Varoluş Dergisi

BEN BİR SINIR GÖRMÜYORUM

Jeff Bezos, Elon Musk, Bill Gates’i hepimiz tanıyoruz. Dünyanın en zengin üç iş adamı. Sahip oldukları firmalar dünyayı değiştiriyor. Sanırım bu iş adamlarından en ünlüsü Microsoft’un kurucusu Bill Gates’tir. Fakat bu aralar Bill Gates Microsoft’tan çok Bill & Melinda Gates vakfının başında ve çok sayıda proje yürütüyor. Bill Gates’in bilgisayar yazılımları konusunda olduğu kadar iyi olduğu başka bir konu daha var, o da hayatın getirdiği çok kompleks problemleri bilgisayar dilinde tanımlayıp simülasyon kurabilmesidir. Bill Gates bu vakıfta, çocuk felci hastalığının tüm dünyada tamamen bitmesini sağlama, nükleer santrallerde kullanılmış ve atık sahasında atıl halde duran uranyum çubuklarından bir kıtanın 200 yıllık enerjisini sağlayacak, soğuk ve tehlikesiz çalışabilen nükleer santral geliştirme, içinde kullanılan suyun tekrardan temiz bir şekilde kullanılmasını sağlayabilecek tuvalet tasarımı gibi yeni projelerle dünyanın sorunlarına bu yeteneği ile çözüm bulmaya çalışmaktadır. Ayrıca Bill Gates koronavirüs aşısı ile tanınan BionTech firmasına salgın öncesi 55 Milyon dolar yatırım yapmıştır.

Elon Musk ise aralarındaki en çok risk alan iş adamıdır. Elon Musk’ın kurduğu firmalar iflasa çok yaklaşmış ama bir şekilde insanlığa yararlı olmalarından dolayı varlığını sürdürebilmeyi başarmıştır. Özellikle Tesla elektrikli arabaları, dünyadaki araba üretim ve kullanım trendlerinin engellerine rağmen, yavaş yavaş elektrikli motorun güven kazanmasıyla beraber, hak ettiği değeri buluyor gibi görünüyor. Elektrikli motor tabii ki en çevreci olanıdır. Elon Musk’ın ise özellikle zamanını harcadığı sektör havacılık ve uzay sektörüdür. Yakın bir tarihte, yeniden kullanılabilen roketleriyle, ISS’ye yani Uluslararası Uzay İstasyonu’na kozmonot taşıyan ilk özel şirket olmayı SpaceX firması başarmıştır. Elon Musk’ın amacı ise Mars’a gitmek ve Mars’ı kolonileştirmektir. İnsanoğlunun sürekli gelişim göstererek uzayın bilinmeyenlerini keşfetmek üzere yola çıkması gerektiğini düşünmektedir.

Jeff Bezos ise risk almayı sevmeyen bir profil çiziyor ve internet üzerinden satış hizmeti veren Amazon.com’un sahibi olarak tanınıyor. Amazon.com 1994 yılında kurulduğunda sadece kitap satıyordu. Bugün Amazon’da, bilgisayar yazılımı ve oyunu, üretim makineleri, elektronik eşya, aksesuar, mobilya gibi farklı türden tüketim malları satılmaktadır. Jeff Bezos, Amazon.com’dan yine kendisinin kurduğu havacılık ve uzay endüstrisinde faaliyet gösteren Blue Origin firmasını finanse etmektedir. Jeff Bezos’un amacı ise Güneş Sistemi’nin içindeki yaşanabilir bölgede (habitable zone) milyonlarca insanın yaşadığı devasa büyüklükte uzay istasyonları kurmaktır.

Kalbimin en derinliklerinden inanıyorum ki sonuç kadar yolda bu sonuca ulaşmak için yaptıklarımız da önemli. Bu iş adamları hayırlısı olsun buralara kadar gelmişler. Kendi zekâlarıyla da tamamen işin içindeler. Bill dünyanın sorunları ile ilgili projeler geliştiriyor, Elon insanın yaratılışı gereği keşfetmeye devam etmesi gerektiğini söylüyor ve yola çıkmamız için gerekli adımları atıyor, Jeff ise, Güneş Sistemi içerisinde yaşanabilir bölgede yaşamın mümkün olabileceğini düşünüyor. Dünya’nın ve yakındaki gök cisimlerinin kaynaklarını nasıl buraya taşıyabileceğimizle ilgili projeler geliştiriyor.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Bu en zengin üç iş adamının işvereni olsaydınız onlara ne iş verirdiniz?

Biraz daha konuyu genişletmek istiyorum. ‘Kozmos’ Yunanca’dan geliyor ve kelime anlamı düzen içinde bir evren demektir. Beraber küçük bir yolculuğa çıkalım. Etrafımızı saran gerçekliğe bir bakalım. Dünya gözüyle bakıyoruz. Demek istediğim bu gözlerle madde boyutuna bakıyoruz. Sensörlerimiz gözlerimiz. Işığın hangi frekans aralığını görebiliyoruz? Ya da kulaklarımızla bütün canlıları duyabiliyor muyuz? Sorularımızın cevabı tabii ki hayır, onun içindir ki, yaşamı keşfetme yolculuğunda yeni sensör teknolojileri geliştiriyoruz. Gözlerimizle veya başka teknolojilerle en sevdiğimiz ağacın dokusuna yakından bakalım. Şimdiye kadar herhangi bir canlının hücre yapısında bir kusur var haberi duydunuz mu? Doğanın yeşil büyüsü, tüm canlılar, okyanuslar ve kuş sesleri. Yaratım her yerde tüm çeşitliliği ile sarıyor etrafımızı. Mavi gezegenimiz böyle bir yer ve bilim insanlarının söylediğine göre tüm evren gibi her birimiz aslında 13,8 milyar yaşındayız.  Var olmak, evrende bir rolünün olması, başlı başına bir iş aslında. Güneş sistemimiz içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin merkezindeki kara deliğin etrafında 220 km/sn hızla hareket ediyor ve bizim gibi 2500 tane daha Güneş sistemi benzeri sistem var. Samanyolu galaksisi ise 610 km/sn hızla diğer 2 Trilyon galaksiyle beraber uzayın derinliklerinde hareket etmektedir. Ayrıca bildiğimiz madde, karanlık madde, karanlık enerjiyi de unutmayalım. Normal madde evrenin %5’ini oluşturuyor. Diğerleri matematiksel olarak hesaplanabiliyor ama sensörler ile varlığı tespit edilemiyor. İşte böylesine geniş bir varlık koridoru ve böylesine büyük bir güç ve enerji, hepsi belirli bir düzen içinde mevcudiyeti taçlandırıyor. Ve tabii ki unutmayalım, Dünya üzerinde varoluşu bu şekilde algılayabilecek 7,8 Milyar insan yaşıyor. Her birinin içinde büyük bir madde yaşam döngüsü ve en önemlisi manevi başka bir dünya var.

İnsan zihni hayatı kolayca anlamlandırabilmek için referans noktaları bulup buradan sınırlar çizer. Bu sınırlar görecelidir. Sınırın iki yanında kalan bu alanlara isim verir, zıtlıkları oluşturur. Bazen bir sonraki adım ise bu illüzyon da taraf olmak oluyor. Baktığımızda kimi bilim adamları kainatı incelerken buldukları birbirine benzeyen paternleri, yani desenleri görünce şaşkınlıklarını ve bulgularını büyük bir heyecan içinde paylaşıyorlar. Kimisi müzik dinlerken veya beste yaparken yerinde duramıyor. Kimisi spor yaparken doğayı içselleştiriyor. Kimisi dua ederken büyük bir huzur duyuyor. Kimisi gezerek, kimi okuyarak yeni bir şey öğrenirken hayattan büyük bir tat alıyor. Sonsuzlukta duyulan farklı aidiyet duyguları herkes için farklı çalışıyor. Varoluş bize her yerden göz kırpıyor ve ben bir sınır görmüyorum.

Aydın Yakupoğlu

 

Aydın Yakupoğlu

Aydın Yakupoğlu

Ağustos 1979, İstanbul’da doğdu. 2002 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 2005 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği yüksek lisans bölümünü bitirdi ve özel sektörde çalışmaya başladı. 2013 yılında bir kız çocuğu babası oldu. 2018 yılında Reiki öğretmeni İsmail Bülbül ile tanıştı ve pozitif yönde bir değişim geçirdi. Şu an Reiki 3a (Master) aşamasında ve insanlığa yardımcı olma bilincindedir.

Yorum yap

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler