Varoluş Dergisi

21 GÜN MUCİZESİ

Çoğumuzun bildiği gibi, yeni bir şey öğrenir, alışkanlık edinir ya da bırakırken ve her inisiyasyonun hemen ardından, ortalama 21 günlük süreçler ve sonrasında da belli olgunluk süreleri vardır. Buna arınma / dengelenme / ustalık süreçleri der ve özellikle ilk 21’i, bir yolun başlangıcının olmazsa olmaz parçalarından kabul ederiz. Bilmeden olmaya giden yolun anahtarlarından biri de bu tedrici süreçlerdir.

Çünkü, insan temelde bir makinedir ve ne de ustalaştığınızın çok büyük bir kısmı, bu makineye, kurallı, belli tekrarlara ne koyduğunuza bağlıdır.

Sinirsel ağların, nöron bağlantılarının yapılanması, bellekte yer edindirme, yer açma, bilinç ve bilinçaltının şekillenmesi için belli ölçüde rutinlere ihtiyaç vardır. Edinilen ya da bırakılan şey her neyse, onun ilksel düzeyde oturması, kabulü, güçlenmesi ve dengelenmesi için anahatlar atlanamaz. Öğrendiğimiz her şeyi de aslında bu biçimde öğrenir, buna çok geniş bir ölçekte bakabiliriz; inanç ve fikirlerimiz, dünya görüşümüz, kişiliğimiz, bakış açımız yani “ben” dediğimiz ve haliyle “öteki” dediğimiz her ne varsa bu biçimde oluşur, yerleşir, içselleşir ve otomatik hale gelir. Alışkanlıklar, düşünce, duygu, davranış biçimleri ya da uzun süreli bellek de böyledir. Ve artık, ayakkabı bağlarken nasıl bağlayacağımızın, bir tepki verirken nasıl vereceğimizin aşamalarını düşünmeyiz, bunlar öylece oluverir. Peki bu zinciri kırmanın, yeniden biçimlendirmenin yolu nedir? Yine zincirdir! Farkındalık dahi bu zincirde gerçekleşir. Belli çalışmaları (mesela meditasyon) uzun süredir yapan insanların, belli beyin aktivite bölgelerinin nasıl değiştiği ve bu bölgelerin nelerle ilişkili olup, nelere sebep olabileceğini, uzun süre tekrarlanan negatif kalıpların yaşamda nasıl blokajlar, hastalıklar olarak ortaya çıkabileceğini ya da pozitif kalıpların yaşamımıza nasıl yansıyacağını biliyoruz.

Burada değinmek istediğim çok önemli 2 kilit nokta var… İlki, bu süreçleri rahat atlatıp sonra boşlayanlarımız için; 21 gün sadece ve sadece başlangıçtır. Bu süreci 30, 60, 90 vs… şeklinde ilerletebilir, rehavete kapılmadan daha bütünlüklü ve derinlikli olarak yaşam tarzı biçiminde giyebilirsiniz. Bir sporcu düşünün yıllardır antrenman yapıyor, bir de daha yeni başlayıp 3 hafta antrenman yapıp sonra bırakan birini… Hangisi daha “başarılı” olur? Hangisinin “deposu” daha doludur? Hangisi sorularını dilediğiniz şekilde çoğaltın… Öte yandan olimpiyat şampiyonunun, yeni spora başlayandan çok daha az çalışabileceği masalına artık inanan yoktur umarım. Sadece biçimler farklıdır. Özellikle 21 günlük süreçlerde “yeni doğan” için, enerji odağının dağılmaması, beslenmesi, yükselen nefsin farkındalığı, dengesi ve mümkün olduğunca yalıtımlı, merkezde kalınması, hezeyanlara kaptırılmaması ayrıca önemlidir.

Bir diğer nokta, bu süreci hiç tamamlayamayanlar, zor geçirenler, gel git yaşayanlar ya da -mış gibi yapanlar için geçerli… Söz konusu yeni şeyler, alan açmak ve eski kalıpları bırakmak ise, çok büyük olasılıkla zihin buna direnecek ve beden de onu izleyecektir, lütfen farkında ve bilgili olun, ayrıca bilinçaltında şifayı sabote eden kalıplar varsa ya da süreçlere karşı önceden bir bağışıklığınız ve alışkanlığınız yoksa bir temizlik gerekecektir. Mümkün olan en kısa zamanda, bu hususta da herkese mutlaka bilinçaltı terapisi almasını öneriyorum.

Bir şifa enerjisine kanal olduğumuzda ya da genel olarak yaşam yolculuğunda, içine çok sık düştüğümüz yanılgılar şunlar; gül olsun diken olmasın, hem pastam dursun hem karnım doysun, değişim olsun ama bensiz olsun, olsun ve bitsin, bitsin ve başlamasın! Çünkü bunların manasını hiç bilmiyoruz, bilsek belki istemezdik. Lütfen bilincin, yaşamın ya da herhangi bir şeyin “zorlanma”, süreçler ve çaba olmadan açılacağı hikayesini bırakalım. Kendimiz dışında fantastik şeyler aramayı bırakalım. 21 yılda ekilen şeylerin siz tamam demeden 21 günde sökülüp, siz tamam demeden yenilerinin ekilip serpileceği beklentisini bırakalım. Gülün dikenden ayrı olduğu, tüm bunların sizden ve bütünden ayrı olduğu yanılsamasını ve bir takım uyuşturucuları bırakalım. Varılacak yeri, konfor alanını, pazarlığı, olanı biteni, kendimize ya da başkasına acımayı, acıtmayı, onu bunu şunu bırakalım. Sorumluluk alalım, birlikte yaratalım, çünkü çok güzeliz, çok seviyor ve seviliyoruz.

Bu enfes Eylül ayında, seçtiğiniz bir gün, belirlediğiniz bir şeyin ilk sürecini başlatın! Bu 21 gün beden sağlığı açısından atılacak çok küçük bir adım, sadece olumlu düşünme, konuşma ya da her gün yeni bir şey için 5 dakika zaman ayırmak bile olabilir. Siz ne derseniz O ol’sun. Mucize sizsiniz.

Aşkla Kal’ın

Ahu Birlik

Ahu Birlik

1981 baharında Ankara'da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim seyahat ve enstantanelerle geçti. İstanbul Bilgi Üniversitesi Film&Tv lisans ve Kültürel İncelemeler yüksek lisans programlarını tamamladıktan sonra hizmet, üretim, reklamcılık gibi sektörlerde farklı görevlerde yer aldım. 2012 yılında içsel yolculuğu beni Reiki Bilinçaltı Terapiler ve Can Hocam İsmail Bülbül'e taşıdı. 2014 yılından beri Bodrum'da yaşıyor, Bodrum Şifa Sanatları Atölyesi Kumbahçe'de yolculuğumuza sevgiyle, şükranla devam ediyorum.

Usui Reiki Master Teacher

3 yorumlar

  • Sevgili Ahu, ne güzel yazmışsın. Bugün 1 Eylül. 21 günlük meditasyonuma sayende başlıyorum.??✨

  • 21 günün sihri başlayıp ilerleyebilmeyi görmek ve göstermek. Ne güzel anlatmışsın,21 yıl ektiğini 21 günde sökmenin farkındalıksız olmayacağını….
    Ruhuna sağlık.???

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler