Varoluş Dergisi

ÖNCE ZARAR VERME!

Latince “Primum non nocere”olarak bilinen bu söz, tıbbın temel yol göstericisidir. Bu temel kural hekimlere “yapacağın işte ilk görevin önce zarar vermemektir, faydalı olmayı daha sonra düşün!” öğüdünü hatırlatır.

Bu öğüdün; sadece bedenimizi değil toplumsal ilişkilerimizi iyileştirmede de hatırlanması gerektiğini düşünüyorum. Sıradan bir gün içinde sözümüzle, eylemlerimizle terazinin faydalı kısmında mı yoksa zarar kısmında mı olduğumuzu tartmalı ibrenin yönüne göre de yeni davranış biçimimizi oluşturmalıyız. Hem kendimize hem de çevremize zararı dokunabilecek bazı davranışları aşağıda sıralıyorum, sizleri buna göre günlük davranışlarınızı puanlayarak gözleri çevreden içeriye çevirip, kendinizi gözlemleyip her günün akşamı tartıya çıkmaya davet ediyorum.

En zehirli olduğunu düşündüğüm davranış biçimiyle başlayacağım. Manipülasyon yani yalan söylemenin ve insanları yanıltmanın bir diğer adı. Her algı perdesinde başka kılığa giren bu davranış mekanizmasının en masum hali çok konuşmaktır. Bu masum ve amatör manüpülatifler söz enerjisinden istifade ederek karşı tarafı anlamadan-dinlemeden bir iktidar kurmaya çalışırlar. Bu masum, doğal bir insanlık hali gibi gözüken davranışın faturasını maalesef ilişkiler öder. Karşı tarafı anlamaya çalışma, empati kurma, çözüm üretme gibi toplum sağlığı için elzem olan unsurları göz arda etmenin bedeli ağırdır. Bunun bir yüksek perdede yansıması ise karşı tarafı kandırma, yalanına ortak etme, çıkarları için kullanma olarak gözükür. Görüldüğü üzere bu şifalanması çok zor bir hastalıktır. Çünkü insan sisteminin en etkili ilacı olan “niyet” ve “rıza alma” mekanizması hasar görmüştür. Manipülasyonu meşrulaştırma gayreti bu bilişim çağı ve yeni dünya düzeninin bir meyvesi gibi göstermek beyhudedir. Bir haber okumak için girdiğimiz sitede bile çerez uyarısı verilip, rızamızla onaylamamız isteniyor. Davranışlarımızdaki niyetimizi gözlemlemek, bir başkasını da etkileyeceğini düşündüğümüz durumlarda alacağımız rıza “önce zarar verme” ilkesinin ana unsurlarıdır.

Gözlemlememiz gereken ikinci davranış şeklinin temel zararı; çok bulaşıcı olması. Şikayet etme hali. İş yerimizden, gidemediğimiz tatilden, maaşımızın düşüklüğünden, havadan sudan.. Sürekli bir memnuniyetsizlik haliyle dolaşıyoruz. Memnun olunmaması gereken pek çok durumla karşı karşıya olduğumuz konusunda hemfikirim. Şikayet ancak sorunu tespit etmek için kullanılırsa fayda getirebilir. Aksi haldeyse olumsuz şartları olağanlaştırır, motivasyonu düşürür. Şikayet etmek yerine hak aramayı tercih etseydik, çözümün parçası olmayı deneseydik diye hayal etmeden duramıyorum. Sanırım bu zararlı ve bulaşıcı alışkanlığın değişmesi sadece terk ile olmayacak, aynı zamanda çözüm ve fayda da üretip yola koyulmak gerek.

Son davranış biçimi biraz komplike bir konu. Yargı ve uzantısı iğneleme. Tanımadığımız ve bilmediğimiz hallere karşı anlayışımız oluşmadığı için, şefkatsiz bir refleks geliştiriyoruz.  Bunun tek bir ilacı var; her şey de olduğu gibi; kendine dönmek! Ya yanılıyorsam demek! Kendinden şüphe etmekten korkma, yalancı emin sulardan kork. Senin gibi olmayanı yabancı sanman doğal ama bilmediğini yargılamak tedavisi mümkün bir hastalık.

Okuyana, yazana ŞİFA OLSUN…

Nükhet Serin

Nükhet Serin

1981 yılının Aralık ayında Kırklareli’nde dünyaya geldim. Lisans eğitimime kadar öğrenim sürecimi Tekirdağ ve Edirne illerinde tamamladım. Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden 2004 senesinde mezun olduktan sonra, ilaç endüstrisinde çeşitli firmalarda yöneticilik yaptım. 2014 senesinde pozitif bilime dayalı aldığım eğitimim, ömrümce rehber edindiğim matematiksel düşünme yöntemime ek olarak spiritüel bir disipline ihtiyaç duydum ve İsmail hocam vesilesiyle Reiki ile tanıştım. Halen Reiki 3A öğrencisiyim ve bir kamu hastanesinde eczacılık mesleğimi sürdürüyorum.

1 yorum

  • Manipülasyon, şikayet, yargılama haliyle kibir ve ego benlik düşünce ve eylem alanımız bunlardan ne kadar arınmışsa o kadar faydalı oluyoruz aslında her şeye başucuna konulup her şey de check edilesi ?❤❤❤

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler