Varoluş Dergisi

PEK SEMPATİK OLMAYIN

Kainatta her şeyin bir denge içinde var olması gibi ufak bir kainat olan vücudumuzda da homeostaz denilen içsel bir denge söz konusudur. Kanımızdaki glikoz, kalsiyum, potasyum, vücudumuzun pH’ı, kan basıncımız, kalp atım hızımız belli sınırlar içinde, her daim dengede tutulur. Bu sınırlar mükemmel donatıma sahip olan vücudumuz tarafından sıkı kontrol altındadır. Değerlerin azalarak veya artarak sınırlar dışına çıkması durumunda bazı sistemler devreye girer ve değerler normal sınırlarına çekilerek içsel denge sağlanır. Otonom sinir sistemi vücudumuzdaki en önemli kontrol sistemidir. Otonom sinir sistemi homeostazı düzenlemek için yani dengeyi sağlamak için vücuttaki bütün organların uyum içinde ve doğru çalışmasından sorumludur, istemsiz çalışan iç organları ve dokuları yönetir.

Kalp ritmi, sindirim, solunum, idrar kesesi fonksiyonları gibi çok sayıda vücut işlevini ve iç organların çalışmasını hızlı ve güçlü bir şekilde düzenler. Saniyeler içinde kalp hızını artırabilir, tansiyonu çıkarıp, indirebilir. Örneğin; korku duygusunu hissettiğimizde kalp hızımız artar, solunumumuz hızlanır ve yüzeyselleşir. Otonom sinir sistemi sempatik, parasempatik sistemden ve sindirim sistemine özel enterik sinir sisteminden oluşur.

Sempatik sistem yazılarımda hep bahsettiğim, stres anında kendimizi korumamıza yarayan savaş ve kaç tepkisinden, kısaca bizi uyarmaktan sorumlu sistemdir. Sempatik sisteminiz aktifse vücut ve ruh tetikte tutulur, enerji tüketimi olur. Parasempatik sistem aktifse sempatik sistemin aksine dinlen ve sindir tepkisi üretilir, vücut ve ruh sakinleşir ve sindirim olayı gerçekleşir, enerji depolanır. Bu iki sistem birlikte uyum içinde çalışırlar, zıt değildir, birbirini tamamlayarak denge oluştururlar. Akut stres anında aktifleşen sempatik sistem tehlikeden korunmak adına çok önemlidir, ancak sürekli öfke, kaygı, korku benzeri duyguları kendimizde tutarak bu sistemi de aktif tutmamız hem ruhumuz hem de bedeniniz için yıkıcıdır, kronik hastalıklara sebebiyet verir.

Dengenin parasempatik sistem lehine değişmesi yani parasempatik sistemin aktifliği ise enerji depolayıcı ve yapıcı etki gösterir ve bizi sakin tutar. Biz sakin olduğumuzda da parasempatik sistem devrededir. Karşılıklıdır yani. Vücutta enerji depolama ve iyileşme gözlenir. Bedenimiz yediklerimizi, ruhumuz yaşadıklarımızı sindirir, zihnimiz dingin, ruhumuz huzurlu olur. Bu yüzden günlük yaşantımızda her daim sükunet halinde kalmamız çok önemlidir. Yani anı yaşamak, kendimizle olmak, zihinle özdeşleşmemek. Bu şekilde  parasempatik modda kalır, enerji depolar, huzurlu ve mutlu hissederiz. Tabii söylemesi çok kolay uygulaması bazen bir o kadar zordur. Zihinlerimiz bazen çok yoğun duygu ve düşüncelerle adeta bizi esir alır. Bu durumda yapılacak en güzel şey kendi merkezimizden, kendimizden ayrılmamak, farkında kalmaktır. Ayrıca namaz, dua, meditasyon, yoga, reiki gibi zihin-beden müdahaleleri yaparak parasempatik aktiviteyi arttırır, otonom sinir sistemindeki dengesizliği normalleştirebiliriz. Bu şekilde enerji depolama moduna alınan zihin ve beden doğal haline geçecek ve bize iyileşmeye ve huzurlu olmaya dair haller sunacaklardır. İyiyle kötünün, siyahla beyazın, geçmişle geleceğin birleştiği birlikte, merkezimizde kalmak dileği ile…

Emine NALÇACI MAVİŞ

 

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 Ankara doğumlu. Lisans/Yüksek Lisans dahil tüm eğitimlerini Ankara'da aldı. Çocuk diş hekimi oldu. Ankara, Sinop, Düzce’de çalıştı. Evlendi. İstanbul’a geldi. Bilincine ışık yakarak, hayata bakışını, böylece hayatını değiştiren Reiki Hocası İsmail Bülbül ile tanıştı. Reiki 3b öğretmeni oldu. Reiki’yi bilime katmalıyım isteği ile Yeditepe Üniversitesi Fizyoloji bölümünde doktoraya başladı. Böylece bir kez daha insanın mükemmel yaratıldığına şahit oldu. Reiki Okulu’nda öğrendiği öğretilerin soyutluğunun doktora bilgilerinin somutluğu ile desteklendiğini görünce yürüdüğü yolun doğruluğundan emin oldu. Düşüp kalkmalarından sonra o yolda koştuğunu hissediyor. Dönüp duruyor bakalım. Allah sonunu hayır etsin. Bu arada bir kızı, bir oğlu oldu. Onlar ve yaşadığı hayat sayesinde sevgiyi, sabrı, merhameti ve tüm güzellikleri hayatına katmaya çalışıyor.

Yorum yap

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler