Varoluş Dergisi

ACİL DURUM! ZİHİN ŞOKTA

Peki, yaşamamız için kalbimiz kanımızı vücudun her zerresine nasıl pompalayabiliyor?  Hiç merak ettiniz mi bu bir avuç kas parçası nasıl çalışıyor, bize nasıl hayat veriyor?

Yaşam ahenkle akadursun, yaşanılan olaylar bazen, hatta çoğu zaman öyle olmuyor. Sanki bir yerlerde yaşam tıkanıp akmıyor, aynı olaylar yaşanıp duruyor. Yukarıda anlattığım gibi, kalbin şoka girmesi misali, zihinlerde de devreler yanıyor, adeta zihin şoku yaşanıyor. Nasıl mı?

Çünkü zihin, düşüncelerle,  kelimelerle ve seslerle, gürültülü ve çok konuşmakta, birçok uyarı oluşturmaktadır. Kalp ise sezgiyle, kelime kullanmadan, sessizce iletişim kurmakta, net ve tek bir uyarı oluşturmaktadır. Zihnin gürültüsünün yanında da doğal olarak kalbin sesi duyulmamakta, kalpten gelen uyarı onunkilere karışmakta ve yapmamız gereken şeyin mesajı anlaşılmamaktadır. Mesajı alamayan beden ise yanlış seçimler yapmakta, doğru ve doğal davranamamaktadır.

Bir iş arıyorsunuz. Bir kaç yere başvuru yaptınız. Çok şanslısınız, hepsinden olumlu yanıt aldınız. İçiniz bir tanesine çok ısındı, sizi o yöne çekiyor. İşte kalbiniz, bedeninize yapmanız gereken davranış, vermeniz gereken karar için sezgi ile uyarı göndermiş durumda. Kalbin mesajını dikkate alıp, süreci uzatmadan sonuçlandırırsanız ne ala. Yok ben biraz düşüneyim, şartları analiz edeyim derseniz geçmiş ola! Elini veren, kolunu kaptırır misali dikkat zihne verildiğinde, zihin başlar dört işleme. Geçmişteki acıları, geleceğin endişeleriyle toplar, çıkan sonucu inançlarıyla çarpar, korkulara böler ve öyle sonuç verir. Sonuç çoğu zaman kalbinkinden farklı ve hatalıdır. (aynı çıkarsa ne ala:)

Siz kalbin içinize fısıldadığı işte karar kılmışken:  “Aa, olur mu hiç, maaşı az onun. Ötekinin daha çok. O para yetmez sana, yetmez” der, kararı değiştirir. “Tamam maaşı çok alan olsun,” dersiniz, bu sefer,  “Ama onun da patronu, eski işindekine benziyor, hatırlarsan çok acı çektirmişti sana,” der, içinize kurt düşürür.” Hımm, üçüncü daha mı iyi ki. Evet evet, bu iyi. Hem patronu da iyi görünüyordu, o olsun,” derken, yeni bir düşünce “Ama o da çok uzak, o kadar yolu kim gidecek, hem yol parası da çıkıyor o zaman,” der. O böyle analiz ederken, birçok düşünce akımı oluşur, birbirine karışır. Siz de kendinizi “Kafam karıştı, ne yapacağım ben şimdi” derken ve çoğunlukla kendinizi kararsızlıktan hiçbir şey yapamazken bulursunuz.

Zihin işi o kadar abartır ki, iş başvurusundaki gibi anlık düşüncelerle değil,  “Çok mutsuzum, hayat çok zor, ölmek istiyorum, yaşam berbat, hayat bitti, kendimden, herkesten nefret ediyorum,” tarzı inançlarla bedeni esir alır. Ancak bunlar “hangi işi seçsem?” tarzı düşünceler gibi değildir. İnanç oldukları için çok yoğun, derin ve güçlü düşüncelerdir. Enerjileri çok fazla olduğu için, bedeni-hayatı yönlendirmede çok etkilidirler. Bunların oluşturduğu akımlarda yaşayanlar hep uçlarda, çoğunlukla mutsuzlukla ve depresyonda yaşarlar. Bu durum doğal olarak, insana ve bağlantılı olduğu yaşama zarar verir. Bir yerde dur demek gerekir, çünkü kalbin şoka girmesi misali zihinde anormal akımlar dolaşmakta, bunlar hayatı tehlike altına almaktadır. İşte kalp şoka girdiğinde şok cihazının kalbi yüksek enerji ile durdurup, kendi ritminde döndürmesi gibi, hayat da; yaşamı kurtarmak adına zihni, zihindeki biriken enerjiyi daha yüksek enerjili bir şeyle şoklar, sarsar. Ancak hayat zihni kendine getirirken, defibrilatör kullanmaz. Onun yerine kaza, iflas, ölüm, hastalık gibi şok yöntemlerini kullanır. Çünkü zihindeki almış başını gitmiş olan enerji o kadar yüksektir ki, bunları sıfırlamak için var olandan daha fazlası gerekmektedir. Ancak bu şekilde olmaması gereken düşünceler söner, zihin dinginler. Kafaya taktığı şeylerin önemsizliğini kavrar ve kendini hatırlar. İşi olan kalp-beden arası bağlantıyı kurmaya ve kalpten gelen net, tek uyarıyı bedene, bedenden gideni de kalbe iletmeye başlar.

 

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 Ankara doğumlu. Lisans/Yüksek Lisans dahil tüm eğitimlerini Ankara'da aldı. Çocuk diş hekimi oldu. Ankara, Sinop, Düzce’de çalıştı. Evlendi. İstanbul’a geldi. Bilincine ışık yakarak, hayata bakışını, böylece hayatını değiştiren Reiki Hocası İsmail Bülbül ile tanıştı. Reiki 3b öğretmeni oldu. Reiki’yi bilime katmalıyım isteği ile Yeditepe Üniversitesi Fizyoloji bölümünde doktoraya başladı. Böylece bir kez daha insanın mükemmel yaratıldığına şahit oldu. Reiki Okulu’nda öğrendiği öğretilerin soyutluğunun doktora bilgilerinin somutluğu ile desteklendiğini görünce yürüdüğü yolun doğruluğundan emin oldu. Düşüp kalkmalarından sonra o yolda koştuğunu hissediyor. Dönüp duruyor bakalım. Allah sonunu hayır etsin. Bu arada bir kızı, bir oğlu oldu. Onlar ve yaşadığı hayat sayesinde sevgiyi, sabrı, merhameti ve tüm güzellikleri hayatına katmaya çalışıyor.

8 yorumlar

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler