Varoluş Dergisi

EN MASUM KARBONHİDRAT EKŞİ MAYA

Bu ayın konusu benim de kendime yeni bir alan edindiğim ekşi maya olsun istedim. Herkes tarafından hem merak edilen hem de bilinmesi önem arz eden, yaşamımızda yeni formuyla birlikte hayat bulmuş olan bu ekmek çok araştırılıyor ve merak ediliyor. Ekşi maya konusu bir derya deniz baştan söylemek isterim ve oldukça emek isteyen bir şey. Lakin bir kere deneyen vazgeçmek istemiyor.

Gelişen teknoloji ile bilgimizin arttığı görsel içerik olarak da her şeye ulaşabildiğimiz bir zamanda zor görünen birçok tarifin ustası olmamız hiç de zor değil. Hele tarım zehrinin arttığı, buğdayın GDO su ile oynandığı ve birçok katkı maddesinin hayatımızda artık çok önemli bir rol oynadığını düşünürsek artık kolları sıvamanın zamanı gelmiştir.

Mezopotamya’nın bereketli topraklarında bulunan buğdayın unları ile yapılan ekşi mayalı ekmekler şu zamana kadar kimsenin hayatını tehdit edici bir rol oynamamıştır. Karbonhidrat vücudumuz için en önemli temel besin maddelerindendir. Vücudun en önemli enerji kaynağı karbonhidrattan karşılanmaktadır. Peki ne oldu da bize artık ekmek yemeyin diyecek duruma geldiler? Oysaki ülkece birçok ekmek çeşidi üreten ve yiyen bir milletiz. Saç ekmekleri, açık ekmekler, tandır ekmekleri, taş fırın, odun fırını ekmekleri. Bu güzel besinden neden uzak durmak ve vazgeçmek zorundayız.

Cevabı şu: Buğdayı birçok parçaya bölerek içindeki ruşeymi ve insana en yararlı olan tahılını öğüttüler ve insanı şişiren, doyurmaya nişasta kısmını bıraktılar geriye. Yetmiyormuş gibi katkı maddeleri ve eklediler, ticari mayalar kullandılar ve bir avuç undan kocaman ekmekler yaptılar. Fırıncı veya sektör kazandı ama insanlık hasta olmaya başladı. Bugün hala Fas’ta en önemli kahvaltı kaynağı zeytinyağı ve ekşi mayalı ekmeklerdir. Kahvaltı da başka bir şeye ihtiyaç duymazlar.

Bu konuda konuşulacak şey çok lakin nedir bu Ekşi Maya?

Bundan 5.000 yıl önce Mısırlı bir kadın yoğurduğu hamuru dışarda unuttu. Ve hamura dışarıdan hava sızdı ve hamur ekşisi gaz ile doldu. Kadın hamuru atmadı ve bu hamuru pişirdiğinde daha yumuşak daha içi kabarık gaz dolu, daha sindirilebilir bir ekmek yapabildiğini fark etti ve bu yöntem geliştirilerek günümüze dek geldi. Hikaye buna benzer bir şeydi. Ekşi mayayı yaratmak için biraz un, biraz su, biraz hava ve yeterli zaman gereklidir. Un ve su yeterli zamanı ve havayı bulduğunda ekşir yani unun içindeki yabani mayayı kullanır ve harekete geçer. Biz de mayamıza iyi bakıp besleyerek yenmeye doymayan sağlıklı ekmekler yaratırız.

Ekşi maya hamurun içindeki bizi şişirip rahatsız eden fitik asiti düşürür. Faydalı mineralli ortaya çıkararak bize buğdaydan alacağımız en yüksek faydayı sağlar. Bağırsak dostu olan ekşi maya hamurun içindeki şekeri de yediği için bu anlamda da faydalıdır ve fermente bir ekmek olduğu için raf ömrü daha uzundur. Sayılacak o kadar faydası var ki lakin bu köşe tarif köşesi olduğundan ben bir an önce ekşi maya nasıl elde edilir bundan bahsetmek istiyorum tabii ki.

Dergimiz aylık dergi olduğu için 1 ay sonra güzel mayalarımız ile yeni sayımızda vereceğim bir tarifle bir ekmek yapmış olmayı umuyorum.

Haydi gelin sağlığımız için atacağımız çok kolay bir adımla ekşi mayamızı kendimiz yaratalım ki içimiz rahat olsun.

EKŞİ MAYA NASIL ELDE EDİLİR?

25 GR TAM BUĞDAY UN

25 GR SU

Homojen bir şekilde temiz bir cam kavanozda karıştıralım ve kapağı tam sıkmadan yani hava alacak şekilde 48 saat karanlık ve 23-24 derece olan bir ortamda bırakalım. Bu sürenin sonunda mayanız iki katına çıkmış olacak eğer tüm gerekli özeni gösterdiyseniz.

Kabardığını gördüğünüzde de en az 10 gün mayamızı doğurup büyütüp güçlendirmek adına her seferinde üstteki tabakayı atarak mayamızdan 10 Gr alarak yine temiz bir kapta 20 Gr un 20 Gr su ile besliyoruz geri kalan hamuru ise döküyoruz. Bu işlemi mayamız olgunlaşana dek 6-8 saatte bir yeniliyoruz maya olgunlaştıkça bu süre uzayacak. Olgunlaşan mayamızı bir süre sonra buzdolabında bile saklayabilir hale geleceğiz. Maya ne kadar dışarıda beslenirse o kadar kaliteli ve sağlıklı asidi olan bir maya elde edeceğiz. İşte bu kadar basit! Sadece atılacak bir adımla ticari ekmeklerin yarattığı bir sürü hastalıktan kurtuluyor hem de binlerce yıllık bu geleneği hayatımıza tekrar dahil ederek o zengin lezzete ulaşıyoruz. Söz veriyorum bir kere denedikten sonra vazgeçemeyeceksiniz.

Sevgiler

Aydan Hatice Çelik

Aydan Hatice Çelik

Aydan Hatice Çelik

1988 yılında Mersin'de doğdum. Alanya'da büyüdüm. Hayatım yemek ve seyahat üzerine geçti. Turizm ve Otel İşletmeciliği Mutfak Bölümü mezunuyum. Güzel yemeğe ve onun insanların üzerinde bıraktığı güzel etkiye aracı olmayı seviyorum. Yemek yeme,pişirme, gastronomik keşifler, yeni tatlar ve baharatlarla alakalı her şey üzerine çok ilgiliyim. 2013 yılında Reiki ile 2014 yılında ise İsmail hocamla tanıştım. Reiki 3A öğrencisiyim. Reiki ile şifalanıyor şifalandırıyorum.

1 yorum

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler