Varoluş Dergisi

BOŞ TESTİ

Dünyaya geldikten sonra belli kimliklere sahip olup, tekamül yolculuğumuzu bu kimlikler vasıtasıyla sürdürürüz. Tekamülün gelişimi ve bedenli birer varlık olduğumuz için, ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla kendimize belli roller biçeriz. Bu roller maddi ve manevi düzlemde bizleri aynı kaynağa bağlamak içindir.

‘Farklı yollardan aynı kaynakta birleşmek.’ Yaratıcının tam merkezinde, tek noktada ama her yerde.. ‘O’ tam bir sanatçı. Tüm varoluşu öyle güzel bir matematikle oluşturmuş ki; şükürler olsun, tüm doğa, canlılar, kainat, insanlar kollektif düzlemde ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Sonsuz güven deryasında özel bir kontrol alanı olmaksızın her şey yaradana secde ediyor.

Teslimiyet, ahenk, uyum, bu mekanizmanın yegane parçaları. Bunların dışında, günlük hayat gailesinin içinde, yaratıcının bir parçası olduğumuzu unutup, sadece beden ve kimlik olduğumuz yanılgısına düşebiliyoruz.

Böylesi zamanlarda içsel farkındalığımız düşüp, dış dünyaya ve dış uyaranlara ilgimiz artabiliyor. Bu durumda görmezden geldiğimiz içsel-manevi-yaratıcı yanımız bunu fark edebilmemiz için bizi bazı deneyimlere ve sınavlara tabii tutuyor. İçsel sıkıntı dediğimiz şey de aslında bu olmalı. Gelen mesajlar, işaretler ve deneyimleri dikkate alıp, onları fark ettiğimizde üstünü kapattığımız içsel algımız derinlerde kendini göstermek için ışığını tekrardan yakıyor. Bu ışığı görebilmemiz için zihnin sakin olması önemli. Sakin bir zihne kavuşmak için, en ideal yöntem ‘meditasyon’dur diyebiliriz. Her gün aynı saatlerde 20 şer dakika (yeni başlanıyorsa daha kısa bile olabilir) yapılan bir meditasyon zihinle beraber kalbi de temizler. Zihin ve kalp arasında içsel ve dışsal olarak derin bir bağ var. Kaygı, endişe ve türlü negatiflik bu bağın önünde duvar gibi durur ve zihin bizi sürekli bir şeylerle meşgul eder; gün içinde yaşadığımız olaylarla, illüzyon duygularımızla, zanlarla.. Kimi zamanda uyuşturma yoluna gider; maddelerle, yemekle, eşyalarla, bağımlılıklarla..

Meditasyonla birlikte temizlenen zihinde, gereksiz kaygıların gerçek olmadığını anladığımızda bir –boşluk- alanı oluşur. O boşluk ilk zamanlar bize korkutucu gelebilir, içine girecek cesaret bulamazsak zihni oyalayan alışkanlıklara tekrar başvururuz; fakat dönüp dolaşacağımız nokta yine buna çözüm aradığımız nokta olacaktır. Tekrar meditasyona başlayıp, o boşluğa tekrar düştüğümüzde bunu bir fırsat olarak görmek ve onu izlemek, o boşluk deryasında kalma cesareti göstermek büyük bir adımdır. O boşluk; bilinmezliktir, karanlıktır, ‘hiçliktir’, aynı zamanda hafifliktir, huzurdur ve özgürlüktür; tüm tutunduğumuz ‘şeyler’den, zihinden, duygulardan, insanlardan, eşyalardan..

Kabul ettiğimiz ve yaşamaya cesaret ettiğimiz o boşluk, zamanla bize hikmetini gösterir. Boşluk içinde; zihni, kimliklerimizi ve nefsimizi, modern söylemiyle ‘ego’yu gözlemleme alanımız genişler.

Egoyu bir testiye benzetirsek; gözlemci tarafından görünür hale gelmeye başladığı anda kırılmaya başlar. Kırılan testi kısa bir süre içinde sızıntı yapmaya başlar. Dünya gözüyle baktığımızda, ortada bir kayıp vardır, kırılan testiden sızan su ziyan gibi görünür. Halbuki; su bir kaynaktır ve kaynağın genel adıdır. Testi kırıldığında, su da döküldüğünde geriye ‘boşluk’ kalır. Tıpkı bu beden ve kimlikten özgürleşen ruhumuz gibi..

O boşluk ‘biz’iz. O zaman havadaki zerre de, somut olarak göremediğimiz hava da ‘biz’iz. Beden testisi elbet bir gün kırılacak, süresi dolacak ve yok olacak, yani kimlik ve bedene olan bağlılığımız pamuk ipliğinde. Ha bugün, ha yarın diye beklemek gerçeği değiştirmeyeceği için, ego-kimlik-beden testisini kırmaya niyet edelim. Eğer, testi kırılırken çıkan gürültünün; güzelliklerin ayak sesi olduğunu imgelersek, bu geçişi kolaylaştırabiliriz belki. Sonrasında şefkatle kırılan parçaları süpürüp, kendimizi boşluğun (yaradanın) hafifliğine bırakabiliriz. Ne dersiniz?

Sonsuz olana, testiye, suya, doluya, görünene, görünmese de var olana şükürler olsun..

Esra Yılmaz

Esra Yılmaz

2009 Yılında Reiki ile 2011'de de İsmail Bülbül hocamla tanıştım. Reiki 3b Öğretmeniyim. Kendimi tanıma evresini yaşarken insanlara faydalı olabilmek amacındayım.

3 yorumlar

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler