Varoluş Dergisi

ZAMAN

Zaman, içinde yaşadığımız ve ne yazık ki çoğumuzun fark etmediği bir kavram. Her an, zamanın içinden geçip giden bir olgu…

Durup bir an düşündüğümüzde, çocukluğumuz dün gibi değil mi aslında?

Ve şimdi…

“Zaman hızla akıp geçiyor” demez miyiz çoğu zaman.

Evet zaman hızla akıp geçiyor, hem de biz hiç farkında olmadan. Dün bebektik ve şimdi yetişkin insanlarız. Bugüne kadar yaşadığımız her an hatıra olarak kaldı yanımıza…

Çoğunu da hatırlamadığımız hatıralar, sadece biz de iyi ya da kötü deneyimler bırakanlar dışında…

Fark etmeden yaşıyoruz her günümüzü, akıp geçiyor saatler, günler, haftalar, aylar hatta yıllar… Ne büyük bir acı…

Bize verilen sadece bir ömürde yaşanmamış onca zaman bırakıp gidiyoruz arkamızda… Bazen sadece hayatın telaşından, sorunlarından kaçmak için bile “şu gün bir bitse” demez miyiz? Fakat unutuyoruz ki, o günün bir daha asla geri gelmeyeceğini…

Her sorun, her stres yük oluyor biz de ve o yükle yaşamak ağır geliyor bedenlerimize…

Neden kendimize bunu yaparız ki?

Her olay, her yaşanan acısıyla, tatlısıyla bizim hayatımız değil mi? Güzel günler, anlar bitmesin diye dua ederken neden istiyoruz kötü an’ların hızlıca geçmesini… Baş etmek zor olduğu için mi, yoksa sadece baş etmeyi bilmediğimiz için mi?

Her ne oluyorsa o anın içinde bilmeliyiz ki bu yaşadıklarımız ilk defa olmuyor, ilk defa hayatımızda sorunlarla yüz yüze gelmiyoruz. Ama unuttuğumuz bir şey var ki, o da bu sorunların üstesinden hep geldik, hepsi bitti ve yeniden bitecek… Sadece hatırlat kendine, “içindeki gücü”… Sen istediğinde her şeyi yapabilen ve her sorunun üstesinden gelen, pes etmeden, düşe kalka yoluna devam eden, ve her şekilde yeniden gülebilen değil misin?

Her anını iyi ya da kötü diye ayırım yapmadan keyifle yaşa. Her olay sana verilen bu hayatın bir ödülü… Kötü zamanlarının da keyfini çıkar, öğreneceklerinin bitmediği ve gelişiminin devam ettiği için…

Dur bir bak ve şunu de kendine “Bu olayda öğrenmem gereken şey ne?” İnan bu soru an’da kalmana, zamanın öylesine akıp geçmesine izin vermeden hatıralarına yenisini ekleyeceğin an’lara neden olacak…

Zaman’ının kıymetini bil, her an’ının tadını çıkar. Her problem dönüp arkaya baktığında şükre dönüşüyor hatırla… Kendine anı biriktirmeye devam et, korkmadan, usanmadan…

Başlangıcı belli, bitişi belli olmayan biricik ömründe “Keşke” dememek için yaşa her anını doya, doya… Ağla, gül, kız, bağır, çığlık at, sev ama yaşa… Hiçbir şey için geç kalmadın…

Şu an şimdi başla; yürüdüğün yolda ki taşları, gökyüzünde ki bulutları, ağaçları, uçan kuşları, yerde ki solucanı, havanın tenine dokunuşunu, aldığın o nefesi fark etmeye ve şükretmeye….

Hadi Başla…

Namaste

Seda DELİORMANLI

Seda Deliormanlı

1985 Bursa doğumluyum. Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunuyum. 2018 yılında İsmail Bülbül hocam sayesinde Reiki ile tanıştım. Uzun yıllar boyunca kurumsal hayatta yöneticilik yaptıktan sonra, kendimi Yoga’ya adadım. Bu yolda insanlara faydalı olabilmek amacındayım. Okumak, yazmak benim için bir terapi şekli. Hayatın sürprizlerden ibaret olduğuna inanır ve her sürprizi sevgiyle kucaklamaya çalışırım.

Yorum yap

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler