Varoluş Dergisi

KALBİMİN SEVGİ TANRISI ZEUS

Zeus: “Tanrıların ve İnsanların Babası” Yunan mitolojisinde en güçlü ve önemli tanrıdır. Roma’da Jüpiter olarak da bilinir. Göklerin, şimşeklerin ve gök gürültülerinin tanrısıdır.*

28 yaşını bitirmeme az kalmıştı. Çocukluğumdan beri evde hayvan beslemek istiyordum fakat annem evde hayvan fikrine bugüne kadar hiç sıcak bakmamıştı.

10 Ocak 2018 tarihinde aklıma koyduğum muhabbet kuşunu almaya gitmiştim. Mavi-beyaz küçücük bedeniyle ve tüneğin üzerinde takla atmasıyla tüm kalbimi kazanmıştı ve ona Zeus ismini vermiştim.

Annemin vereceği tepkiyi tahmin ediyordum, kapıdan içeri girdiğimde bağırmaya başlamıştı. O kadar güzel ve bebekti ki henüz, annemin bağırmasının inadına sessizce eve girdik. O saniye dedim ki, “Bu hayatta ilk defa kendim için bir şey yaptım, lütfen karışma.” Annemin suratındaki kızgınlık ve öfke suskunluğa dönüştü.

“Kuş beyinli!” derler hani, Zeus insan beyinliydi. Sevgi ve çaba her şeyi değiştiriyor. Elime konabileceği bir tünek alıp saatlerce peşinde gezdiğimi biliyorum. Kafesi önüme alıp saatlerce, elimin üstüne konmaya alışsın diye o şekilde televizyon izlediğimi hatırlıyorum.

Bir gün fark ettim ki, söylediğim her şeyi anlıyordu ve aylarca elime konabilmesi için öğretmeye çalıştığım “gel” komutuna yanıt vermişti.

14 Aralık 2019 bugün küçücük mavi-beyaz bedeni hayatımdan çıktı ama bana sevginin yapamayacağı hiçbir şey olmadığını, kuş, kedi, köpek veya insan diye bir ayırım olmadığını sevdikten ve o bağı kurduktan sonra “sevgi” kelimesinin bir mucizeye dönüştüğünü gösterdi. O hep benim; mavi-beyaz mucizemdi.

Peki  Zeus eve geldikten sonra başka neler oldu? Evimize 14 Aralık 2018 de bembeyaz tüyleriyle minicik bedeni ve kuyruğuyla bir köpek geldi. 25 Aralık 2018 de kısacık bir misafirlikten sonra aramızdan ayrıldı, tabi ki dağıldım yine. Aramızdan ayrılan köpeğimin ismini şimdiki muhteşem enerjisiyle hayatımıza giren Mars’a verdik.  Zeus’a eş aldık, yalnızlık hissetmesin diye ve ardından ofisteki pencerenin önüne düşen ve kedinin ağzından kurtardığımız ‘Aşk ‘geldi evimize.

Evet, onunla birlikte evimizde 3 kuş 1 köpek oldu. Onun sevgisi ve neşesi evimi dilsiz ve koşulsuz sevgiye sahip 4 güzel varlıkla doldurdu. Evimin her köşesi şenlendi.

Zeus’u bir görseniz, gözlerinizin içine bakar hatta elinizde telefon varsa asla affetmez ve üzerine zıplardı hatta başlardı sizinle konuşmaya. Peki ya daha geçen haftalarda, küçücük bedeniyle bir Mars’a(köpeğime) kafa tutuşu…

İsmi gibi güçlü ve korkusuz oğlum Zeus!

Şimdi küçücük bedeni soğuk ve cansız! Biliyorum anneciğim Mars’ın (ölen) yanına gittin, kardeşine selam söyle. Sizi çok seviyorum. İki IŞIK bana oradan gülümseyeceksiniz.

Bugün sabah kalktığımda, kafesinin önüne uğrayamadım. İçimdeki bir his, “Mamaları bol bugün akşam ilgilenirsin. ” dedi ve hatta bugün IŞIK kardeşin Mars’a seslendim. Ara ara sesleniyordum da seni almaya geldiğini tahmin etmemiştim. Şimdi ikinizde küçücük bedeniniz ama kocaman yüreğinizle benim içimdeki gizli kalmış sevgimi çıkardınız.

Hayatıma girip, bana sevginin büyülü gücünü gösterdiğiniz için hatta söz konusu bir canlı olduğunda, sevgim volkan gibi tüm yüreğimi sıkıca sardığını fark etmeme sebep olduğunuz için teşekkür ederim.

Annesinin aşkı, evimin ilk neşesi, güzel oğlum seni dünyanın en güzel yerine Işık Ormanı’na uğurluyorum. Kardeşinle birbirinize sahip çıkın, didişmeyin yine. Hoşça ve ışıkla kal güzel oğlum Zeus!

Geçen hafta bir arkadaşım bana, “Ölüm diye bir gerçeği var bu hayatın, geç kalmamak gerek.” demişti.  Geç kalmayın birilerini, bir canlıyı sevmek için..

Sevilmekten şikâyet eden hiçbir canlı hatırlamıyorum tanıdığım, sizce de sevilmek için sevmek, daha çok sevmek gerekmez mi?

“Hayat sevince güzel,
Sevince tatlı günler.
Bir kuşu, kelebeği,
Bir taşı sevin yeter.”

https://tr.wikipedia.org/wiki/Zeus (Alıntı yapılmıştır.)

 

 

Nejla Ecem Çıklaçekiç

20 Ocak 1990, Ankara'da doğdum. Bilkent Üniversitesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan beri sanata olan hayranlığımdan dolayı soyut kavramlar ile uğraşmayı seviyorum. Benim için en güzel soyut kavram; iletişimdir. Her yaştan insan ile kuvvetli iletişim kurabilme yeteneğimi fark etmem ile herkesten aldığım hikâyeler benim tecrübem, her tecrübe başkalarına anlatabileceğim bir yazıya dönüştü.
Kendime ait bloğumda yazmaya başladığım ve kendimle olan iletişimimi irdelediğim sıralarda Berrin Karakaş hocam ile Reiki hayatıma girdi. Sonrasında bilinçaltı terapileri sayesinde İsmail Bülbül hocam ile ve bu muhteşem Varoluş Dergisi ile yollarımız kesişti.
Şu andan itibaren yazdığım yazıların değdiği tüm kalplerle yolumuz kesişecek.

2 yorumlar

  • Sevgili Ecem,
    Aydinlanma yolunda hep birlikte yuruyoruz. Sevgi, pusulamiz oldugunda rotamiz daima isiktir. Basarilar dilerim.
    “AŞK” ile en guzel yilin olsun.
    Sevgiler:))

  • Güzel ecem..
    Duygular bu kadar mı güzel anlatılabilir…
    Yazını okurken yaşadığın , içindeki sevgiyi, hüznü ve mutluluğu seninle birlikte yaşadım sanki….. Kalplerimizin kesiştiği yolları tekrar geçmek dileği ile başarılarının devamını diliyorum…

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler