Varoluş Dergisi

mRNA AŞISI OLMAK İSTİYORUM: AMA ALERJİM VAR???

Son günlerde aşı karşıtlığına varan bir noktaya varmış olmasa da, toplumda aşılamaya karşı bir tedirginlik ya da şüphe durumunun artmaya başladığını gözlemliyoruz…

Sanırım bu durumun ana sebeplerinden biri konu ile ilgili eksik, yetersiz ya da ağızdan ağıza dolaşan hatalı bilgiler olsa gerek…

Yanlış bilinenler listesinin üst sıralarında olan maddelerden bir tanesi ise polen, çilek, lateks vb. alerjisi olan bireylerin aşılanıp aşılanamayacağıdır.

Lakin alerjisi olan bireylerin COVİD-19 Aşısı olup olamayacağı sorusunun cevabından önce, sanırım bazı temel terimlerde netleşmek daha faydalı olacaktır…

Öncelikle ANAFLAKSİ…

Ciddi alerjik reaksiyon, kişinin acil olarak hastane koşullarında adrenalin (epinefrin) adını verdiğimiz ilaçla tedavi edilmesi gereken durumlar olarak tanımlanabilir…

İşte bu çok şiddetli alerjik reaksiyona anaflaksi adı veriliyor…

Acil alerjik reaksiyon ise uygulamadan sonraki ilk 4 saat içerisinde ortaya çıkan ve kurdeşen tarzı yaygın cilt döküntüleri, ani ödem (şişme) ile hırıltı solunum veya solunum sıkıntısı ile kendini gösteren durumdur….

Ve tam da bu konuyla ilgili olarak CDC der ki:

“Değil geçmişte aşılarla veya enjekte edilebilir ilaçlarla ilgili alerji hikayesi olanlar,

Gıda, evcil hayvan, böcek sokması, çevresel veya lateks alerjileri gibi şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olan bireylerin bile aşılanması önerilmektedir…”

Hatta CDC, ağızdan alınan ilaçlara gelişmiş alerji öyküsü olan veya ailesinde şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olan kişilerin de aşı olabileceğini belirtmektedir…

Yalnız,

Kişide polietilen glikol (PEG) alerji hikayesi varsa, mRNA aşısı olmaması gerekir.
Çünkü mRNA aşıları içerisinde polietilen glikol mevcuttur…

Polietilen glikoller (PEG’ ler) veya makrogoller, yiyecekler, kozmetikler ve ilaçlar gibi günlük ürünlerde bulunan hidrofilik polimerlerdir.

PEG maddesine bağlı alerjik şok gelişmesi oldukça nadir bir durumdur. Polietilen glikoller veya makrogoller birçok üründe ve ilaçlarda yaygın olarak kullanılan maddedir:

• Tıbbi ürünlerde (yara sargıları ve hidrojeller)
• Ev ürünlerinde (deterjanlar ve cilalar)
• Gıda ürünlerinde (örneğin, gıda takviyeleri için koruyucu maddeler)
• Suda çözünür özelliklerinden dolayı kozmetik ürünlerde kullanılmaktadır.

Bu esnada netlik kazandırmak istediğim önemli bir konu ise, aşı uygulaması sonrası bazı bireylerde enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşıntı, yanma, şişlik veya ağrı oluşabilir…

Hatta ateş yükselebilir…

Lakin lütfen unutmayın ki,

KENDİNİ HASTA HİSSETMEK İLE HASTA OLMAK ARASINDA FARK VARDIR!!!

Çünkü ateş vücudumuzun enfeksiyonlara karşı bir cevabıdır,

Ateş, vücudun kendisini korumak için geliştirdiği bir savunma cevabıdır,

Ve enfeksiyonlarla savaşmak için oluşturduğu bağışıklık yanıtının bir parçası olarak değerlendirilir…

Yani aşıdan sonra ateş yükseldiğinde veya diğer hastalık benzeri şikayetler geliştiğinde bağışıklık sistemi aslında tam olarak istediğimiz şeyi yapıyor demektir…

Bazıları için bu cevap ateş olabileceği gibi,

Birçok kişi için bu durum enjeksiyon yerinde ağrı veya şişlik anlamına gelebilmektedir…

Bununla birlikte, bu reaksiyonların olmamasını da kötüye yormak çok hatalı bir düşünce olur !!!

Unutmayınız;

Her birimiz kendimize özgü, müstesna organizmalarız,

Ve her bireyin cevabı bir diğerinden pek tabii ki farklı olabilir,

Ki kendi vücudumuz bile aynı etkene farklı zamanlarda farklı cevaplar verebildiğini bizzat biliyorken…

Bu esnada yukarıda saydıklarımız COVİD-19 aşılarına özgü değildir; diğer birçok diğer aşı ile de görülebilen normal bir durumdur…

Aşı sonrası döküntüler, uygulamadan birkaç gün ila bir haftadan fazla bir süre sonra başlayabilir…

COVİD-19 özelinde bu döküntülere “COVİD Kolu / COVID Arm” adı verilmiştir.

Bu konuda, CDC, ilk doz aşı uygulamasından sonra COVİD Kolu gözlenmiş olsa bile, yine de önerilen aralıkta ikinci doz aşının uygulanmasını tavsiye etmektedir….

Bir kural, kaide değil ama ikinci dozun diğer koldan yapılması da öneriler arasında yer alıyor…

CDC raporlarında,

1.893.360 kişiye uygulanan ilk doz mRNA COVİD-19 aşısından sonra toplam 21 anaflaksi vakası geliştiği bildirildi…

Yani milyon dozda 11.1 vaka!!!

Bu vakaların da %71’inin aşılamadan sonraki 15 dakika içinde meydana geldiği rapor edilmiş…

Masum olarak kabul ettiğimiz,

Çok da önemsemediğimiz,

Bizim için, sağlığımız için bir tehdit oluşturmadığını düşündüğümüz birçok şeyin riski bu orandan daha yüksek; farkındasınız değil mi?

Özetle,

Ez cümle,

Hiçbirimiz kaburga kemiklerimizden bir ya da birkaçının kırılmasını istemeyiz.

Ancak bu kırık bizi ölümcül bir kazadan kurtaran emniyet kemerinin koruması nedeniyle gerçekleştiyse,

Üzüleceğimize bilakis mutlu olmalıyız!!!

Aşıların diğer tedavi ajanlarından en önemli farkı henüz mevcut olmayan bir duruma karşı, ileriye dönük koruma sağlamalarıdır.

Yani sağlığın korunması için bir nevi kaskodur…

Bugün aşı olmayan bireyler bir şekilde hastalığa yakalanmayacak olabilirler,

Lakin bu enfeksiyon nedeniyle hayatını kaybeden aşılanmamış bireylerin ne yazık ki “keşke” deme şansları olmayacak….

Aman kaburgama bir şey olmasın” düşüncesiyle emniyet kemeri takmamak da bir tercih olabilir,

Lakin,

Lütfen bu tercihin aynı zamanda kendinizin ve sevdiklerinizin hayatı ile ilgili zar atmak olduğunu bir an için olsun aklınızdan çıkartmayın…….

Referanslar 

https://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/vaccines/recommendations/specific-groups/allergies.html

https://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/vaccines/safety/allergic-reaction.html

https://health.clevelandclinic.org/should-you-get-the-covid-19-vaccine-if-you-have-allergies/

https://istanbulalerjimerkezi.com.tr/peg-polietilen-glikoller-alerjisi-nedir/

 

Cüneyt Yardımcı

2 yorumlar

  • Canım benim bu muhteşem araştırma yazın için sana teşekkür ediyorum. Bu günlerde bana da çok sorulur oldu bu aşı durumu. Sdi hangi kaynağı önereceğimi biliyorum artık. İyi ki bizimlesin. Tebrikler. Kalemine yüreğine gönlüne sağlık hoşgeldin aramıza Cüneyt’im 👏🌹

  • Hoşgeldiniz katkınız çok değerli oldu gelgit yaşanan bir alanda & kaleminize sağlık 💫🙏🙌

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler