Varoluş Dergisi

RUHSAL MÜCADELE

Dünya’ya gelen ve burada varlığını sürdüren tüm canlıların bir ruhu vardır. Haliyle biz insanların da. Aslına bakarsanız bence tüm insanlar bu dünyayı sadece ziyaret eden ruhlardır. Ve tüm ruhlar daima yaşayan varlıklardır. Hepimiz bu dünyaya bir ruhsal farkındalık ile geldik ve yaşadığımız tecrübelerle, farkındalığımızı arttırabiliriz. Farkındalık düzeyimizi arttırmamız ise deneyimler ile olabilir. İnsanlarla tüm karşılaşmalar deneyimdir ve tüm deneyimler sonsuza dek sürecek bağlantılardır.

Deneyimler, bizim kendimizi gerçekleştirmemiz için olmazsa olmaz hayat tecrübeleridir. Doğrudan ya da dolaylı olarak girdiğimiz insan ilişkilerinin her birinden bir şeyler öğreniriz. Bazen bu deneyim bizi göklere çıkarır bazen de fena halde çakılırız. Geçmişte yaşar oraya saplanıp kalırız. İlerleyemeyiz. Her deneyim bir çember ise eğer, bize zarar verdiğini ve artık bitmesi gerektiğini düşündüğümüz çemberleri kapatmalıyız. Çünkü iki ucu açıkta kalan çember zamanla bize zarar verecek ruhsal blokajlar oluşturur. Ucu açık çember, yaşadığın deneyimi geride bırakamamış ve bu deneyimin sende açtığı yaranın kabuk bağlamasına izin vermeden sürekli deşmişsin demek olur. Böyle olunca da bir kez değil, dersinizi alıncaya kadar defalarca acı çekersiniz. Hatta çemberi kapatmadıysanız başka ucu açık çemberler de eklenir, farklı insanlarla olan farklı mecralardaki ilişkilerinizde aynı hataları yapıp aynı yaraları alırsınız. Ve yine dersinizi almamakta ısrarcıysanız kısır bir döngü şeklinde, sadece konumunuz değişir siz hep hatalarınız ve kalp yaralarınızla öylece kalırsınız. Ben de yaptığım her şeyle gurur duymuyorum, kendime yakıştıramadığım dönüp baktığımda bunu yapan ben miymişim dediğim deneyimler yaşadım. Ama çemberi kapatmayı öğrenip yoluma devam ettikçe büyüdüm, geliştim ve yaşadığım her deneyime teker teker teşekkür ettim.

‘İyi güzel diyorsun da sen bu çemberi nasıl kapattın?’ diye sorarsan sevgili okur;

Sadece konuşarak. (Karşınıza alıp konuşmak tarzınız değilse gıyabında konuşun ama konuşun.)

Nasıl mı?

Şöyle dedim;

“Yaptığın hareketleri beğenmiyorum. Baktığın pencereden bunu bir hata gibi görmediğinin farkındayım. Çünkü sen, böyle olmanın senin için en doğrusu olduğuna inanıyorsun. Bu da sana göre kendini ifade etmek için yaptığın bir seçim. Bütün bunları düşünerek, senin yaptıklarını ve söylediklerini yargılamadan kabul etmeye çalıştım ama yine de kendim için doğru olarak kabul edemedim. İşte bu yüzden seninle yaşadığım deneyime son veriyorum. Bu ilişkiye daha fazla enerji harcamayacağım. Seni seviyorum ama yaptıkların benim kabul edebileceğim şeyler değil onun için ilişkimizin çemberini kapatıyorum, hoşça kal.”

Bunu yaptıktan sonra çemberi kapatmış olursunuz. Eğer karşınızdaki kişi bu durumu kabul ederse çember onun için de kapanmış olur. Ancak kabul etmezse bu hiçbir şeyi değiştirmez çünkü iki ucu açık bırakılan çember onun çemberidir ve bu onun ruhsal mücadelesidir.

“Eeee o bana yapmadığını bırakmadı bir de ilanı aşk eder gibi mi konuşayım? Hoşlanmıyorum ki ondan ve yaptıklarından dolayı asla bağışlamayacağım onu.” diyenlerin sesini duyuyorum, doğru mudur? 🙂

Kimseyi bağışlamanız gerekmez. Ancak anlayışlı olmak bizi daha erdemli kılar. Hem bunu karşı taraf için değil kendimiz için yapıyoruz. Seni aşağı çeken ve sürekli geçmişte yaşamana neden olan; duygularındaki, zihnindeki ve bütünlüğündeki yaraları iyileştir. Deneyim çemberini kapa ve ileriye doğru yürü. Yolun açık olsun sevgili okur..

 

İmren Yıldırım Yılmaz

1987 yılında doğdu. Öğrenmeyi ve öğretmeyi seven bir Matematik Öğretmeni. Deniz’in ve Güneş’in annesi. ‘Bir çocuk değişir dünya değişir.’ diye düşünenlerdendir, bunu başarmaya çalışır bir öğretmen ve anne olarak. Reiki 3A (Master) aşamasındadır, kendini kendinde aramaya devam etmektedir.

4 yorumlar

  • Sevgili Irem,
    Yazdiklarinizi okurken kknusma seklinizi durusunuzu dudak hareketlerinizdeki sakinligi hissettim. Yazinizi bir dostum vasitasiyla kesfettim. Yakin bir arkadasinizmis.
    Soylemlerinizin hepsine gonulden katiliyorum falat durum su ki bir konusabilsek de karsi tarafi hep sagir ve dilsiz sectik.
    Sevgiyle kalin
    Okur

    • Merhaba Bilun,
      Karşı tarafı sağır ve dilsiz seçmek, bizim hayata karşı sağır ve dilsiz olmak isteğimizden olabilir. Ancak yaşamdaki deneyimlerimiz, fark etsek de etmesek de isteklerimizden ya da eksiklerimizden ibarettir.
      Ancak böyle tamamlayabiliriz kendimizi,ait hissedebiliriz.
      Gönülden sevgiler.

  • Sürekli aynı temadaki sorunları farklı çevrelerde farklı insanlarla yaşıyordum. Farkında bile değilmişim. Bu yazıyı okuyunca anladım. Tam olarak farkındalık yaşadım galiba 😅
    Çok teşekkür ederim İmren hanım. Sıkılmadan okudum su gibi aktı yazınız.

    • Yaşadığınız farkındalığa vesile olduğum için çok mutluyum.. Çok teşekkür ederim sevgili Aycan, yolunuz açık olsun. 🌸

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler