Varoluş Dergisi

SEVGİ

Küçük bir çocuğun en masum isteği

‘Sevilme’ ihtiyacı,

Ve en derinlerinde tüm insanlığın.

Ne kadar çok şey yapıyoruz ‘sevilmek’ için?

Ne kadar çok şey veriyoruz kendimizden?

Bizi yetiştiren insanların istediği gibi bir çocuk olursak bizi sevecekler zannediyoruz.

Koşullu sevgiyi öğreniyoruz, çocukluğumuzun bir döneminde.

Bizi yetiştirenler tarafından onaylanmayan bir şey yaptığımızda tepkilerinin sonucu olarak sevilmediğimizi hissediyoruz.

Sadece istedikleri gibi olursak sevgilerini hissediyoruz belki de…

“Uslu” çocuk olursak…

Bu yüzden de ne kadar yaş almış olursak olalım, karşımızdaki kişi bizi ancak onun istediği gibi olursak sevecek zannediyoruz.

Biz de karşımızdaki insanları ‘benim istediğim gibi olursan seni sevmeye devam ederim’ diye aslında farkında olmadan ya da belki gayet de farkında olarak tehdit ediyoruz.

Ve yine ‘sevilmek’ için, insan ilişkilerinde çoğu zaman maskeler takıyoruz.

Kendi algımıza ve/veya toplumun algısına göre

Çeşit çeşit maskelerimiz, renk renk, desen desen

Ve tüm bu maskelerin belki de tek bir nedeni var;

Olduğumuz halimiz ile sevilmeyeceğimize dair olan derin inancımız

‘Sevilecek’ yönlerimizi insanlara gösterip, ‘sevilmeyecek’ yönlerimizi gizliyoruz.

Tam da bu yüzden, insanın kendi üzerinde yaptığı çalışmalarda gölge yönlerini de kabullenebilmesi çok önemlidir. ‘Sevilmeyecek’ yönlerini kendi bilincine ve farkındalığına getirmeden, kendini o yönleri ile de kabullenmeden, onları dönüştüremez de insan.

Bu demek değil ki, ben böyle bir insanım deyip olduğumuz hâl ile yaşayalım ve ölelim. İnsan, her an varlıksal evrimine devam edip kendinin daha iyi bir versiyonuna doğru yol almalıdır. Fakat gölge yönlerini, olumsuz sıfatlarını dönüştürebilmenin ilk aşaması onları kabullenmektir.

Neredeyse tüm insanlık, bilmeden ve istemeden de olsa, işbirliği yapmış gibi “koşullu sevgiyi” öğretiyor, her yeni doğan kişiye.

Ve bir gün, hayatımızın bir döneminde; belki koşulsuzcasevilerek, belki bir çiçeği, belki bir hayvanı, belki bir insanı koşulsuzca severek, belki de kendimizi koşulsuzca sevmeyi öğrenerek sevginin diğer formunu deneyimleyebiliyoruz.

Herkese bir canlı ile koşulsuz sevgiyi tattığı bir ömür dilerim.

Gökçe YILMAZ

Gökçe Yılmaz

İsmim Gökçe Yılmaz. 1980 İstanbul doğumluyum. Nefes almaya başladığım andan itibaren İstanbul’da süren yaşamım 2015 yılından beri Bodrum’da devam ediyor.

Kendimi arama yolculuğum, çocukluk ve gençlik yıllarımdaki sorgulamaları saymazsak, hayatın beni içsel olarak sıkıştırması ile başladı. Okuduğum tüm kitaplar, mutlu olmak için insanın kendini değiştirmesi gerektiğini söylüyordu ama hiçbiri kendimi nasıl değiştireceğimi tam olarak söylemiyordu. Kendimi değiştirmenin ve mutluluğa ulaşmanın yöntemini ararken daha önceden de araştırdığım ve bilgi sahibi olduğum Reiki’ye uyumlanmaya karar verdim. 2015 senesinde Usui Reiki ile başlayan yolculuğum, 2017 yılından itibaren Gurdjieff’in 4.Yol Öğretisi ile devam etti. 2018 senesinde Bütünsel Yaşam Koçluğu ve 2020 yılında da EFT Eğitimi aldım. 2020 senesinin Aralık ayında Yoga, Nefes ve Meditasyon çalışmaları hayatıma eklendi. Yaşadığım içsel bir çekilim sonucunda, 2021 yılının Şubat ayında, 4.Yol Öğretisinden Tasavvuf Öğretisine geçiş yaptım.

Bugün kendimi dönüştürmeye Tasavvuf Öğretisi ile birlikte Reiki, EFT, Yoga, Nefes ve Meditasyon teknikleri ile devam ediyorum.

Yorum yap

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler