Varoluş Dergisi

MARS HANGİ PROBLEMİMİZİ ÇÖZÜYOR?

NASA en son Mars yüzey aracına azim, sebat anlamına gelen “Perseverance” ismini koydu. Haberlerde sık sık duymuşsunuzdur, Perseverance Mars 2020 yüzey aracı dünyadan ayrılışından 7 ay sonra 18 Şubat 2021 günü Mars’a ulaştı. Araç mesafenin büyük olmasından dolayı dünyadan hiçbir komut almaksızın 7 dakika içerisinde Mars yüzeyine kendi kendine inişini gerçekleştirdi.

Gezegenlerin veya diğer gök cisimlerinin yüzeyinde, gerekli misyonları yerine getirmek için çalışan uzay araştırma araçlarına “rover” denmektedir. Mars’ın yüzeyini araştırmak amacıyla yapılan ilk proje Viking Rover projesidir ve bu projenin sonucu olarak tasarlanmış iki yüzey aracı aynı uzay mekiği ile 1975 yılında Mars’a gönderilmiştir. Mars’ın 2 farklı yüzeyine konumlandırılan Viking 1 ve Viking 2 Rover yüzey araçları Dünya’ya birçok fotoğraf göndermiş ve toprağın son derece kuru ve oksitli olmasından dolayı bilinen canlı organizmaların bu koşullar altında yaşam oluşturamayacağına dair kanıtlar sunmuştur. 1975 yılından 1996 yılına kadar 21 yıl boyunca Mars’a başka hiçbir yüzey araştırma aracı gönderilmemiştir. (1)

Mars’ın Dünya’ya yakın diğer gezegenlerden farkı “habitable zone” olarak adlandırılan yani güneşin canlı hayatına izin verdiği yaşanabilir bölgeye çok yakın olmasıdır. Şu anda bilim insanları tarafından canlı hayatın oluşabilmesi için organik madde karışımının içerisinde sıvı halde su bulunması gerektiği kabulü yapılmaktadır. Mars sıcaklığı maksimum 350 C ve minimum -1430 C’dir. Ortalama sıcaklık ise -630 C ‘dir. Venüs ve Jüpiter gezegeni atmosferik koşullarından dolayı koloni kurmak için elverişli değildir. (2)

1996 yılında NASA fikir değiştirerek Mars “rover” projelerine tekrar başlamıştır. Sırasıyla 1996 yılından günümüze kadar Sojourner, Spirit, Opportunity, Curiosity ve son olarak Persevarance Mars yüzeyine konumlandırılmıştır. Hepsi Mars’ın farklı yerlerine inerek coğrafya ile ilgili bilgi toplayıp yaşam izleri aramışlardır.

Son proje olan Perseverance rover aracı bir önceki rover aracı Curiosity’den aynı anda 4 kat fazla iş yapabilmek için daha teknolojik ve otonom çalışmaya uygun yapılmıştır. Aracın üzerinde toplam 23 kamera vardır. 13 tane ayrı işlemcisi, 3,5 mil elektrik iletimi için kablo, yeni algoritma ve yedek bilgisayarlı tasarlanmıştır. Perseverance aracının diğer araçlardan farkı yüzeyden örnek toplayabilmesidir. Robot kolunun içerisinde bulunan bir matkap örnekleri 40 adet daha önceden sterilize edilmiş tüpe dolduracak ve bunları Mars yüzeyine bırakacaktır. Daha sonra Mars’a başka bir gezegenden kalkış yapabilme özelliğine sahip ilk uzay mekiği gönderilecek, mekiğin getirdiği rover bu 40 adet örneği toplayacak, mekiğe geri dönecek ve Dünya’ya doğru yola çıkacaktır. Mars yüzeyinden kalkan bu mekik örnekleri teknolojik yeterlilikten dolayı başka bir mekiğe teslim edecek ve örnekler bu ikinci mekik ile Dünya’ya getirilmiş olacaktır. Bütün bu taşıma işlemlerinin 2031 yılında bitmesi planlanmaktadır.

Perseverance Mars yüzeyinde Jezero kraterine iniş yapmıştır. Bu kraterin 3,5 milyon yıl önce ırmakların su taşıdığı bir göl olduğu düşünülüyor. Irmaklarla taşınan suyun gölün girişinde oluşturduğu delta üzerinde biriken minerallerin mikrobiyel yaşam oluşturmuş olabileceğini düşünüyorlar. Bilim insanları balık kılçığı gibi çok gelişmiş hayat formlarının izlerine rastlamanın mümkün olmadığını düşünüyorlar. (3)

Bütün bunları değerlendirdiğimizde Perseverance projesinin 10 yılı aşacağı ve 3,5 milyon yıl önce Mars’ta hayat olup olmadığı sorusuna cevap olacağı söylenebilir. Mars’ın atmosferinin ve üzerindeki suyun çok büyük bir bölümünün uzaya saçılmasına sebep olarak, gezegenin çekirdeğinin soğuması, manyetik alanını kaybetmesi ve güneş rüzgarlarına karşı savunmasız kalması gösteriliyor.

NASA mühendislerine bu bilginin ileride nasıl kullanılacağı sorulduğunda, yüzeyinde su bulunan gezegenlerde bizim gibi canlıların olabileceği hipotezinin doğrulanacağını ve evrende yalnız olmadığımız sonucuna varılacağını belirtiyorlar.

Pekala bütün bunları haberlerde izlediğiniz zaman ne düşünüyorsunuz? İçinizi büyük bir sevinç mi kaplıyor? Bazı bilim çevrelerinin söylediği gibi Dünya gezegeninde sıkıştık, Mars’a gitmemiz gerek diyor musunuz? Sadece matematiksel olasılıkların sıfırdan büyük olmasına bakarak Dünya’ya göktaşı çarparsa insanlığın sonu olur, bundan dolayı birden fazla gezegende bulunmalıyız mı diyorsunuz? Evrende yalnız olduğumuz fikri size nasıl geliyor? Şu an insanoğlunun sahip olduğu teknoloji ile Mars’tan yüzey örneği getirmenin en az 10 yıl sürmesini nasıl karşıladınız? Yapılan bu dışa doğru yolculuk ile insanoğlunun içe doğru yaptığı yolculuklar sizce paralel mi? İnsanoğlu kendini ne kadar iyi tanıyor? İnsan olmak ne demek? İnsan olmayı öğrenebildik mi? Dünya’daki sorumluluklarımızı yerine getirdik mi? Bir şeylerden kaçmıyoruz öyle değil mi? Mars özellikleri itibari ile bakıldığında insanoğlunun layık olduğu gibi bir gezegen değil de, gereksinim duyduğu bir gezegen olarak karşımıza çıkıyor.  Mars’ta yaşam var mı bilmiyorum. Dünya’da sevgi için umut var mı biliyor musun sevgili okur?

(1) mars.nasa.gov ‘dan faydalanılmıştır.

(2) //tr.m.wikipedia.org/wiki/Mars’tan faydalanılmıştır.

(3) mars.nasa.gov/mars2020/mission/science/landing-site/’ tan faydalanılmıştır.

Aydın Yakupoğlu

Aydın Yakupoğlu

Ağustos 1979, İstanbul’da doğdu. 2002 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 2005 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği yüksek lisans bölümünü bitirdi ve özel sektörde çalışmaya başladı. 2013 yılında bir kız çocuğu babası oldu. 2018 yılında Reiki öğretmeni İsmail Bülbül ile tanıştı ve pozitif yönde bir değişim geçirdi. Şu an Reiki 3a (Master) aşamasında ve insanlığa yardımcı olma bilincindedir.

1 yorum

  • İnsan oğlu muhteşem bir varlık, kodlarimizda hayata devam etme arzusu sonucunda ne araştırmalar ne keşifler yapıliyor. Mars da yaşamak imkansızı başarmak gibi olurdu belki de 10 yıl sonra bir umut. Marsta su bulmaya çalışırken harcanan zamanı ve parayı , suyun bulunduğu ama kullanılamaz haldeki ülkeler de insanımizi kurtarmak benim icin daha önemli olurdu. Demek ki her canlının bir amacı var. Hepsi insanlığa hizmet edecektir. Sorgulatan bu yazı için teşekkürler Aydın bey 🤗

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler