Varoluş Dergisi

HARA ÇAKRASI YAŞAMIN TADI

Haramızın kendinde olması için bizim kendimize gelmemiz gerekir. Duygularını tanımayan insan kendine gelemez.

Göbek deliğinin 2, 3 parmak aşağısında, alt karınla göbek arasında kalan bu merkez, diğer isimleriyle; cinsel çakra, dalak çakrası, sakral çakra; yaşamın ve nefesin merkezi (Japonca “tandem”) olarak adlandırılır ve inisiyasyon yaparken de inisiyatörün enerjiyi topladığı alandır. Bu çakranın az ya da çok çalışması, blokajları ve uyumsuzluğu çok boyutlu sorunlara sebep olur.

Hara, fizik bedende, tüm sıvıları, böbrek üstü bezlerini, üriner sistem, östrojen, prostat, erbezleri, böbrekler, sakral bölge, kan şekeri, yumurtalık, rahim, boşaltım sisteminin bir kısmı, fiziksel güç ve canlılığı yönetir. Duygusal aura, duygusal zeka ve dişil enerjiyle ilişkilidir. Metafizik alanda, kişisel benliğin, duyguların, kendimizle olan ilişkimizin ve yakın ikili ilişkilerin merkezidir. Verme-alma dengesinden, bolluk bereketten, cinsellik, yaratıcılık, üretim, haz, neşe, canlılık, hayaller, arzular, değer duygusu, akış, yakınlık, duyarlılık ve andan sorumludur. Kök çakraya göre daha ince, sofistike ve hızlı titreşen bu çakranın metafizik rengi turuncu, ilişkili olduğu duyu tat duyusu, elementi sudur. Hara çakrası özellikle çocuklukta edindiğimiz çekirdek kalıplarla, duygu ve arzuların bastırılmasıyla, iniş çıkışlarla, özellikle kapalı, geleneksel, gelişmekte olan toplumlarda, kadınlarda ve bazı şifa, aydınlanma ve dengelenme süreçlerinde çok çabuk kirlenir ve uyumsuzlaşır. Hara çakrasını bloke edenlerin başında suçluluk duygusu ve haliyle yargılar gelir, o nedenle sağlığı için kabul, teslimiyet, tanışıklık, değer, af, izin verme gibi konularla çalışılır. Hara çakrası aynı zamanda daha içgüdüsel olan içsel çocuğumuzun ve sağlıklı, geliştirici egomuzun da merkezidir. Tüm bu konular ve aralarındaki ilişkiler hakkında tefekkür ettiğimizde, haranın ne denli önemli, devasa ve eşsiz bir merkez olduğunu, nerelerde dengesizlik yaşadığımızı görebiliriz. Hara çakrasının veçheleriyle çalışmada somatik deneyimleme, içsel çocuk, gölge kimlikler, duygu dönüştürme, şamanik çalışmalar, beden ruh bütünlüğü eksenindeki çalışmalar, reiki, meditasyon, bilinçaltı, karma terapi ve açılımlarının hepsini ve sağlıklı bir dişil enerjiyi çok değerli buluyorum.

Haramızın kendinde olması için bizim kendimize gelmemiz gerekir. Duygularını tanımayan insan kendine gelemez. Kendine gelme sürecinde ise, bizi ister istemez köleleştiren tüm dış seslerden, onların büyük resimdeki yerini kalpte birleyerek adım adım arınmamız, neyi, neden, nasıl yapar olduğumuzu bilmemiz, bildiğimizi de olmamız yani ifade eder olmamız ve tüm karşı taraflara da bunun için izin vermemiz gerekir. Hara dengesi boğaz çakrasıyla yapılır ve sarmal bütünlenir. Boğaz çakrası ‘sirat-i müstakim’dir yani; doğru, dürüst yolda olmanın köprüsü… O nedenle bu denge; “ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol”dur. ”Bizi bilen bilir, bilmeyen kendi gibi bilir”dir. Kendini bilen her şeyi bilir, kendini bilmeyen başka her şeyi bilse ne fayda”dır.

Üzerine yazılıp, söylenecek tükenmez şey varken, haramızın sayısız güzel yüzlerinden biriyle vakit geçirmek çok daha tatlı olur diyorum…

Gözlerimi kapatıp iç benliğime açıyorum… Belki de gerçekten açık gözlerim… Su gibi aziz, su gibi duru, güçlü, yumuşacık, şıkır şıkır bir su, sıcacık sarmalıyor beni… Belki gökyüzünde bir dolunay ve saman yolu ışıl ışıl… Şükranla uğurluyor, tüm yaşamı, tüm duyguları, aydınlığı karanlığı, aldığı verdiği her şeyi sonsuz bir coşkuyla kucaklıyor, her şeyle içimden geldiğince dans ediyorum. Bilge çocuk kıkırtıları sarıyor bedenimi ve bana, “yaşamın tadının kontrastlardan oluştuğunu, her şeyin bağlı, birbirine dönüşen ritimlerden meydana geldiğini, nasıl da tastamam olduğumuzu, her şey olduğumuzu gösteriyor.” Ve bu tadı, bu hissi tüm zamanlar için içime çekip mühürlüyorum, tekrar yaşama vermek için.

Baharın kapıda olduğu şu taptaze anlarda her rengimizi onurlandırmanız, doğamızı kucaklamamız, harakirilere girmememiz dileğiyle…

Aşkla kalın.

Ahu Birlik

Ahu Birlik

1981 baharında Ankara'da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim seyahat ve enstantanelerle geçti. İstanbul Bilgi Üniversitesi Film&Tv lisans ve Kültürel İncelemeler yüksek lisans programlarını tamamladıktan sonra hizmet, üretim, reklamcılık gibi sektörlerde farklı görevlerde yer aldım. 2012 yılında içsel yolculuğu beni Reiki Bilinçaltı Terapiler ve Can Hocam İsmail Bülbül'e taşıdı. 2014 yılından beri Bodrum'da yaşıyor, Bodrum Şifa Sanatları Atölyesi Kumbahçe'de yolculuğumuza sevgiyle, şükranla devam ediyorum.

Usui Reiki Master Teacher

Yorum yap

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler