Varoluş Dergisi

EL BENİM DEĞİL FATMA ANA’NIN ELİ

Anadolu’da köylüler evlerinin duvarlarını örerken, dirlikleri bozulmasın, yuvaları huzurlu olsun diye el işareti basarlar. Fatma Ana elini üzerlerinden çekmesin isterler.

Ne güzel sözdür.

Dua okurken, ilaç sürerken, hamur kararken, turşu kurarken, yoğurt mayalarken bereketli, lezzetli ve şifalı olsun diye söylenegelmiş, dilimize yerleşmiştir.

Hristiyanlar için Hz. Meryem ne ise Müslümanlar için de Fatma Ana o kadar kutsaldır ve saygı görür.

Ebe doğum yapacak anneye bu sözü sarf eder. Doğum kolay olacak, endişelenme temennisidir. Annelerimiz biz hastayken okuyup üfleyip dualar okurken bir taraftan sırtımızı okşarken, şifası olsun da hemen iyileşelim diye “El benim değil Fatma Ana’nın eli” derler. Fatma Ana’nın şifası asırlardır ellere akar, iyileştirir ve bizi korur.

Anadolu’da köylüler evlerinin duvarlarını örerken, dirlikleri bozulmasın, yuvaları huzurlu olsun diye el işareti basarlar. Fatma Ana elini üzerlerinden çekmesin isterler. Evlerde giriş kapısının tam karşısına bu figür asılır, gelen nazarlar, kıskançlıklar, belalar eve girmeden geri teper.

Anadolu’da yerleşen ritüellerden biri de, bir bardak suyun iki avuç içine alınarak, şifa niyetine dua okunması ve “El benim değil Fatma Ana’mızın eli” diyerek hasta olana ikram edilmesidir. Kem göz, beddua gibi etkilerden korunmak için el, baş etrafında üç kere döndürülerek “El benim değil Fatma Ana’mızın eli olsun” sözü söylenir.

Peygamberimiz bir hadisinde: “Kızım Fatıma, bedenimin bir parçasıdır, gözümün nurudur, kalbimin meyvesidir, bedenimdeki ruhumdur, insan şeklinde bir huridir. İbadet mihrabında ayağa kalktığında yıldızlar yeryüzündekilere nur saçtığı gibi, onun nuru da gökteki meleklere öyle nur saçar.’’ diyerek Fatma Ana’nın öylesine nurlu ve mertebesinin üstün olduğunu belirtmiştir.

İnanca göre melekler bile Hz. Fatıma Ana’dan himmet(destek) alırlar. İsrafil ve Mikail’in,  Hz. Fatıma Ana dergâhından himmet alması dualanır. (Seyyid Alizade Hasan b. Müslim, Hızırname Alevi Bektaşi Adab ve Erkanı, s.359.)

Her mezhepte nurludur. Kevser suyu içmiş ve himmet verendir. Meleklerin bile desteğini istediği Fatma Ana için bir Alevi yazar olan Haydar Kaya şunları söylemektedir; Hz. Fatıma’nın lakabı; Zehra (parıl parıl parlayan), Sıddıyka (özden bağlı olan), Tahire (tertemiz olan), Betül (her türlü kirden arınmış olan), Mübareke (kutlanmış olan), Zekiyye (her kötülükten korunmuş olan), Raziyye (Allah’ın rızasını kazanmış olan), Hayrunisa (kadınların en hayırlısı), Seyyide (kadri yüce ve ulu olan) dır. ( Kandemir, agmad.,s. 219.)

Özellikle Caferi Mezhebi’nin yoğun olduğu bölgelerde mezar taşlarına Fatma Ana sembolünün işlendiği göze çarpar. Sufiler, kullandıkları asaların baş kısımlarına bu sembolü işletirler.

Sembolde, elin ortasındaki üç balık, bereketin sembolüdür. Genellikle elin çeşitli yerlerine duaların yazıldığı görülür. Bu eli taşıyan kişilere nazar değmeyeceğine, bereketlerinin açılacağına inanılır.

Ünlü futbolcu Maradona, Dünya Kupasını kazandıran eliyle attığı o meşhur ve unutulmaz gol sonrası “O el benim elim değil, ‘Tanrının Eli’ idi.” şeklinde yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştır.

Hz. Muhammed’in “Fatıma benden bir parçadır ve iki böğrümün arasındaki ruhumdur.” dediği Fatma Ana’nın eli dilerim ki herkese şifa, bereket ve huzur getirsin.

Müge Bostancı

1984 İstanbul doğumluyum. İstanbul’da serbest avukatlık yapıyorum. Aynı zamanda sosyoloji lisans eğitimime devam ediyorum. Bazı sosyal yardım kuruluşlarında ve kadına yönelik şiddetin durdurulması için çalışan bir platformda görev alıyorum. Mesleğimin bana yüklediği negatif etkileri reiki ile ardımda bırakarak hayat yolculuğuma devam ediyorum.

Add comment

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

Arşivler