Varoluş Dergisi

TAKMA BIYIK

Para kazanmak istiyordu. Ama çalışmak değil. Çalışmadan üretmek, ürettiklerini ise basitçe satmak, pazarlamak. Aynı zamanda lider olmak, diğerlerini kontrol etmek, yönetmek.

Aklına bir fikir geldi, sinsice ve akıllıcaydı. Plan tutarsa hem zengin, hem lider olacaktı.

Vakit kaybetmeden planını işlemeye başladı. Aynanın karşısına geçti, bir köpük ve jilet aldı. Bıyıklarını bir güzel kesti. Sonra siyah iplikten kocaman bir takma bıyık yaptı ve taktı. Bu takma bıyık doğalından daha dikkat çekici, daha gür ve daha parlaktı.

Evet, takma bıyık satacaktı Zekiye Kedi.

Çok masum görünen bu satış işi, planın ilk kısmıydı. Takma bıyık satışının kazandırdığı para onu zengin, değiştirdiği güzellik algısı ise onu lider yapacaktı. Bu ise planın ikinci ve gizli kısmıydı.

İçinde yaşadığı toplumun içinde saflar da olsa çoğu akıllıydı ve hepsi çalışkandı. Çalışır, kazanır, üretir bağımsızca yaşarlardı ve hepsinin zihinlerine yerleşmiş, çok sabit inançları vardı. Bunları değiştirmek, onları etkilemek imkansızdı.

Ama Zekiye Kedi zekiydi, biliyordu, imkansız diye bir şey yoktu. Hayatta her zaman bir çözüm olurdu. Bu azimle ve kendine güvenle hemen planını işlemeye koyuldu.

Aynada kendini gördü. Önce kendi kendine güldü. Çok komik gözüküyordu ama bu hissiyatını gizledi, kimseye belli etmedi. Hatta kendine bile.

Çok güzel olduğuna önce kendini inandırdı. Zira kişinin inanmadığı işi yapması ahmaklıktı ve asla başkalarına inandırıcı olamazdı.

Islık çala çala arkadaşlarının yanına gitti.

Arkadaşlarının hepsi hayretle Zekiye’ye bakakaldı. Kimi yorum yaptı, kimi sustu kaldı. Kimi dalga geçti, kimi dile getirmeden güldü ama belli etmedi.

Ama Zekiye’nin planı gayet güzel işliyordu. Dikkat çekmeyi başarmıştı. “Çok güzel, adım 1: başarılı. Dikkat çekme başarıldı.”

Azimle bıyıklarını her gün traş edip, takma bıyığını itina ile taktı ve topluma karıştı. Komik ve tuhaf da olsa reklamını yapmıştı.

Gel zaman git zaman arkadaşı Safiye, Zekiye’nin yanına geldi. Hal hatır sordu ve “Mmm, nasıl desem yani konuyu nasıl girsem bilemedim ama şey, bıyıkların” dedi. “Çok güzeller” diye devam etti. “Çok parlak, çok gür, çok genç göstermiş seni, tam da benim istediğim gibi”.

Zekiye içinden geçirdi, “Adım 2…başarılı…ilk balık ağa takıldı:)))”.

“Çok teşekkür ederim. Daha genç, daha güzel gözüküyorum. Eminim sana da çok yakışacaktır. Daha genç ve güzel olacaksın… Bu kartım, ne zaman istersen arayabilirsin, taksit de yapıyorum…”

Teşekkür eden ve içine “acaba” düşen Safiye Kedi yoluna devam etti. Yol boyu da aynada kendine baktı. Tabi eve gelince de. Takma bıyık yakışır mı düşüncesi ile tüm geceyi aynanın karşısında geçirdi, provalar yaptı. Daha genç ve güzel olmanın hayalleri ile çalışmayı, spor yapmayı bıraktı. Oysa hobileri onun neşe kaynağıydı. Aynada kendiyle ilgilenmek, aynaya bakmadığında da kendini düşünmek ona daha bir haz vermeye başlamıştı. Bu hazla Zekiye’yi arayıp randevu aldı…

Zekiye Kedi, evini adeta güzellik merkezine çevirmiş, her yere gençliği, güzelliği olmazsa olmaz diye gösteren resimler ve sloganlar asmıştı. Adı üstünde çok zekiydi, karşısındakini nasıl etkileyeceğini çok iyi biliyordu. Saflar zaten iki resimle, bir sloganla etkileniyordu, amaç akıllıları etkilemekti. “Zaman” dedi Zekiye. Zeki olduğu kadar, sabırlıydı da. Plan işliyordu nasılsa.

“Şimdi Safiyeciğim, eskiden takma bıyık için bıyıkları jiletle kesiyorduk. Artık lazer yöntemi var. Lazer, bıyıklarının köklerini yakarak, bıyıklarının çıkmasını engelliyor ve seni sürekli bıyık kesme derdinden kurtarıyor. Ayrıca takma bıyık bir kediyi çok daha genç, güzel ve modern gösteriyor.

Bu telkinlerle hipnoza giren ve algısı değişen Safiye, Zekiye Kediye hemen güvendi ve sorgulamadan işlemi hemen yaptırdı. Safiye’nin takma bıyığı takıldı ve gençleşmiş hissi ile evinin yolunu aldı.

“Adım 3… başarılı, işlem yapıldı.”

Zekiye güven kazanmıştı. Faydalı ve gerekli bir şey yaptığına diğerlerini inandırmıştı. Yeni bir algı yaratmıştı. Hem bilinçli hem bilinçaltı… Bilinçaltı mı? Nasıl mı? Hem telkin yolunu hem de bıyıkları kullanmıştı, çünkü onlar bıyıktan çok daha fazlasıydı.

Kedilerin sevimli ve havalı gözükmelerini sağlayan bıyık denilen yapılar, aslında kedilerin yön bulma, etrafı algılama, kendini koruma gibi yetiler ile yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayan birer duyu organı gibi çalışır. Estetik amaçla var olduğu sanılan bıyık denilen yapılar, dünya ve diğer canlılarla bağlantı kurmaya yarayan alıcılardır. Bir nevi duyu organı görevi görerek etraftaki bilgiyi, örneğin karşıdakinin tehlikeli veya güvenli olduğunu, gerginliğini, korkusunu, niyetini, ayrıca yön duygusunu, çevredeki mesafeyi algılar ve köklerindeki hassas sinir uçları ile beyne iletirler ve bilinçli yaşarlar. Bıyıklarını kaybeden kedilerin ise bu yetileri yok olur, hayatları tek düze olur.

Bu hikayede de Zekiye Kedi adım adım başarıya ulaştı. Yarattığı algı kediler arasında yayıldı. Güzel olacağım diye bıyıklarını, bir nevi duyu organlarını yok eden, akıllı olan saf kediler, bıyıklarıyla beraber niyet okuma yetilerini, çevreyi algılama becerilerini de farkında olmadan kaybettiler. Alıcıları, yani bıyıkları yanan kediler karşıdakinin duygularını algılayamaz ve etrafından da bihaber oldu. Tabi Zekiye’ninkileri de. Onlar duyarsız olurken, niyeti okuyamayan Zekiye de önce zengin, sonra lider oldu.

O kendi bıyıklarını hiç kökten yok etmedi, adı üstünde zekiydi, hiç kendi organını, doğal yaradılışını yok eder miydi? Kimsenin bilmediği bu bilgilere Zekiye çoktandır sahipti, ama en başından beri gizledi. Belki söylese de kimseye inandırıcı gelmezdi, herkes gülüp geçerdi. Tıpkı günümüzde olduğu gibi. Çünkü estetik, güzellik her şeyden önemliydi.

Sahi gerçekten öyle mi? Yoksa var olan daha mı güzel ki? Yoksa bu güzellik işleri Zekiye gibi zeki birilerinin fikirleri mi?

Kim bilir?

Belki bilim bir gün bizlere öğretir.

Emine NALÇACI MAVİŞ

 

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 Ankara doğumlu. Lisans/Yüksek Lisans dahil tüm eğitimlerini Ankara'da aldı. Çocuk diş hekimi oldu. Ankara, Sinop, Düzce’de çalıştı. Evlendi. İstanbul’a geldi. Bilincine ışık yakarak, hayata bakışını, böylece hayatını değiştiren Reiki Hocası İsmail Bülbül ile tanıştı. Reiki 3b öğretmeni oldu. Reiki’yi bilime katmalıyım isteği ile Yeditepe Üniversitesi Fizyoloji bölümünde doktoraya başladı. Böylece bir kez daha insanın mükemmel yaratıldığına şahit oldu. Reiki Okulu’nda öğrendiği öğretilerin soyutluğunun doktora bilgilerinin somutluğu ile desteklendiğini görünce yürüdüğü yolun doğruluğundan emin oldu. Düşüp kalkmalarından sonra o yolda koştuğunu hissediyor. Dönüp duruyor bakalım. Allah sonunu hayır etsin. Bu arada bir kızı, bir oğlu oldu. Onlar ve yaşadığı hayat sayesinde sevgiyi, sabrı, merhameti ve tüm güzellikleri hayatına katmaya çalışıyor.

Yorum yap

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler