Varoluş Dergisi

NEDEN SPİRİTÜALİZM

Yaşam döngüsünde maddi ya da manevî olumsuz duygu ve durumlar yaşamayanımız yoktur. Acaba aramızda kaç kişi böyle durumlarda kimseyi yargılamadan, suçlamadan şunu söyledi: “Bunu hayatıma neden çektim?  Görmem gereken neydi? Ve en önemlisi bilinçli olarak dönüştürebilmenin huzurunu yaşadınız mı? Her ne olursa olsun içinizde sebebini bilmediğiniz mutluluk var mı? Ben yaşadım ve her şekilde çocukça bir mutluluk vardır kalbimde…

Bizi etkileyen tüm olayların tesadüf olmadığı artık bilimsel olarak da kabul edilmektedir. Sigmund Freud, Carl Gustav Jung gibi birçok hekim ve araştırmacı yaptığı çalışmalarda travmatik durumları bir şekilde bilinçaltı ile ilişkilendirilmiştir Bizim hatırlamadığımız, bilincimizde olmayan milyonlarca bilgi bilinçaltında saklı olup bir kısmı gün yüzüne çıkmak için fırsat kollar. Bazen bedenimizde bir hastalık, bazen rüyada bir kabus, bazen de bedensel ya da ruhsal bir travmaya yol açar.

Öncelikle şunu bilmelisiniz; siz değişirseniz dünyanız değişir. İşiniz, eşiniz, maddi ve manevi durumuz değişir.

-Düşünce modeliniz değiştiğinde enerji alanınız değişecektir, bir şekilde hayatınız yaşam amacınıza uygun hale gelecek bu da maddi, manevi dönüşüm yaratacaktır.

-Bu dönüşüm, evrensel sevgi bağı ile size aşkı, bereketi, sağlığı, ihtiyacınız olan her ne ise gerekli fırsatları sunacaktır… Çünkü benliğiniz korkulardan arınmış olacağından; niyetlerinizi kalbinizden isteyip zihniniz ile gerçekleştirebileceksiniz. Ancak niyetinizin sizin ve bütünün en yüksek hayrına olmasını dilemeyi unutmayın lütfen…

Bilimsel olarak bilinçaltına inme yöntemleri: Rüya çözümlemeleri, dil ve yazı sürçmeleri, serbest çağrışım, hipnoz ve bazı projektif testler ile yapılabilir.

Bilimsel yöntemlerle travmatik durumun temeline inilebilir ve olayı çözümleyebilirsiniz. Ancak ben kendi deneyimlerime göre bunun yeterli olmadığı kanısındayım. Hayatımızın kısır döngüleri sadece bir olayla sınırlı değildir. Aslolan farkındalığımızdır. Farkındalık kendi özünü ve birlik bilincini bilmektir. Bu dinsel ya da mistik bir yaklaşım değildir. Bilim madde peşinde koşarken spiritüeller ruhtan bahseder. Gerçi kolektif bilinç, psikiyatrik kuramlar ile artık kabul edilmiştir. Farkındalık ayrıca, görünen ve bilinenlerin ötesinde bir yaşam, bir enerji alanı olduğunu ve bu bilinç ötesinin, hayatımızı etkilediğini öğrenmektir.

Ancak ister bilimsel ister spiritüel olsun; konusunda yeterli bilgi ve deneyimi olan, kendi yaşamında dengede olup huzur ve mutluluğu içsel olarak yaşayabilen, ışığını yansıtabilen kişi olmasına dikkat edilmelidir. Çok önemli bir konuda; sizi kendisine bağımlı hale getirmeden farkındalık bilincini vererek kendi yolunuzu bulmamıza rehber olabilmelidir.

Farkındalıklı bir yaşam ile bilinciniz ve enerjiniz yükselecektir. Böylece;

-Kendinizi ve herkesi olduğunu gibi kabul edip sadece var olduğu için sevmeyi öğrenecekseniz.

-Kendinizle olmak mutluluk verici olacaktır, kendinizi kolayca ifade edip istemediğinizi sevgiyle reddedebileceksiniz.

-Takdir edilme ve onaylanma ihtiyacı, kendinizi ispatlama egosu kalmayacaktır.

-Başkasının size yaptıklarından dolayı kendinizi savunma ihtiyacınız olmaz, öfke, kin, intikam duyguları bir yana, yargılamayı bile bırakırsınız.

-Yaşanılan olumsuz şeyler eskisi gibi sizi üzmez, kurban bilinci geliştirmezsiniz. Yaşanılan duyguların etkisi kolayca geçip hayatınızın akışını etkilemesine izin vermezsiniz. Çünkü her olan şeyin bir amacı olduğu bilirken; görmeniz gerekene odaklanıp yapmanız gerekeni kolayca bulabilirsiniz.

-Yaşamınızı yüksek bilinçle sorguladığınızda yaşam amacınızı bulur, işinizi keyifle yaparsınız. Böylece işiniz ile ilgili başarı ve gelirinizin artışı kaçınılmaz olacaktır.

-Zihninizdeki konuşmalar son bulurken, ne baş ağrınız olur ne de başka bir sağlık sorununuz… Tüm hastalıkların bilinçaltı etkileri olduğunun da bilincindesiniz çünkü…

-Artık ne geçmişteki olaylara takılırsınız ne de gelecek kaygısı yaşarsınız… Korkularınız azalmıştır. Akışta olmanın huzuru ile seçimlerinizi yaparken yapmanız gerekenin en uygununu yapacağınızı bilirsiniz. Çünkü ruhunuzun rehberliğine güvenirsiniz. Veee hayatınızın kontrolü artık elinizdedir, yaşamak istediğinizi yaratabilme gücü de..

-Her zaman, her yerde içinizde bilmediğiniz bir sebeple bir sevinç var olacaktır olmanın huzurunu kimse bozmayacaktır.

Neler yapmalıyız? Her yazımda bahsettiğim gibi öncelikle var olan her şeyi sevgiyle kabul etme ve affetmek… Bu haklı ya da haksızlığı göstermez, sadece sırtımızdaki yüklerden kurtulmuş gibi zihinsel olarak özgürleşmektir. Bakış açımızı ve konuşma dilimizi değiştirmek sonraki adımlardır. Dört Anlaşma ve Ustaca Sevmek (D.Miquel) Başarının 7 Spiritüel  Yasası benim için temel kitaplar olmuştur. Kendimde zihinsel, ruhsal ve bedensel arınma çalışmalarında, Reiki (İsmail Bülbül hocama saygılarımla) ve bireysel Ho’oponopono öğretilerinin etkileri azımsanmayacak derecede olup dönüşümümü hızlandırmıştır.

Ayrıca hiç kimseye ve hiçbir öğretiye bağlı olmadan da kısmen kendiniz olma bilgeliğine erişebilir ve hayatınızın kontrolünü alabilirsiniz. En kolay ve bedava olanı rüyalar ile bireysel meditasyondur. Her gece mutlaka uykuya dalmamıza rağmen onların bilgeliğinden haberdar olmamak ne kadar tuhaf değil mi?  Bunun için her gece uyumadan önce sorununuz ile ilgili net soru sormanız ve basit meditasyon yöntemleri denemeniz yeterlidir. Bir de rüyanızı hatırlamak için niyet edip uyandığınızda mutlaka not almanız önemlidir. Not aldıkça daha çok hatırlamanız mümkün olacaktır. Ancak rüyaların bilgeliğinin sembolik bir dil olarak arketipler içerdiği bilinmelidir.

Son söz olarak bilinmelidir ki: Hem bilimsel hem spiritüel çalışmaların temeli, kendini sevmekle başlar… Kendini sevmeyen başkasını sevemez… Hayatına onu seven insanları da çekemez… Doğayı ve diğer canlıları da sevemez, koruyamaz… Nihayetinde kozmik enerji akamaz.

Varoluş kabul etmek, teşekkür etmek ve sevmekle bütünleşecektir.

Sevgiyle huzura doğru…

Yasemin Kaya

Uzm.Dr. Yasemin Kaya
Antakya , 1974 doğumluyum. Orta öğrenimini Antakya Kurtuluş Lisesi’nde tamamladım.
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim.
2002-2007 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Anesteziyoloji ve Reanimasyon dalında uzmanlık eğitimi aldım. Ardından, Muş Kadın-Doğum Hastanesi’nde mecburi hizmetini tamamladım.
2009 yılından itibaren sırasıyla SSK Antakya Devlet Hastanesi ile Adana Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesinde görev yaptım.
Halen; 2011 yılında çalışmaya başladığım Antakya Özel Akademi Hastanesi’nin Organ ve Doku Nakli Koordinatörü, aynı zamanda Genel Yoğun Bakım sorumlusuyum.
16 yaşındaki kızım Ece ile birlikte yaşamaktayım.
2017 ocak ayı hayatımın dönüm noktası oldu. Spirütel yaşam ve reiki ile tanışmakla zihnimin berraklaştığı, bakış açımın değiştiği; zihinsel, ruhsal ve bedensel dönüşümü yaşadım.
Bir hekim olarak bu değişimi tanımlamakta güçlük çekebilirim.
Herhangi bir ilaç kullanmadan, duygu durum değişikliğini pozitif yönde ve her geçen gün artan bir enerjiyle bu güne gelen beni anlatabilmem ancak spiritualizim ile mümkündür.
Hekimliğimi ilahi şifa enerjisi ile birleştirerek sevgi yolunda ilerliyorum.

2 yorumlar

  • “Son söz olarak bilinmelidir ki: Hem bilimsel hem spiritüel çalışmaların temeli, kendini sevmekle başlar…” ben de imzamı atıyorum bu güzel sözün altına ☺️ çok güzel bir yazı tebrikler. Eline kalemine yüreğine sağlık canım benim 🌹👏

  • Kapsamlı ve değerli bir yazı olmuş ne güzel anlatmışsınız çok iyi geldi okumak😇💫🍀🙌💜

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler