düşünce bile üretemiyor. Çünkü ona enerji vermiyorsunuz. Onun sorgulama/yargılamalarına enerjinizi vermediğinizden, oluşan potansiyel güç (100 birim), nöron kavşaklardan (sinaps) geçerken hiç azalmıyor ve 100 birim olarak karar merkezine geliyor ve karar veriyorsunuz. SİGARAYI BIRAKTIM!

Örnek 2:

100 birim “sigarayı bırakıyorum” inancınız yine var. Ama tam kararlı olmadığınızdan, kendinize güvenmediğinizden zihin araya sızıyor. Bu sızıntılar; “40 yıl içtin bir anda nasıl bırakacağım, bırakırsam çok asabi olurum, sigara beni sakinleştiriyor, sigara içmek beni cool yapıyor, sigara olmazsa nasıl sosyal ilişki kurarım, tek zevkim bu hayatta, çok zor, başka bir şeye benzemez, bu fiziksel bir şey inançla bırakılmaz” tarzı düşünceler şeklindedir ve tamamen zihin ürünüdürler ve gerçek değil sadece yorumdurlar. Ve engelleyici tarzda potansiyel oluştururlar. Bu şekilde bu düşüncelerin negatif enerjisi sinir kavşaklarında birbirine eklenerek başta olan 100 birim olan enerjinizi inhibe ederek, aksiyon potansiyelinin sönmesine ve eylemi gerçekleştirememenize sebep olacaktır.

Örnek 3:

Başta 100 birim sigarayı bırakıyorum inancının enerjisi var. Kararlısınız. Enerji ilerliyor. Kavşağa geldi. Kavşakta az önceki örnekteki gibi bırakamayacağınıza dair bir sürü negatif düşünce sonucu güç azaldı, azaldı. Mesela 60 birime düştü. Ama siz bu düşüncelerin zihinden geldiğini fark ettiniz, hatta olumlu düşüncelerle enerjiyi artırdınız. Böylece 100 birime tamamlanan aksiyon potansiyeli sönmeden kavşaktan çıktı ve ilerlemeye devam etti. Zihninizi tanıyarak, onun olumsuzluklarına hazırlıklı olarak, ona inanmayarak, her kavşakta aynı tepkiyi verdiniz. Böylece enerjinizi daha da artırarak eylemi kısa sürede gerçekleştirdiniz. SİGARAYI BIRAKTINIZ.

Örnek 4: (Olumlama yöntemi)

Daha önceki yazımda olumlamanın mekanizmasından az çok bahsetmiştim. Bu yazının başında da bahsettiğim gibi aynı tarz düşüncelerin tekrarlanması ile bir uyarı oluşturulur. Bu düşünce/uyarıların sürekli tekrarlanması ile yani zamansal olarak ardışık olması ile nöronlarda ve sinir kavşaklarında bunların oluşturduğu enerji/potansiyel birikir. Eylemin oluşması için gerekli olan miktara ulaştığı an ise eylem bir anda gerçekleştirilir. Siz de yıllarca bırakamadım bir anda nasılda bıraktım dersiniz.

Örnek verecek olusak; önceki deneyimlerinizden veya çevrenizden edindiğiniz bilgilerden dolayı sigarayı bırakacağınıza dair inancınız yok veya düşük. Zihniniz size, “sigara bırakma merkezleri var, alo sigarayı bırakma hattı var” bırakmak için onlarca yöntem geliştiriliyor, demek ki sigarayı bırakmak çok zor inancını yerleştirmiş ve asla ikna olmuyor. O ikna olmayınca, baştan direnç yaratıyor ve sizin bırakmak enerjiniz artamadan sönüp gidiyor.

Bu durum moralinizi bozmasın. O zaman siz de ona sinsice yaklaşın. Dil kalbi dönüştürür misali olumlama ile özellikle onun gardının düşük olduğu uyku öncesi ve hemen uyanır uyanmaz olumlama yapın (direkt bilinçaltına çalışırsınız). İnanmasanızda dil ile tekrar edin. “Sigarayı bıraktım, sigarayı bıraktım, sigarayı bıraktım…” Her sigarayı bıraktım cümlesinin enerjisi 20 birim olsun. Bu enerji eylem için, yani sigarayı bırakmanız için gerekli olan aksiyon potansiyeli oluşması ve iletilmesi için yeterli değildir. Ancak yukarıda bahsettiğim gibi, yakın zaman aralıklarında ardışık olarak oluşan enerjiler (zamansal sumasyon) kavşaklarda birikecektir. Ve en nihayetinde eylem için gerekli 100 birime ulaşılacak ve aksiyon potansiyeli oluşacak ve iletimi bu şekilde sağlanarak eylem başarı ile gerçekleştirilecektir. Sonuç başarılı. Tebrikler!

Aslına bakarsanız olay olasılık 1 deki kadar kolay. Çünkü başta da yazdığım gibi siz karar verdiğinizde beyin/sinir sistemi kendiliğinden işi gerçekleştiriyor. Yani olmamasının imkanı yok. Ama zihninizdeki inançlardan dolayı gerçekleşmesini siz engelliyorsunuz. Susayınca ozmotik basıncınız düşüyor, beyin sizde susama hissi oluşturuyor, susuyosunuz. Bacak kaslarınız sizi bardağa götürüyor, kol ve el kaslarınızla bardağı tutuyorsunuz. Suyu içiyorsunuz. Sindirim sisteminiz otomatik olarak kendiliğinden suyu mideye taşıyor. Siz birşey yapmıyorsunuz. Sorgulamıyorsunuz!!! İşin içinde zihin yok, her şey kendiliğinden oluyor zaten. Sonra beyin komut veriyor el kasları gevşiyor bardağı bırakıyorsunuz. Bir düşünün bakalım bunları yaparken hiç çabalıyor, sorguluyor, yargılıyor musunuz kendinizi? İşi başarıya, yaptım, yapamadımlara, oldu, olmadılara döküyor musunuz?

Yukarıda mekanizmasından kısaca bahsettiğin gibi, emin olun sigarayı bırakmak da su bardağını bırakmakla aynı kolaylıkta. Size düşen şey sadece ama sadece niyet etmek.

İşin fizyolojik işleyiş kısmını sizi sıkmamak adına çok detaylı yazmadım. İkna olmak adına sorunuz olduğunda, açıklamamı istediğiniz yer olduğunda, eleştiriniz olduğunda yorum kısmına mail adresinizle birlikte yorum olarak yazın lütfen. Birisi bebek iki çocuğum olduğundan hemen cevap yazamayabilirim, ancak geri dönüş yapacağımdan şüpheniz olmasın. Bir kişinin bile bırakmasına vesile olursam ne mutlu bana.

Unutmayın her şey önce inanmakla başlar.

Not: Örneklendirmede yer alan görselleri yazarımız Emine Nalçacı Maviş kuramı üzerinden kendi resmetmiştir.

 

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 Ankara doğumlu. Lisans/Yüksek Lisans dahil tüm eğitimlerini Ankara'da aldı. Çocuk diş hekimi oldu. Ankara, Sinop, Düzce’de çalıştı. Evlendi. İstanbul’a geldi. Bilincine ışık yakarak, hayata bakışını, böylece hayatını değiştiren Reiki Hocası İsmail Bülbül ile tanıştı. Reiki 3b öğretmeni oldu. Reiki’yi bilime katmalıyım isteği ile Yeditepe Üniversitesi Fizyoloji bölümünde doktoraya başladı. Böylece bir kez daha insanın mükemmel yaratıldığına şahit oldu. Reiki Okulu’nda öğrendiği öğretilerin soyutluğunun doktora bilgilerinin somutluğu ile desteklendiğini görünce yürüdüğü yolun doğruluğundan emin oldu. Düşüp kalkmalarından sonra o yolda koştuğunu hissediyor. Dönüp duruyor bakalım. Allah sonunu hayır etsin. Bu arada bir kızı, bir oğlu oldu. Onlar ve yaşadığı hayat sayesinde sevgiyi, sabrı, merhameti ve tüm güzellikleri hayatına katmaya çalışıyor.

4 yorumlar

  • İnanılmaz faydalı bir yazı olmuş bu şekilde bakınca bambaşka bir boyut kazanıyor emeğine sağlık 🙏🙏🙏🤍🤍🤍

  • Merhaba. Sigarayı bıraktım üç ay önce ama hala özlüyorum ve geri g dönmekten korkuyorum devamlı kendimle pazarlık yapma peşindeyim .örneğin şn yılbaşında bi kere içsem alkolle bir kez içsem gibi hala bitiremediğim bişeyler var galiba özlüyorum ve yirmi senede kendim için tek yaptığım şey sigara iç mekmiş gibi hissediyorum öyle olmadığını biliyorum aama sinirlendim ipi de mutlu yada ö üzgün olduğumda ne yapacağımı bilemiyorum. Detaylı bilgileri rica ediyorum belki beynim ikna olur

    • Merhaba. Kararı zihninizle vermişsiniz, kalbinizle değil. Ondan zihniniz susmamış, onaylanma bekliyor. Ya kalbinizle onaylayacaksınız, ya da onu ikna ederek.
      Aslında beyin bir bütün olmasına rağmen sağ beyin ve sol beyin diye iki kısma ayrılır. Sağ beyin sorgulamadan karar veren, sol beyin ise analiz eden, sürekli sorgulayan kısımdır. Susadığınızda su içerken sağ beyinle karar verirsiniz ve sorgulamadan su içersiniz. Sorgulama olmadığı için işleyişten pek haberiniz yoktur zaten, her şey olay halinde işler kendiliğinden. (Karar ve eylem vardır sadece). Ancak bizler hayatımızda olaylara sürekli eleştiri, yargı, yorum kattığımız için sürekli sol beyne enerji veririz ve o kısmı kısmı kuvvetlendiririz. Sizin yaptığınız gibi. Yok yılbaşında bırakacağım, şu tatil bitsin öyle, pazartesi bırakayım, içkiyle biraz alayım sonra bırakayım vs. Sonuç da çoğu zaman başarısız olur. Aslında zihin bırakma değil bırakmama kararını beslemeye çalışıyordur, tam kararlı olunmadığı için (kalbinizle onaylamadığınız için) bu şekilde ikna etmenin yolunu arar. Zihniniz, ya sizin telkinlerinizle, bırakmaya dair kararınızı sürekli yinelemenizle sol beyniniz ikna olunca susar (örnek 3 ve 4) , ya da sağ beyinle karar verdiğinizde (örnek 1).
      hayatınızda kurallara aykırı olan, mantığınız aman yapma derken, size saçma gelse de içinizden geldiği için yaptığınız bir şey illa vardır. Zihniniz yerine, hani kalbinizi dinlediğiniz. İşte sigarayı bırakmak da bunun gibi bir şey.
      Önerim şu. Dikkatli olun, zihninizi tanıyın. Size sürekli sizi engelleyici, eylemin olmasını durdurucu düşünceler getirecektir. Onu fark edin. Her seferinde!!! Dikkatinizi nereye verirseniz enerjiniz oraya akar. Bu engelleyici düşünceleri Fark ettikçe zaten, zihne enerji vermeyi kesersiniz, sol beyniniz desteklenemez ve kararınızı/kendinizi onaylarsınız. Örnek 4 teki gibi olumlama yapabilirsiniz. Düzenli tekrarda olumlu sonuç kaçınılmazdır. Ya da kalbinizle kendinizi derinden örnek 1 deki gibi Onaylayın. Aslında en kolayı ve en etkilisi budur. İyi günler dilerim

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler