Varoluş Dergisi

YAZAR…..MIYIM ACABA?

Yaşam boyunca korkularımız mutlaka olacak, konfor sınırlarımıza girmesini istemediğimiz olaylar, insanlar olacaktır.  Geçmişinize bir bakın, dün aynı olgunlukta mıydınız? Kötü hissetmenize neden olan bir olaya, bu gün nasıl bakıyorsunuz?

“Mikrofonu al, çık 100 kişinin önüne anlat!” benim için o kadar kolay ve basit ki. O an da bile, konulara  nereden başlayıp, nerede sonuçlandıracağıma anında karar verebiliyorken şu yazmak yok mu? Nereden çıktı bu yazmak şimdi hocam?

Zaten birileri yazıyor, ben de büyük bir keyifle okuyorum. Bazı insanlar da Allah vergisi bir şey bu, benim mikrofon karşısındaki rahatlığım gibi ana fikirler, konular, cümleler, kelimeler patır patır dökülüyor klavyelerinden ama bu, ben değilim.

Sosyal medyanın olmadığı zamanlarda başladığım, ancak senelerdir 40. sayfasında duran ve bir türlü elimin gitmediği otobiyografimi bile bir türlü bitiremedim ki, sırf bu yüzden.

Kelimeleri toparla, cümlelere bağla, geri dön kontrol et, yanlışsa düzelt, cümle düşükse düzelt, eksikse tamamla, konuya ters olmuşsa sil, yeniden cümle bul, yazmışsın on sayfa aklına bir anekdot gelir onu araya koy, araya koyduğunda anlam değişir.. Bu böyle gider.

Yazmak, her zaman istemediğim bir şey olmuştur. Sosyal medya gevezeleri vardır, arka arkaya yazarlar, bir müddet sonra bakarsın ki konudan sapılmış, farklı yerlere gidilmiş ve hatta yanlış anlamalar ve kavgalar başlamış.

Eşle, dostla yaptığımız bu yazışmalardan bir ya da ikincisinde, ben direk telefonu açar konuyu oradan devam ettirir, ya da imkan dahilinde yüz yüze görüşmeyi yeğlerim. Beni bilenler de bu minvalde hareket ederler.

Tüm bunlara rağmen ve de uzun zamandır bir çok eş, dost, arkadaş artık bir kitap yazmam konusunda sanki hemfikir olmuşlar gibi, ben bundan kaçmıyor muşum gibi beni sıkıştırıp duruyorlar, ama ben yine kaçıyorum.

Yazmak hiç bana göre değil…….mi acaba?

Can hocam, REİKİ yolculuğumun mihenk taşı İsmail Bülbül, bunun böyle gitmeyeceğini düşünmüş olmalı ki, bir gece saat 23.00’de, Varoluş’ta yazmak isteyip istemediğimi sordu bana. Aslında bu soruş, sen bunu yapacaksın manasına da gelen bir şeydi.

Hep kaçındığım, ötelediğim, korktuğum şey karşımdaydı. Hem de, daha ciddi bir şekilde İsmail Bülbül ile birlikteydi.  Buna itiraz şeklim yok, mümkün değildi, akan sular dururdu onun için.

Sadece on dakika yetti karar vermeme. Bunun, benim TEKAMÜLÜM ile ilgili olduğuna, ne kadar ötelersem öteleyeyim karşıma çıkacağına, artık kaçmamam gerektiğine ve bunun çözülmesi gerektiğine inandım. Hele hele ki can hocam bunu istiyorsa, vardır hikmeti deyip kararımı verdim.

Yaşam boyunca korkularımız mutlaka olacak, konfor sınırlarımıza girmesini istemediğimiz olaylar, insanlar olacaktır.  Geçmişinize bir bakın, dün aynı olgunlukta mıydınız? Kötü hissetmenize neden olan bir olaya, bu gün nasıl bakıyorsunuz? Yaşımız, kariyerimiz, kişiliğimiz ne olursa olsun, tekamülümüz için mutlaka bir zaman gerekiyor, kendinize müsaade edin. Bu zaman kimimizde uzun, kimimizde kısa olabilir. Ancak, bu yolda biraz sabırlı, hoşgörülü ve iyi niyetli olmak, yaşanılan olaylardaki bazı işaretleri görmek, hissetmek bu yolda size yardımcı olacaktır.

Bu ilk yazımdı dostlar. Bir merhaba demek, ısınmaktı amacım, sürç-ü klavye ettiysem affola.

SEVGİ ve IŞIK, YOLUNUZ OLSUN.

Hayri Durmaz

1959 Yılında İstanbul’da doğdum. 14 Yıl ilaç, 12 yıl sigorta sektöründe, yönetici ve eğitimci pozisyonlarında görev yaptıktan sonra emekli oldum.
1990 sonrası dönemde, bir ara denediğim MASAJ TERAPİSTLİĞİNİ emekli işi olarak yapmaya karar verdikten sonra, 2012 yılında İstanbul / Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde, uluslararası geçerliliği olan bir sertifika programı dahilinde, içeriğinde İnsan anatomi ve fizyolojisi de dahil olmak üzere, MASAJ ve UZAK DOĞU MASAJLARI ile ilgili eğitim vermeye başladım. Bu bir başlangıç oldu, sonrasında gelen talepler üzerine İstanbul/Kadıköy Belediyesi ve Bakırköy Halk Eğitim Müdürlüklerinde de bu eğitimi vermeye başladım.
2016 Yılında, GÖRME ENGELLİLERE MASAJ dersleri vermeye başlayarak ve neredeyse, bu konuda yok denecek sayıdaki öğretmenler arasında ve kendi sistemini yaratmış biri olarak yer almanın, var olmanın gururunu yaşadım ve hala da yaşıyorum.
2012 Yılında enerji ve spritüel konularla ilgilenmeye başladım. Yaşam enerjisi ile ilgili çalışmalar yaptıktan sonra REİKİ yapmam gerektiğini hissettim. Reiki 1 ve 2. aşamalarımı yanlış ellerden aldığımı, hayatımda bir şeylerin ters gitmesi ile algıladıktan sonra, biraz da MİSTİK bir şekilde can hocam İSMAİL BÜLBÜL ile tanıştım.
Halen USUİ REİKİ 3B MASTER/TEACHER olarak kendi stüdyomda, hocamdan aldığım bilgiler ve onun ışığı ile Usui Reiki yi doğru öğrenmiş, donanımlı öğrenciler yetiştiriyor, şifa dağıtıyorum ve çeşitli kurumlarda bu konuda, ücretsiz tanıtım seminerleri düzenliyorum .
Bunun yanında, başta kendi stüdyomda olmak üzere, Halk Eğitim Merkezlerinde ve Belediyelerde ise MEB öğretmeni olarak masaj eğitimlerime devam ediyorum.
Profeyonelce olmasa da piano çalıyorum, tango yapıyor, motorsiklet kullanıyorum.

Hayri DURMAZ
Usui Reiki Master/Teacher

8 comments

  • Seni seviyorum abim hayatimda tanidigim en kaliteli insan sana hersey yapmak yakışıyor cansin

  • Sevgili hocam, değerli donanımızı, tüm öğrencilerinize aktif şekil de paylaşıyorsunuz, sizi kutluyor, başarılarınızın devamını diliyorumm…

  • Klavyenize sağlık.
    Bazen sizin ifadenizle , konfor alanimizin dışında , hep yapmayi isteyip te devamlı erteledigimiz keşif ve maceralar oluyor. Cesur davranıp bu keşif ve maceralara atılmak bence saygıdeğer bir durum. Bu bağlamda yeni maceraniza saygi duyuyor ve zevk almanızı umuyorum.

  • Hayri hocam bu yeni tekamül’ünüzü de en başarılı şekilde aşacaginizi ve her ay biz öğrencilerinize en iyi sekilde engin bilgilerinizi güzel kaleminizle aktaracağınıza eminim.Bizlere de keyifle okumak kalıyor.Sonsuz başarılar…

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…