Varoluş Dergisi

DOMİNO ETKİSİ

Güne başlarken, gün içerisinde, hatta yastığa başımızı koyup günü ‘kendimizce’ sonlandırmaya çalıştığımızda ne kadar çok düşünceden düşünceye geçiş yapıyoruz değil mi sevgili okur?

Hayatın ritmini yakalamaya çalışırken kendi iç sesimizle bitmek bilmeyen konuşmalar yapıyoruz. Dışarıdan bakan insanlar işinde gücünde sanıyor ama içeride neler oluyor neler.

Kendimizle yaptığımız konuşmaların neticesinde mutlu, tatmin olmuş ve huzurlu oluyorsak harika. Yazının geri kalanını okumanıza gerek kalmadı. Ancak bu konuşmalarda (konu ne ile ilgili olursa olsun) kendinizi kötü hissetmeye başladığınızda devamında ne geliyor mesela?

Sinir olabilir mi?

Sinirlenince öfkelenip,

Öfkelenince sabırsızlanıp,

Sabırsızlanınca yargılayıp,

Yargılayınca özenip,

Özenince kıskanıp,

Kıskanınca hırslanıp,

Hırslanınca kendini güvensiz ve değersiz hissedip…

Duyguların yerini değiştirseniz de ya da yerine hissettiğiniz benzer duyguları ekleseniz de sonuçta böyle bir domino etkisi yaratıyorsunuz -yaratıyoruz- benliğinizde. Bu yıkıcı duygular beraberinde yıkıcı düşünceleri de getiriyor. Düşünceler davranışları oluşturuyor en nihayetinde. Sonra da bir bakmışsın bulaşıkları makineye yerleştirirken tabakları azarlıyorsun. Tabii tabak gibi cansızsa nasibini alan, şanslısın; çünkü bir de bir canlıyı durduk yere fırçalamak var işin ucunda.  Öyle olunca normale döndüğünde onun yarattığı vicdan azabı ile birlikte durumu toparlamanın verdiği fazla mesai de cabası…

‘Peki ne yapalım sevgili yazar?’ dersen eğer şunları diyebilirim;

– Bu yıkıcı duyguların hepsi birbirine görünmez şekilde bağlı, hepsi hayatta kalma duyguları. Hepsi birbirine bağlı olduğu için birini iyileştirmeye çalışırsan diğerleri de iyileşecek. Mesela kıskançlığını kontrol altında tutmaya çalışırsan daha az hırslanırsın ya da daha az kendini değersiz hissedersin, böyle olunca da daha az kızarsın.

– Kendimizle yaptığımız konuşmaların çoğunu ‘biz’ yapıyoruz sanıyoruz ama aslında zihin ve bilinçaltı kayıtlarımız yönetiyor hepsini. Biz; bilinçsizce, düşünsel olarak, savruluyoruz sağa sola. O yüzden, bilinçsiz olduğumuzun farkına vardığımız an, zihni yakaladık sayılır. Bunun bilincinde olmak için öncelikle yazabilirsin.

Misal;

  • Genelde hangi duyguyu hissederken yakalıyorsun kendini? (Değersizlik)
  • Bu duygu hangi düşünceyi oluşturuyor? (Ben zaten ne işe yarıyorum ki bu hayatta!)
  • Böyle düşününce yaptığın davranış ne oluyor? Zayiat çok mu? 🙂

– Duygularının tetiklediği düşüncelerin yerine olumlu düşünceler koyman lazım şimdi. Mesela kendini değersizlik duygusunu yaşarken yakaladıysan, kendine ‘Ben her halimle özelim ve çok değerliyim.’ diyebilirsin. Bunun yerine sana daha yakın gelen başka bir düşünceyi ya da olumlamayı da söyleyebilirsin. (Olumlama ile ilgili dergimizde çok değerli yazılar var. İşe o yazıları okumakla başlayabilirsin hatta.) Bu şekilde yeni bir duygu durumuna geçiş çok daha kolay olur bence.

Yazma çalışması ile kendinle ilgili bir farkındalık oluşturursun. Zihin seni bir daha o yıkıcı duygulara kolay kolay yönlendiremez; huzura, sakinliğe ya da keyfe çıkan kapıyı çok daha rahat bulursun. Mutlu son.

Öte yandan bir de şöyle bir domino etkisi var;

  • Hayata ve hayatın içindeki her şeye sevgi duyarsan neşeli olursun,
  • Neşeli olunca anlayışlı,
  • Anlayışlı olunca sakin,
  • Sakin olunca verimli,
  • Verimli olunca kendin gibi,
  • Kendin gibi olunca dengeli…

Yani demem o ki kendi kendini durduk yere olumsuz şekilde gaza getirme, baktın ki işler istemediğin duygu düşüncelere kayıyor, hemen karşısına olumlu bir düşünce getir sevgili okur.

Sevgiler.

İmren Yıldırım Yılmaz

İmren Yıldırım Yılmaz

1987 yılında doğdu. Öğrenmeyi ve öğretmeyi seven bir Matematik Öğretmeni. Deniz’in ve Güneş’in annesi. ‘Bir çocuk değişir dünya değişir.’ diye düşünenlerdendir, bunu başarmaya çalışır bir öğretmen ve anne olarak. Reiki 3A (Master) aşamasındadır, kendini kendinde aramaya devam etmektedir.

2 yorumlar

  • Her yazıda her defasında insan kendinden Birseyler bulabilir mi? Evet istisnasiz her defasında kendime ait farkında olmadığım noktaları yakalıyorum . Tebrik ediyorum yüreğine sağlık 😊

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler