Varoluş Dergisi

MUTLULUĞUN  RESMİ

Yıldızların ve atomların dünyalarıyla ilgili anlayışımız inanılması güç bir biçimde genişledi. Roma imparatoru canı sıkıldığında televizyonu açamıyordu. İnsanoğlunun kaderinde doyumsuzluk olması ve her bir insanın her zaman elindekinden fazlasını istemesi mi? Yoksa  en değerli anlarımızın bile tadını kaçıran o yaygın keyifsizlik, mutluluğu yanlış yerlerde aramamızın bir sonucu mu?“ *(1)

Bir hekim ve spiritüel biri olarak araştırmalarımda bilimsellikle binlerce yıllık bilgeliğin ortak paydalarını ararken karşıma çıkan,  ‘Akış Mutluluk Bilimi, M. Csikszentmihalyi, Boylam Psikiyatri Enstitüsü’ kitabının kendimce özetini hazırladım. 

Mutluluk imgelerinde; korkunun olmadığı, doğanın içinde, yorulmadan, haz ve zevk içindeki zengin yaşam gelecektir aklınıza. Kimileri ailesel kaygılar ile bu hayallerin de gerisindedir. Ancak yapılan çalışmalarda gerçeklik farklıdır.

Afrika’da  kuraklıkla ve açlıkla boğuşanların ya da sağlık sorunu olan  kişilerin hayattan pek beklentileri yoktur. Ancak hayatta kalma ile ilgili sorun çözülür çözülmez beklentiler ve hedefler  artacaktır. Yiyecek bulma ve cinsellik hayatı devam ettirme ile ilgili  temel ilkel arzulardır. Aslında varlık ve güç yükseltilirken akışı yaşayarak keyif alabiliyorsanız sorun yoktur. Sadece hedefe odaklanıp  çevrenizden, kendinizden, doğadan koptuğunuzda hoşnutsuzluk başlayacaktır.

Mutluluğu ararsak bulamazmışız. Tıpkı bir mizahın açıklanmasında anlamın yitirilmesi gibi. Yapılan araştırmalara göre paraya, iktidara sahip olanlarında mutsuz olduğu bir gerçeklik ise, bir rastlantı  mıdır o zaman? Yoksa dini doktrinlerin  mutlu yaşam için  cennet vaatleri dünyanın bir sınav yeri olmasından mıdır?

Boylam Psikiyatri Enstitüsü’nün 25 yıllık çalışmalarına göre; mutlu bir yaşam için; bilinç denetiminizi sağlamamız gereklidir.

Yaşadığımız gerçeklik ne olursa olsun onunla ilgili algımız ve strese verdiğimiz tepki; mutsuzluğumuzu ya da bir deneyimi yararlı hale getirebilmemizi belirler.

Trajik olaylarla altüst olan yaşamların kiminde benlik yok olurken, bir başkası  küllerinden doğuş ile benliğine düzen kazandırabilmektedir. Sevinç ya da acı hepsi zihinde bilgi olarak kaydedilir. Bu bilgileri denetleyebilir, bilinçte düzen oluşturabilirsek dikkatimizi gerçek hedeflere yönlendirebiliriz.

Beceriler eylem fırsatlarıyla birleşip başarıldığında yaşamınızın denetimi elimizdedir. Yaşam anlamlaşır ve yapılan iş  zorlu olsa da eğlenceli hale gelecektir. Bu durumda kişinin zengin ya da fakir, güzel ya da çirkin olması önemsizleşir. Doyurulmayan beklentiler zihni meşgul etmez.

Teknolojik  gelişmenin her gün yenilendiği şu zamanda  mutluluğun en önemli paritesi  maddi zenginlik mi hatta altın mı desem  hepiniz evet diyeceksinizdir.  Ama  Kral Midas hikayesini  de unutmayalım. Tanrılarla anlaşıp mutluluğun  garantisi olarak her dokunduğunun altına dönüşmesini istemiş.  Ağzındaki yemek, yudumladığı şarap da yutmaya fırsatı olmadan altına dönüşünce,  hazin sonunu tahmin edersiniz.  Tabii ki mistiklerin dünyevi maddi şeylerden kaçışı gibi zengin, zinde, şöhretli yaşam olması mutlulukla ilgisiz olduğu anlamına gelmemelidir.  Bunları başardığımızda geçici olarak yaşamımız düzelecektir. Ancak tüm dikkatimizi onlara odakladığımızda gerçeklikten  ve yaşamı denetiminizde tutmaktan uzaklaşırsınız. Bu durumda nasıl milyonlarca para kazanılabileceği ya da nasıl bir sevgili edinileceği konusunda kaygılanmak yerine günlük yaşamın nasıl  daha uyumlu ve doyurucu kılınabileceğini bulmanın daha yararlı olacağı belirtilmektedir.

Boylam Psikiyatri Enstitüsüne göre, kişinin hayata tam katılımı ile akışta olmak eş anlamlıdır.

  • Akışta olabilmek için öncelikle gerçekçi, kendine uygun çaba harcayacağı  bir hedefe psişik enerjimizi yönlendirmeliyiz.
  • Tüm dikkatin yoğunlaştığı etkinlikte kendinizi, bu bir uzay aracını çalıştırmak da olabilir, bir ayakkabı onarımı da, spor turnuvası ya da bir cerrahi operasyonda olabilir. Zorlukların üstesinden gelinmeye çalışılan tüm dönemler en keyifli anlar olarak belirtilmiştir. Böyle durumlarda olup bitenlere daha dikkat eder ve koşulların zorlu olması önemsizleşerek andan zevk alırsınız. Böylece bilincinizde düzen sağlamış ve istemeseniz de benliğiniz büyümüş ve karmaşık, sıra dışı bir varlık haline gelmiştir.  Artık iç yaşantınız en üst durumdadır. Doğaldır ki hazcı, zevk düşkünü lakayt tutumlar bilince düzen getirmeyip kaos durumunda savunmasız bırakacaktır.
  • Haz yaşam kalitenizi etkiler, kendi başına mutluluk vermez. Yemek yeme, cinsellik vb. eylemler yenileyici yaşantılar sunar ancak benliğinizi büyütmediği gibi düzenin korunmasını sağlar.
  • Zevkli etkinliklerde; yenilik  duygusu  hatta beklenmedik başarı duygusu vardır. Ancak zevkli etkinlikler başka bir şeye dikkatimizi veremeyecek hale gelerek olumsuz bağımlılıklar geliştirebilir.

Tüm bunlar öz amaçlı bir benlik oluşturup bilincimize düzen getirirler. Ancak hedef belirlerken şu soruları yanıtlamalıyız: “Bu, gerçekten yapmak istediğim bir şey mi? Bunu yapmaktan zevk alıyor muyum? Öngörülebilir gelecekte de ondan zevk alacak mıyım? Benim ve diğerlerinin ödemesi gereken bedele değer mi? Bunu başardığımda kendimle yaşayabilecek miyim?” *(2)

Ben kimim? Ben hayatımı yaşıyor muyum yoksa hayat mı beni yaşıyor? Kader ya da özgür irade mi beni yönlendiren?

Tüm  yanıtlar için (ancak gelecek ay ki sayımıza ekleyebileceğim) modern psikolojinin yanında Doğu’nun binlerce yıllık kadim bilgeliğinden de kazanacağınız çok şey vardır. Bu ikisi arasında yakınlaşma en çok C.G. Jung  tarafından ele alınmıştır.

Ben de kendi hayatıma ve çalışmalarıma baktığımda öğrencilikten, uzmanlığa ve sonrasında akışı deneyimleyerek yaptığım aktivitelerin  bilincimi genişlettiğini benliğimi farklılaştırdığını düşünüyorum. Odaklanarak çalıştığım derslerin yıllarca unutmadığım bilgiler olduğunu fark ettim. Yeri geldiğinde o bilgileri kullanabilmek içimde doyumsuz  heyecan oluştururdu. Sıkıntıları fazla olan hastalarımı zorluklara rağmen (saatlerce, günlerce süren bedensel ve zihinsel yorgunluklar sonrası) sağlıklı olarak taburcu edebilmenin mutluluğunun, maddi karşılığı olamazdı. Ancak genelde zamanımı yönetebilen (spor, kitap okuma, yapıcı bir sohbet) bir kişi olmama rağmen stres ile başa çıkabilme yetimi ve korkularımı yenebilmeyi  reiki ve farkındalık sonrası kazandığımı  belirteyim. Artık sıkılmaya zamanımın olmadığını yaşadığım zorlukların benliğimi büyüttüğünün farkındayım. Çocukluğumdan var olan yüzme fobimi yenip bu yaşta serbest dalış yapabilmek; hem bilinçte düzen sağlayabilmenin hem de hayata farklı bakabilmenin sonucu olduğunun kanısındayım. Zorluğu başarma ve doğayla bütün olmanın huzurunda zamanın akışı… Başka bir boyutta olma durumu…

Yolunuz ister din, ister modern psikoloji, ister oryantal felsefe ya da spiritüalizm olsun önemli olan sizin “özgün” ve “özgür” olabilmenizdir. Özgün olmak; Zen ustalarının dediği gibi “Kimsen o ol” demektir.

Özgürleşme gerçek anlamda oluştuğunda Jung’un “bireyselleşme” adını verdiği durumdur. Ve ona göre mutluluk, zihinsel olarak özgür olma süreciydi. Ancak yalnız başına olduğunda bencil sonuçlar doğurur. Bu nedenle beraberinde ailesel ya da toplumsal“ bütünleşme duygusu” gelişmelidir.

Peki halen bir şeylerin eksik kaldığının farkında mısınız? Tabiata bağımlılığımız..

Evrenle varoluşsal birliğimizi kabul ederek doğaya hükmedici değil de işbirliği ve denge içinde yaşamayı öğrenmeliyiz.

“Bedenimizdeki tek hücreye bile baksak evreni görürüz; güneş, ay, yıldızlar…Daha derinlerde bitki ve kayaları görürüz. İnsan bir buluşma noktasıdır. Evrenin her yönünden gelen güçlerin bir araya gelmesidir. Ancak insan, ruhunun doğadan kopuşu ile bedel ödemiştir. Adı mutsuzluk olmuştur.” Mutluluğun Anlamı A. Watts *(3)

Mutluluk, ulaşılacak bir varış noktası değil yaşamdaki yolun kendisidir.  En derinlerdeki size ulaştığınızda o sizi bulacaktır.

Kaynakça

*(1, 2) Akış Mutluluk Bilimi, M. Csikszentmihalyi, Boylam Psikiyatri Enstitüsü

*(3) Mutluluğun Anlamı A. Watts

 

Yasemin Kaya

Yasemin Kaya

Uzm.Dr. Yasemin Kaya
Antakya , 1974 doğumluyum. Orta öğrenimini Antakya Kurtuluş Lisesi’nde tamamladım.
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim.
2002-2007 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Anesteziyoloji ve Reanimasyon dalında uzmanlık eğitimi aldım. Ardından, Muş Kadın-Doğum Hastanesi’nde mecburi hizmetini tamamladım.
2009 yılından itibaren sırasıyla SSK Antakya Devlet Hastanesi ile Adana Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesinde görev yaptım.
Halen; 2011 yılında çalışmaya başladığım Antakya Özel Akademi Hastanesi’nin Organ ve Doku Nakli Koordinatörü, aynı zamanda Genel Yoğun Bakım sorumlusuyum.
16 yaşındaki kızım Ece ile birlikte yaşamaktayım.
2017 ocak ayı hayatımın dönüm noktası oldu. Spirütel yaşam ve reiki ile tanışmakla zihnimin berraklaştığı, bakış açımın değiştiği; zihinsel, ruhsal ve bedensel dönüşümü yaşadım.
Bir hekim olarak bu değişimi tanımlamakta güçlük çekebilirim.
Herhangi bir ilaç kullanmadan, duygu durum değişikliğini pozitif yönde ve her geçen gün artan bir enerjiyle bu güne gelen beni anlatabilmem ancak spiritualizim ile mümkündür.
Hekimliğimi ilahi şifa enerjisi ile birleştirerek sevgi yolunda ilerliyorum.

1 yorum

  • Her biri ayrı tefekkür edilesi çok değerli sorular, mihenk konusu ve nefis bir özet ???

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler