Varoluş Dergisi

VAKİT SANDIĞINDAN DA GEÇ!

Yaşadığın hayat sana mı ait? Önceki yaşamlarından hala ders almadın mı? Ertelemeye ve kaçmaya devam mı ediyorsun yoksa denemene rağmen aynı olaylar farklı sahnelerle karşına mı çıkıyor? Öyleyse hata nerede, kimde? Vakti geldi. Tanrısallığının farkına var lütfen.

Roma döneminde bir güneş saatinin üzerinde şunlar yazılıydı; “Serius Est Quam Cogitas” Yani; “Vakit, sandığından da geç!” Bu hidrojen ve karbon dünyasında, yeni bir sözleşmeyle yeniden bedenlendiğin her yeni kabuk içinde gelişin, entropinin zaman nehri içinde oradan oraya sürüklenmek mi yoksa tekamül yolunda basamakları çıkmak, kim olduğunu hatırlamaya çalışarak kendini gerçekleştirmek, sınavları vererek hem iyi bir vazife insanı olmak hem de ruhunun senden beklentilerinin maddi ve manevi olarak vücut bulmasını sağlamak mı? Kendimiz ve başkaları için dilediğimiz her şey evrensel mekanizma içinde yapılacaklar listesine alınıyor. Her bir duygu, düşünce ve eylem kırıntısı ile kendi gerçekliğimizi yarattığımız gibi hem başkalarını, hem de tüm evreni etkiliyor, yaratılan her yeni senaryo ile “kelebek etkisi” gibi olumlu ya da olumsuz tecrübeler yaşıyor ve tüm bunları evrensel hafıza dinamikleri içine pompalıyorsun. Sen neyi deneyimlersen evren de onu deneyimler. Sen “kim” isen evren de sana karşı odur (sendir). Kaderin, sensin! Farklı mekan, zaman ve sahnelerde benzer olumsuz tecrübeleri yaşamaktan sıkılmadın mı? Çeşitli sosyal ve koşulsal kırbaçlarla kendinden uzaklaşarak acı çekmedin mi, mutsuz olmadın mı, bunlar da hep beni buluyor demedin mi kendine, değişime direnmedin mi, koşulsuz şartsız suçu başkalarında aramadın mı? Ya da tüm bunların farkında olarak değişmek ve değiştirmek istedin hayatını. Kişisel gelişim kitaplarının peşine düştün. Belki bazı enerji ve/veya gelişim disiplinlerini tecrübe ettin. İste ve olsun diye öğrendin. İstedin ve olmadı öyle mi? Sorun neredeydi acaba…

Spritüal manada inisiyasyon devri çoktan kapandı. Birileri yoluna ışık tutabilir, birilerinden feyz alabilirsin, destek görebilirsin ama yolda tek başına yürümek zorundasın. Sen yeter ki doğru yolu seç ve o yolda yürü. Doğru yoldayken sendelersen, düşersen de el uzatan mutlaka çıkacaktır. İçini ferah tut lütfen. Rahatla…

Tüm kainat, evrensel kurallar dâhilinde işlemektedir. Bu kurallardan biri de evrensel çekim yasasıdır. Kural dâhilindeki en temel husus, ne verirsek onu alacağımızdır. Her türlü duygu, düşünce ve eylemimiz ile evrene yayın yapan kocaman bir radyo istasyonuyuz aslında. Yaydığımız olumlu olumsuz tüm enerji ve frekanslar da mikro manada kişisel gerçekliğimizi makro manada ise toplumlar, ülkeler ve dünyanın kolektif enerji ve gerçekliğini belirlemekte, olumlu veya olumsuz olarak yaşadığımız gerçekliği meydana getirmektedir. İstemek veya dilemek, sorumluluk isteyen bir tecrübe ve süreçtir. Bu sürece girmeden önce kişi, duygu ve düşünceleri üzerinde hem kendi hem de başkaları üzerinde ne gibi sonuçlar yaratacağına dair olabildiğince farkındalığa sahip olmalıdır. Bir şeyi istemek veya dilemek, evrensel mekanizma dâhilinde aynı konu kapsamındaki diğer olasılıkların bloke edilmesine, var-olmasının engellenmesine veya frekansı düşük olacağından gerçekleşme olasılığının azalmasına yol açacaktır. Bu nedenle istemek, dilemek; samimiyet, iyi niyet/duygu/düşünce ve farkındalık içeriyorsa bizi hayra çıkaracaktır. Evrensel çekim yasası, isteklerimizin iyi-kötü, doğru-yanlış, hayr-şer, büyük-küçük olması ile ilgilenmez. Yasa, sen ne verirsen “ben” de sana onu veririm mantığı ile çalışır. Her ne kadar özgür iradeye “normal şartlar altında” müdahale edilmez ise de yukarıda sayılan karşıtlıklar üzerinde farklı bir tasarrufta bulunma yetkisi, evrensel çekim yasasının değil ilahi nizamın kudreti dâhilindedir.

Cennet veya cehennem şu anda burada deneyimlediğimiz, yeni bedenlenmelerde ve diğer boyutlarda da deneyimleyeceğimiz durum ve hallerdir. Ve cenneti de cehennemi de bizler yaratıyoruz. Çünkü her an bir yaratım faaliyetidir. Çünkü bizler “bir”in parçalarıyız.

Yaşadığımız memnuniyetsizlikleri, olumsuzlukları, çeşitli yoklukları, olumlu olan diğer tüm şeyler gibi bizler var ediyoruz. Mademki evrensel çekim yasası var o halde isteyelim, dileyelim de gerçekleşiversin. Keşke… Ama maalesef o kadar basit ve anlık değil. Dualitede beyazın karşıtı siyah ise sevginin karşıtı da korkudur (nefret değil). Nihai amaç korkularımızdan tamamen temizlenmek olsa da insanlar sevgi ve korku duygularına farklı düzey ve oranlarda sahip ve maalesef ki korku ve türevi duygularla yaymış oldukları enerjinin frekansı sevgi ve türevi olan enerjilerin frekansından yüksek oluyor ki birçok insan hayatına ekseriyetle olumsuz olay, durum ve kişileri çekiyor. Olumlu manada istemek/dilemek, anlık bir zaman dilimine hapsolmuş enerji yayınından çok daha fazlasını gerektirir. Bu bir süreçtir. Ve sürecin her anı senden, yüksek farkındalık ve gereğince eylem bekler. Sürece başlamadan gerçekleştirilmesi gereken ön çalışma, aslında sürecin tamamına homojen olarak hakim olmalıdır. Bilinçaltı’nın temizlenmesi ve temiz tutulmaya çalışılması ne kadar önemliyse ruhumuza dair birçok bilginin yansımasının da aynı bilinçaltı olduğu unutulmamalı, hem mevcut yaşamımızda hem de önceki yaşamlarımızda sahip olduğumuz olumlu özellikler mümkün mertebe bilinç düzeyine taşınmalıdır. Kişi kendini yetersiz, değersiz, beceriksiz ve küçük görmekten vazgeçmelidir. Zihinsel manada bu olumsuzluklardan sıyrıldığını kendine beyan etmenden ziyade buna inanman gerekir. Dogmatik inanç ve algılarla demir parmaklıklar ardına hapsettiğin kendini özgür bırakman gerekir. O inanç ve algılardır ki yeni seni meydana getirirken hiç beklemediğin anlarda paçana yapışacak ve kendinden şüphe etmeni sağlayacaktır. Şüphe; yeni seni, gerçek seni, mutlu ve özgür seni yaratırken kendine olan güveni ve süreci sabote edecek yegane düşmanındır. Bir köpeğin korkan bir insanı kokusundan tespit etmesi gibi evrensel çekim yasası ve buna bağlı çalışan kuantum mekaniği şüphenin kokusunu derhal alacaktır! İçinde şüphe barındıran bir istek veya dilek enerjisinin yayın kalitesi ya tamamen bozulmuştur ya da frekans seviyesi oldukça azalmıştır. Sarsılmaz bir inanç, yeni ve gerçek sen’in yaratımında yegane dostundur. İstemek veya dilemek pasif ve anlık bir eylem değildir. Bu yolda neden-sonuç ilişkileri ile karşına birçok engel çıkabilir ve birçok kez başarısız da olabilirsin. O engelleri sen yaratmış olmayasın? Tekrar bir başa dönüp bakmakta fayda var sanki! Olumlamalar bu noktalarda başvurulması gereken araçlarımızdır. “İmkânsız, mümkün değil, yapamıyorum, yapamayacağım, başaramayacağım v.b.” sözcükleri aklımızdan çıkartarak yola devam etmeliyiz. Yenilgilerin, başarısızlıkların senin en değerli öğretmenlerindir. Kim olduğunu bilmende, hatırlamanda ve yaratımında ders alıp üstüne çıkman gereken küçük molalardır onlar hayatta. Biliyorsun “her şey akar” ve her şey dalgalı harekete uygun olarak değişim gösterir. Yapılması gereken sürecin ( aslında hayatın ) her anında olumsuz düşünce ve duygulardan kendimizi arandırmaya çalışmak olmalıdır. Yaşamını olumlu yönde değiştirebilmek ve gerçek seni yaşayabilmek için önce olumsuz yönlerinin farkında olarak kendine itiraf etmelisin. Karanlığı tanımadan bir ışık savaşçısı olabileceğini düşünmüyorsun umarım!

Kendi özünden meydana getireceğin kendini yaratırken süreç içinde tam farkındalık ve eylem halinde olmalısın. Sürecin ne kadar süreceği hem sana hem de evrensel mekanizmalara bağlı. Dönüşümünün veya isteklerinin gerçekleşmesi için karşına çıkan işaretleri doğru okumayı başarabilmeli ve doğru hamleleri cesurca sergileyebilmelisin. Çaba, azim, kararlılık ve eylem olmaksızın sadece dileyip, çayımızı yudumlayıp pencereden caddeyi seyrederken hayatımızda gerçekleşmesini istediğimiz güzelliklerin ve değişimin bir anda yaşanabileceğini ummak ne kadar sağlıklı ve gerçekçi olabilir? Atom altı boyutta dahi hareketsizlik söz konusu değilken değişim, dönüşüm ve isteklerimizin gerçekleşmesi için evrensel mekanizmanın kurguladığı senaryolarla yollarımızın kesişmesi için olumlamalarımız ve akışta kalmanın yanı sıra eylem halinde de olmamız gerekmektedir.

İstek ve dileklerimize dair enerji çalışmalarımızda seçtiğimiz kelimeler kadar olabildiğince detaylı olarak vizyon halinde yaratmak da büyük önem taşımaktadır. Bir istek veya dileğin vizyon halinde yaratılması salt olarak zihinsel ise eksik bir eylemdir. Enerji frekansının yükselmesi için ilgili vizyonu şimdiki zaman diliminde yaratmak ve yaratılmış olan vizyonun ( artık o gerçek ) duygusal ve ruhsal olarak deneyimlenmesi sonucu ortaya çıkacak olan huzur, mutluluk, memnuniyet, sevinç ve coşku halinin de aynı anda yaşanabiliyor olması gerekir.

Ertelediğin, kaçtığın nice konu varsa istisnasız olarak karşılaşmak durumunda kalacaksın. Geçemediğin ne kadar sınav varsa yeniden sınava tabii tutulacaksın. Bu evrensel bir yasa. Bırak korkuların sana hizmet etsin. Kötü dahi nihai olarak iyiye hizmet eder! Bıkmadın mı maskelerden? Bu gerçekten sen değilsin ki. Yaşadığın tüm olumsuzluklara rağmen çıkart ortaya pırıl pırıl parlayan seni. Orada içinde yıllardır bekliyor biliyorum. Yedi kez derin nefes al ve sevgiyi çek içine. Artık teslim ol gerçek kendine.

Evet hiçbir şey için geç değildir. O halde “vakit sandığından da geç” ne demek?!

Işıkla… Ve öyle de oldu.

Sinan Özdemir

Sinan Özdemir, Mart 1981 tarihinde İstanbulda doğmuştur. Uluslararası Ticaret ve İşletme eğitimi almıştır. Halen bankacılık sektöründe çok uluslu bir firmada görev almaktadır.

Sanata olan ilgisi ile üniversite yıllarında tiyatro ile tanışmış, klasik drama ve epik tiyatro eğitimi almıştır. Her daim müzikle iç içe olan ruhu onu çağırmış, çeşitli gruplarda Hard Rock tarzında solist olarak birçok program ve konserde sahne almıştır. Felsefe, psikoloji, tasavvuf, ezoterizm, okültizm, tasavvuf, spiritualizm, paganizm, teoloji, zen budizmi uzun yıllardır özel ilgi alanı olagelmiştir.

Usui Reiki Master seviyesinde olup hocası olan çok değerli 17. Seviye reiki üstadı İsmail Bülbül ile birlikte çalışmalarına devam etmektedir. Hakikati ve Felsefe Taşını arayan yolda bir yolcudur.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…