Varoluş Dergisi

YA SONRA?

Geçen ay yayımlanan sayımızda Reiki ile ilgili yanlış bilinenlerden, Reiki’nin kelime ve gerçek anlamlarından az çok bahsederek sizi Reiki hakkında bilgilendirmeye çalışmıştım.

Bu ay da yine bilinen yanlışların bol olduğu, Reiki sonrası süreç ve uyumlama sonrası kişilerde görülen genel değişimler hakkında bilgi vererek, bilinen bu yanlışları biraz olsun düzeltmek istiyorum.

Reiki sonrası süreç, tamamen kişiye özel deneyimlerden oluşan bir dönemdir. Çünkü herkesin hayatında yaşadığı olaylar, bu olaylarda hissettiği duygular, olaylara karşı geliştirdikleri düşünceler ve bunların kaydolduğu bilinçaltı kişiseldir. Bilinçli bir enerji olan Reiki, işe kişinin bilinçaltını temizlemekle başlar. Uyumlanma sonrası 21 gün, esasen 3 ay, kişinin bilinç seviyesine göre de yıllarca sürebilen bu dönemde Reiki, kişinin geçmişinde yaşadığı negatiflikleri yüzeye çıkarır, bilinçaltındaki düşünce kalıplarının, yaşanmamış duygularının farkına vardırır (Ben zaten biliyorum diyebilirsiniz ancak, bilmek ve farkına varmak çok farklı olgulardır)! Onlarla yüzleşmesini sağlayarak kişiyi bunların neden olduğu esaretten kurtarır, rahatlatır, ferahlatır.

Bu dönem arınma dönemidir. Her kişide farklı deneyimlenen, kiminde fiziksel, kiminde zihinsel, kiminde duygusal değişimler yaşanan Reiki uyumlaması sonrasındaki bu dönem hakkında kişiler bilgilendirilmelidir, çünkü bu dönemde ne yaşayacağını bilmeyen bir kişi arınma dönemindeki değişimler sonucunda Reiki’nin faydasız olduğunu düşünebilir, hatta Reiki uyumlamasından sonra daha kötü olduğu yorumunu geliştirebilir. Yani uyumlanan kişi için aslında olumlu bir dönem olan negatifliklerden kurtulduğu bu süreci, olumsuz bir dönem olarak değerlendirebilir. Vücudunuzdaki bir yaraya nasıl pansuman yaparken canınız yanar, ama aynı zamanda yaranız iyileşir, bu süreci de onun gibi düşünebilirsiniz.

Reiki hakkında bilinen bir yanlış da Reiki sonrası kişinin birden Polyanna’ya dönüşeceği inancıdır. Tanımında kullanılan ‘negatif varoluştan pozitif varoluşa geçiş’ cümlesinden olsa gerek, Reiki’ye hayatında yer açmış kişi öfke, korku, panik, hırs gibi adı negatif olarak adlandırılan duyguları hissettiğinde veya aklına bu duygulara neden olan düşünceler geldiğinde rahatsız olur. Çünkü Reiki yapan kişide olumsuz düşünce olmamalı, öfkelenmemeli, endişelenmemeli, hep olumlu düşünmeli, hep mutlu olmalı, şen şakrak gezmeli, yüzü hep gülmeli inancı gelişmiştir. Reiki’ye hayatında yer açmış kişi bu tarz duygu düşünceler yaşadığında toplum tarafından “Aa sen Reikicisin olumlu olman lazım, aa sen de sinirleniyorsun, niye korkuyorsun?, üzgün görünüyorsun, Reikin işe yaramıyor mu?” yorumları başlar. Kişinin egosu da boş durmaz bu arada ”Reiki olumlu enerjiymiş, onun için mutlu olmalıyım, iyi düşünmeliyim, herkesi sevmeliyim” gibi şartlanmaları getirir. Toplum yorumlarının doğru ve çok önemli olduğunu düşünen ve henüz egosunu tanımadığı için, şartlanmaları getirenin egosu-zihni olduğunu fark edemeyen kişi kendisini eksik, başarısız hissederek, Reiki’nin ise faydasız olduğunu düşünerek Reiki’ye ve kendine güveninin yitirebilir. Bu durumda; Reiki ile uyumlansa da kişinin hala insan olduğu, duygularının, düşüncelerinin, zihninin hala var olduğu ve olacağı, kişinin gerçek kendisini tanıması için olgunlaşma sürecinde olduğu, bu süreci deneyimler yaşayarak geçireceği, bu negatiflikleri getiren sahte benliği tanımanın zaman aldığı unutulmamalıdır.

Bir çocuğun dünyaya gelmesi, bir çocuğun büyümesi, bir hastalığın iyileşmesi, bir yemeğin pişmesi hep zaman alan durumlardır. Reiki uyumlaması sonrası olgunlaşmanız da böyle bir süreçtir. Bu süreçte öfkeleriniz, korkularınız, geçmişin yükü, geleceğin endişesi sizi birden değil yavaş yavaş, ama bir daha kavuşmamak üzere terk eder. Siz de zaten onların, sizin değil, sadece zihninizin, nefsinizin zanları olduğunu fark edersiniz. Fark ettikçe farkındalığınız sürekli gelişerek egonuzu tanımaya başlar, gerçek kendinizin bunlar olmadığını anlamaya başlarsınız. Fark ettikçe ruhunuz özgürleşir, dışarıda ne kadar fırtına da kopsa içinizde daimi ve eşsiz bir huzur, nur varlığını sürdürür. Ama bunun için gerekli olan, öğrenilmesi esas olan biraz sabırdır. Ne demiş Mevlana “ Sabır öyle bir iptir ki; sen kopacak sanırsın, o gittikçe güçlenir. Sen bitecek sanırsın, o gittikçe çoğalır. Sabret ki her şey hissettiğin gibi olsun. Sabret ki her şey gönlünce olsun.”

Her şeyin gönlünüzce olması dileğiyle

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 tarihinde Ankara da doğdum.İlk, orta ve lise öğrenimimi Ankara da tamamladım. Lisans eğitimimi 2007 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde bitirdim. 2010 yılında aynı üniversitede Pedodonti (çocuk diş hekimliği) alanında yüksek lisansımı tamamladım. Sonrasında Boyabat Devlet Hastanesi (2010-2013), Düzce Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (2013-2014) ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (2014-2015) çalıştım. Şuan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde diş hekimi kadrosundayım. Evli ve bir kız çocuğu annesiyim. Düzcede ikametim sırasında yakın bir arkadaşım vasıtası ile reiki eğitimine başladım. İstanbul’a geldikten sonra da Reikiokulu ile tanıştım ve hayatımı değiştiren reiki de 3b öğretmen aşamasına gelerek Reiki başta olmak üzere spiritüel alanında kendimi geliştirmeye başladım. Kitap okumaktan ve el işleri yapmaktan hoşlanırım.

1 Yorum

  • Yazı için teşekkürler. Bence yeni Reiki uyumlaması almış kişiler için rehber olacaktır.

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…