Varoluş Dergisi

BİLGELİK OYUNU

Yaşadığınız zor bir deneyim sırasında ve sonrasında duygusal tepkinizi kontrol edebiliyor musunuz sevgili okur? Mesela haksızlığa uğramış ya da kandırılmış hissettiğinizde veyahut çok kızgın olduğunuzda bu duyguyla nasıl başa çıkarsınız? Ya da kaç gün, hafta, ay ya da yıl sürer bu duyguyu yaşama hali? Kendine karşı dürüst ol ama cevaplarken. Korkmayın kimse ‘Aman dengesizmiş bu.’ demeyecek. Biz bizeyiz şurada yahu.

Yaşadığımız bir sıkıntının bizde olumsuz duygular hissettirmesi çok normaldir; kızmak, sinirlenmek, öfkelenmek… Bunlar toplum tarafından yargılanan duygular olsa da gayet insani duygulardır. Hatta bunları hissedemiyorsak bir sıkıntı vardır bence. Önemli olan bu duygu durumunda ne kadar kaldığımız. O olumsuz duyguyla yaşamak isteyip istemediğimiz.

Bu durumla ilgili bildiğim çok güzel bir hikâye var. *Üniversite son sınıfta okuyan iki genç kızın hikayesi;

Bu kızların ikisi de hayatları boyunca bolluk bereket içinde yaşamış iki çocukluk arkadaşıymış, hatta babaları iş ortağıymış. Yıllar boyunca rüya gibi bir hayat yaşamışlar; bir el yağda bir el balda derler ya aynen öyle. Ancak gel gör ki okudukları bölümün son sınıfına geldiklerinde babaları batmış. Evdeki saksıya kadar almış götürmüş haciz memurları ve maalesef yıllardır düzenli bir şekilde taksitlerini ödedikleri özel üniversiteleri bölümlerini bitirmelerine izin vermemişler.

Kızlardan birincisi çok öfkelenmiş, kendini yalnız, çaresiz, öfkeli, kızgın, kırgın hissetmiş. Kendi kendini yiyip durmuş. Okulu da yokmuş artık, evi de. Önüne gelen herkese hayat hikayesini anlatmış, anlattıkça bir kere daha yaşamış o anıları. O an olmuş gibi. Her seferinde zihni; geçmişi, bulunduğu andaki gibi yaşamış ve yaşatmış. Her anlattığında hissettiği duyguları andaymışçasına benimsemiş ve artık kendini bu şekilde kızgın, kırgın, çaresiz olduğuna inandırmış. Kızgınlık onun üzerine giydiği bir pelerin olmuş adeta. Bu şekilde düşündüğü için üniversiteye devam etmek için mücadele etmekten vazgeçmiş. Lise diplomasıyla bir yerlere girip çalışmış ama hiçbir yerde mutlu olamamış, mutlu olamayınca kırgın, kızgın ve çaresiz olmuş. Çaresiz olunca da mutsuz. Bu kısır döngünün içinde tam 35 yıl geçirmiş. Artık çaresizlik ve kızgınlık tamamen kişiliğinin bir parçası olmuş. Bir gün, bir arkadaşı ona sormuş; “Neden her zaman bu kadar kızgınsın?” diye. Kadın; “Çünkü 35 yıl önce babam iflas etti ve ben beş parasız kaldım.” diye başlayan cümleler kurmaya başlamış. 35 yıl önceki duygularında kalmış, üzerinden bu pelerini hiç çıkarmamış resmen.

Bu aslında 35 yıl boyunca kendi kişisel gelişimi için hiçbir şey yapmayıp gücün dışarıda (parada) olduğunu çaresizce kabullenmiş, geçmişte yaşayan ve her tökezlemesinde aynı kötü duygularla geçmişe dönen bir insanın yaşam öyküsüdür.

Diğer genci de merak ediyor insan haliyle..

Aynı travmayı bu kız da yaşamış, evsiz kalmış, parasız kalmış, yalnız kalmış. Bu kızın durumu diğerinden daha vahim çünkü nişanlısı iflası duyar duymaz kızdan ayrılmış. Kız ise bu duruma öfkelenmiş, kızmış, çok üzülmüş, günlerce ağlamış. Elinden geleceğini almışlar gibi hissetmiş. Günlerce uyuyamamış, yemek dahi yiyememiş. Sonra bir gün durmuş ve şöyle demiş; “Bir dakika ya, bu hissettiğim acı bana hiç iyi gelmiyor. Bunu kendime yaşatmak istemiyorum.” Sonrasında içgüdüsel bir şekilde kendi yolunu bulmaya çalışmış, kitaplar alıp okumuş, başka kanallardan arayışlarına devam etmiş ve sevginin önemini keşfetmiş. Her şeyden önce kendini sevmenin önemini fark etmiş ve demiş ki “Bu kadar yeter, kaldığım yerden devam etmeliyim. Kendimi seviyorsam beni bırakan herkesi ve her şeyi ben de bırakmalıyım, şans dileyip yoluma devam etmeliyim.” Öyle de yapmış. Tabi söylendiği kadar kolay olmamış başlarda. Geç saatlere kadar birkaç işte çalışıp çok az uykuyla tekrardan üniversite sınavına çalışmış, başka bir bölüme girip bir yandan çalışıp bir yandan okumuş. Yıllar sonra okulu bitirmiş, çok güzel insanlarla çalışıp çok başarılı işler yapmış. Yeniden âşık olmuş. Evlenmiş. Önce çocukları yıllar sonra da torunları olmuş. Kısacası mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir hayatı olmuş. 35 yıl sonra gidip ona da soracaklarmış ki cevap kadının gözlerindeki ışıktaymış; hayatı seviyor, saygı duyuyormuş. Akıştaymış. 35 yıl önce başına gelen yıkım için yasını birkaç ay tutmuş ve sonrasında hayatın akışı içinde çabada kalarak yaşamaya devam etmeye çalışmış.

Bu ise aradığı tüm soruların cevabının kendinde olduğunu fark eden, asıl gücün içinde olduğunu ve bu gücün koşulsuz sevgi ile artabileceğini keşfeden, kendisini aşağı çeken duyguları keşfedip bir an önce onlardan sıyrılıp yoluna özgürce devam eden başka bir insanın yaşam öyküsü.

İki genç kız, ikisi de aynı noktadan başlıyorlar hayata. Yaşadıkları olaya yükledikleri ya da yüklemedikleri duygusal anlam hayatlarını şekillendiriyor.

Duygusal yükleme yapılmayan ve ders alınan anılar bizi hayata karşı daha bilge yapıyor. Hayat dediğimiz şey bir oyunsa eğer, bu oyunun adı ‘Bilgelik Oyunu’ olmalı bence.

İyi eğlenceler sevgili okur.

* Not: Hikayenin kaynağı belli olmamakla birlikte, aile büyüklerinden aktarılan bir derlemedir.

 

İmren Yıldırım Yılmaz

İmren Yıldırım Yılmaz

1987 yılında doğdu. Öğrenmeyi ve öğretmeyi seven bir Matematik Öğretmeni. Deniz’in ve Güneş’in annesi. ‘Bir çocuk değişir dünya değişir.’ diye düşünenlerdendir, bunu başarmaya çalışır bir öğretmen ve anne olarak. Reiki 3A (Master) aşamasındadır, kendini kendinde aramaya devam etmektedir.

14 yorumlar

  • Herhangi bir durumu anlatıl şekliniz, seçtiğiniz sözcükler anlatımı çok akıcı hale getiriyor. Her ayın başında Uğruyorum buralara, acaba bu ay ne yazmış diye
    Tebrikler sevgili yazar sıkı bir okuyucunuz Var ??

    • Çok teşekkür ederim sevgili Aylin. Bu olumlu dönüşler sayesinde cesaretim ve isteğim katlanarak artıyor. Sağolun varolun. ❤️

    • Krizlere ‘kriz’ adını veren biz isek, fırsatları oluşturacak olan da biziz. Çok teşekkür ederim.

  • Emeğinize sağlık
    Benim de hep vurguladığım konuyu çok güzel örneklerle açıklamışısınız
    Gerçekten hayatımıza yön veren duygular ve olaylara kattığımız anlamlardır
    Teşekkür ederim

    • Ne de güzel demişsiniz ‘hayatımıza yön veren duygular ve olaylara kattığımız anlamlardır’ diye. Çok teşekkür ederim. ❤️

  • Her şeyin başı sonu bir konu gerçekten… Hikayelerimizi nasıl anlatmayı seçiyor nasıl yazıyoruz yaşamı. Ne güzel anlatılmış bir örnek, kaleminize sağlık.

    • Hikayeler bizim evet, bizim olana baktığımız nokta ruhumuza nasıl gelecek ? Onu da yüklediğimiz anlam belirliyor.?
      Çok teşekkür ederim ❤️

  • Şuan tam da böyle dönüm noktasindayim. Birinci kadına daha yakın hissediyordum kendimi. Nette dolanırken bu yazıyı gördüm. 35 yıl sonra hangisi olmak istersin dedim kendime?
    Çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, işaret olarak yazınız çıktı karşıma. Yazana da yazdirana da şükürler olsun.
    Minnettarim size Imren Hanım. Sizi hep bu şekilde hatırlayacağım.

    • Dönüm noktaları, hayatlarımızın evrimi için çok önemlidir Mine hanım. Bu ayrımdan da alnınızın akıyla çıkmanızı temenni ediyorum tüm kalbimle. Sağolun varolun. ❤️

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler