Varoluş Dergisi

TEZAHÜR HUSUSLARI

Bir şeyleri dönüştürmeyi göze almak-hele ki köklü alışkanlıkları, zihin / duygu yapısını ya da hayatın büyük bir bölümünü- çok fazla enerji ve zaman talep edebilecek bir yoldur.

Genelde az seçilen bir yol, bazen ne kadar güzel, eşsiz görünürse görünsün, içinde kendi zorluklarını da taşır. Görünürde aynı şartlarla yola çıkan her deney, her zaman aynı sonuçları vermeyebilir. Dahası bu yol; herkese, her zaman gönül rahatlığıyla tavsiye edilecek bir yol da olmayabilir. Herkesin -bilinçli ya da değil- seçimi, süreçleri, meşrebi, bütünün içinde saygı duyulması gereken ihtiyaç, rol ve buna uygun farklılıklar ve takdirler gösterir. Aynı yere, bir çok farklı yoldan ulaşılabilinir ve yolculuk, dönüşüm hiç bitmez.

Hayatınızdaki herhangi bir şeyi gerçekten dönüştürmeniz için; aslen onun üzerindeki somut / maddi parçaları değil, süptil yapınızı dönüştürmeniz gerekir. Değiştirmek dönüştürmek değildir. Değiştirmede aynı düzlemde bir alışveriş, dönüşümde ise boyutsal bambaşka bir potansiyel mevcuttur. Somut yapıları değiştirseniz de (yaşanılan yer, iş, eş, alışkanlıklar vs.) zamanla aynı kalan duygu / zihin yapısı kendini değişen, ikame edilen somut yapılar içinde tekrar tekrar ifade edecek yollar, kılıflar bulur ve siz bunu her seferinde şiddetlenen, eziyet edici bir döngü biçiminde yaşarsınız. Tezahür ettirme çalışmaları her zaman derin, içsel, tedrici çalışmalardır. Varlık dönüşmedikçe ancak etiketler değişir, içerik aynı kalır. Hayatınızın herhangi bir evresinde, bu ister küçük bir istek, ister köklü bir dönüşüm olsun, herhangi bir şeyleri tezahür ettirme ve “birlikte yaratma” yolunu seçtiğinizde, gidişatın esenliği için dikkat edilmesi gereken bizim üzerimize düşen bir takım hususlar ve çabalar vardır:

1. Bunun için ne kadar zaman ve kaynak ayırmaya gönüllü olduğunuzu ve nelerden feragat edebileceğinizi kendinize göre dürüstçe tartmanız, kabullenmeniz, bunun sorumluluğunu, gerektirdiği cesaret ve sabrı karşılamanız gerekir. Sahip olduğum şeylerle gerçekten mutlu muyum? Bana yük olan, rahatsızlık duyduğum, kısıtlandığım alanlar, gerçekleştirmek istediğim itkilerim var mı, neler ve neden? Daha fazlası mümkün mü? Yaşamımda değiştirmeyi arzuladığım, mutsuz olduğum şeyler var mı? Bu ya da benzer sorulardan herhangi birini sormak; huzurunuzu bozacak belli bir farkındalıktan sonra rutin, içsel bir arınma, tanıma sürecine girmeye, kendinizle kalıp enerjiyi içinize yöneltmeye ve buna gerçekten dikkatle zaman ayırmaya gönüllü olmanızı gerektirir. Yani kendinizi ve yola çıktıklarınızı enine boyuna tartmanıza, belki de bir rehberle bunları kolaylaştırabilecek çalışmalara odaklanmanız gerekebilir. İçinde bulunduğunuz süptil alan değiştiğinde farklı şeyler görmeye, duyumsamaya ve istemeye başlarsınız bu da bir noktada kaçınılmaz olarak hayatınızı somut biçimde etkileyecektir, ters yöne salınımda mümkündür (mesela içinde bulunduğunuz ormanın bir anda zihin yapınızı değiştirmesi gibi) fakat tezahür ettirici ana mekanizma süptil olandır, çünkü aslen ormanı görüş biçiminiz ve onun sizin süptil alanınızı değiştirmesine açık olabilmeniz de yine süptil alanın niteliğinden kaynaklanır.

2. Bir şeyleri dönüştürmeyi göze almak-hele ki köklü alışkanlıkları, zihin / duygu yapısını ya da hayatın büyük bir bölümünü- çok fazla enerji ve zaman talep edebilecek bir yoldur. Ufacık bir şey bile bugünden yarına değişmez düşüncenin madde olarak tezahür etmesi onun ne kadar güçlü, temiz olarak odaklandığı ve rutin sürelerle egonun histerik kontrollerinden uzak, istekle tekrarlanıp tekrarlanmadığına bağlıdır. Evren yasaları eşliğinde, berrak, sevgi dolu, şüphesiz bir niyetle adım adım ve dengeli çalıştığınızdan, enerji vampirlerinden uzak durduğunuzdan emin olun. Özellikle akıl (zihin) ve bilinçaltınıza ekstra özen göstermeli -çünkü gerçekleştirmek istediğinizin tersi istikamette 24 saat çalışacaktır- en azından farkındalık dengesinde kalabilmenin yollarını geliştirmelisiniz ve mümkünse sabote eden kalıplarınızı temizlemeyi, yerine yeniyi inşa etmeyi öğrenmelisiniz. Bir şeyi bilmek, yapmak ve olmak arasında tekamüli seyirler vardır. Ruhsal içeriklerle gelen büyük değişimler, dünden bugüne değişimler değildir çok yüklü birikimler taşırlar.

3. Tezahür ettirme sizin sadece tüm gücünüzle hayal edip, “dış kaynaklara” güvenerek suya sabuna değmeden köşeden olup biteni izleyeceğiniz “armut piş ağzıma düş” süreci değildir. Tezahür ettirmede “birlikte yaratma” vardır. Dolayısıyla siz elinizden gelenin en iyisini yapmak için çabalamaya istekli olmalı, var olan durum içinde üzerinize düşen önlem ve tedbirleri almaya, bir şeylerin somutlaşması için gereken çabayı, sorumluluğu evrene göstermeye, maddi manevi arka plan kaynaklarını olabildiği kadar karşılayabilmeye (“öyle gelişmese dahi”) gönüllü olmalısınız.

4. Tezahür ve dönüşüme mani olmaya çalışacak olan dualite, zihin ve egonun kaynaklarının, içte ya da dışta hangi yüzlerle ortaya çıkabileceğini bilmeniz gerektiği kadar, onlarla dalaşa girerseniz düşeceğinizi de bilmeniz ve bu süreçte dengeyi korumanız gerekir. Bunlar ortaya çıktığında ve türlü şekillerde şiddetini arttırdığında, onlarla çatışmaya girmeden rehberliklerini alarak ve evren üzerinde her tür engeli kaldırmaya muktedir olan içinizdeki kaynaklara nasıl ulaşacağınızı çözmeniz, ve ne olursa olsun, her an koşulsuz şartsız kalbinize merkezlenmeniz ya da oraya dönebilmeniz gerekir. İlahi yardımın ve tüm anahtarların kaynağı budur!

5.Yola çıktığınız niyet (varsa içinde korkular, gizli güdüler) üzerine mutlaka çalışmalısınız, yoksa durum tam da niyet ettiğinizin tersinde seyredebilir

Peki değer mi bunca şeye? Bu sorunun cevabı da kendinizle ilişkinize bağlıdır. Bana sorarsanız her şeye değer, bundan daha değerli bir şey mümkün değildir ve arda kalan her şey de bu değeri izler.

Tüm bunlar dahilinde gene de belli tezahürler gerçekleşmiyorsa tam da öyle olması gerektiği içindir! Her zaman bizim erişemediğimiz kör noktalar vardır, olması da gerekir, o noktayı güven, tevekkül, şükran ve sevgiyle kucaklayabilmek ve kapıyı açık tutabilmek gerekir. Bir şeylerin olmaması da bir ödül, bir sınanma, riayet edilmesi gereken bir süreçtir ve sizin ondan da alabileceğiniz ve belki de bir sonraki adımda kullanabileceğiniz dev dersler vardır. ‘Olduran da öldüren de O… Olmak için de ölmek için de diri olmak gerekir’ denir. Biz önce diri olmak için belki de kendimizi ve kim olduğumuzu hatırlamalıyız işte o zaman kapılar da o ölçüde açılacaktır O’ndan O’na…

Bedeniniz dinç, zihniniz berrak, yüreğiniz geniş, hayalleriniz gerçeğiniz, ruhunuz özgür olsun…

Ahu Birlik

1981 baharında Ankara'da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim seyahat ve enstantanelerle geçti. İstanbul Bilgi Üniversitesi Film&Tv lisans ve Kültürel İncelemeler yüksek lisans programlarını tamamladıktan sonra hizmet, üretim, reklamcılık gibi sektörlerde farklı görevlerde yer aldım. 2012 yılında içsel yolculuğu beni Reiki Bilinçaltı Terapiler ve Can Hocam İsmail Bülbül'e taşıdı. 2014 yılından beri Bodrum'da yaşıyor, Bodrum Şifa Sanatları Atölyesi Kumbahçe'de yolculuğumuza sevgiyle, şükranla devam ediyorum.

Usui Reiki Master Teacher

Add comment

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler