Varoluş Dergisi

SU’YUN ÖTESİ

Su, insan hayatı için en önemli nimettir ve beslenmemizin vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsan, besin almadan haftalarca canlılığını sürdürebilir, fakat su içmeden yaşayabilme süresi ancak en fazla 3 ya da 4 gündür.

İnsanoğlunun suyla teması anne karnında can bulduğunda başlar.* Anne karnındayken amnios sıvısı, fetüs gelişimi, kas iskelet yapısını ve fetüsün orantılı şekilde büyümesini sağlar ve anne karnına ilk düştüğümüz anda tüm yaşamsal fonksiyonların devamı için, anne rahmine zarar vermemesi ve daha birçok yaşamsal fonksiyon için bebeğin su kesesine ihtiyaç vardır. Amnios sıvısı mucizesi rahme ilk düştüğümüz andan itibaren sağladığı yaşamsal fonksiyonlarla, suyun hayatımız için önemini anlamak için yeterli bir örnektir. **

İnsanın canlılığını devam ettirebilmesi için en az oksijen kadar önemli olan suyun faydaları saymakla bitmez. Hemen her çağın insanı onun kutsallığına inanmıştır. İbadet mekânlarında bulunan sular bunun en güzel örneğidir. *Kâbe’deki zemzem suyu, Efes’te Meryem Ana’nın evinin bulunduğu yerdeki su, Tarsus’taki Aziz Pavlos’un doğduğu evdeki kuyu suyu, Antakya’daki Aziz Petrus Kilisesi’ndeki kaynak suları bunlardan sadece bir kaçıdır.**

Son yıllarda, yapılan çalışmalar ile suyun daha önceden bilinmeyen özelliklerinden bahsedilmeye başlanmıştır. Su ile ilgili insanı hayrete düşüren bu çalışmaları yapan Japon bilim adamı Prof. Dr. Masaru Emoto, suya pozitif bilgi yüklediğinde ortaya çıkan şekillerin yine pozitif, negatif bilgi yüklediğinde ortaya çıkan şekillerin ise negatif olduğunu tespit etmiştir. Ortaya çıkan bu şekiller, suyun bir madde olmaktan daha çok, pozitif bir doğal enerji olduğunu, içerisinde gizli bir ilahi formül sakladığını kanıtlamaktadır. Güzel sözlerin veya rahatlatıcı bir müziğin, insan bedenine ve ruhuna faydalı olması gibi, suda mevcut olan biyolojik sistem de aynıdır. Suda mevcut olan bu ekolojik denge, hem bitkiler hem de tüm canlılar için Yüce Yaradan tarafından bizlere bahşedilmiş bir mucizeden başka bir şey değildir.

Dr. Emoto, içinde 70’ten fazla kristal resmi bulunan “Su Kristalleri” adlı kitabında şunları kaydetmiştir: “Su, cansız bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır. Su, çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve ona göre tepki verir.”  demektedir. Emoto, mikroskopla yaptığı araştırmalarda, donmuş su kristallerinin dış tesirler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfetmiştir. Bu araştırmalara göre su kristalleri, dış çevre tesirlerinin yanı sıra, müzik, söz ve kavramlara da tepkiler verdiği görülmüştür.

İnsan bedeninin %70’i sudan oluşur. Dr. Emoto fotoğraflarıyla suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığını açıkça ortaya koymuştu. Ruh halimizin, düşüncelerimizin, ağzımızdan çıkan kelimelerin, bedenimizin %70’ni oluşturan suda da benzer değişimler yaptığını düşünecek olursak, zihinsel durumumuzun bedenimizi nasıl doğrudan etkilediğini daha iyi anlayabiliriz. Su hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var olabiliyoruz. Gün içinde düşündüğümüz ve söylediğimiz her şey tüm hücrelerimizi etkiler, çünkü bedenimizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır. Dolayısı ile biz bir bakıma düşündüğümüz ve konuştuğumuz şeyler oluruz ve bedenimizi de etkileriz.

Düşündüklerimizin ve konuştuklarımızın kalitesinde yaşarız.  Tüm hayatımız ve sağlığımız hücrelerimizde var olan, atalarımızdan aktarılan ve kendi geçmişimizden gelen, bedenimizdeki suda kayıtlıdır. “Ben hep hasta olurum.” dediğimizde içimizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir.  Örneğin zihninizden “Bütün kuşkularım, korkularım arınsın, bedenim bunlardan temizlensin” diye geçirip, suyu içtiğinizde, o kesin şifadır. Çünkü, sözlerle suya frekans yüklemiş oluyorsunuz. Düşündüğün anda beyin onu tanımlayarak bir dalga boyu yayıyor. Ve sen suya doğru bakarak bunları söylediğinde kayda alıyor. Bütün bunlar düşünülerek içildiğinde, bedenin ihtiyacı olan bir işleve bürünüyor.* “Beni üzüntülerimden temizlesin” diye içildiğinde bedene o şekilde aktarılıyor ve komutu yerine getiriyor. Huzura kavuşmak, dertlerden kurtulmak için önce derin bir nefes almak, yaşam enerjisini bedene aktarmak sonra da bu düşüncelerle suyu içerek şifa bulmak mümkündür.**

Güzel niyetlerle güne başlamak ve bol bol teşekkür ve şükür etmek hayatımızı anlamlandırmak için çok önemlidir. Kendimize, yaşam alanımıza, işimize, hayatımızdakilere ve içtiğimiz suya güzel sözler söylemeyi eksik etmeyelim ve hayatımızın her köşesine güzel niyetler yükleyelim  ve yanı başımızdaki mucizenin farkına varmak dileğiyle …

*http://www.organon-homeopati-dernegi.org/suyu-bilmek-evreni-bilmektir/

*http://www.sakli-sifa.com/?pnum=44&pt=HAYATIN+KAYNA%C4%9EI+SU

*https://www.mynet.com/suyun-hafizasi-var-9904-mykadin

**http://gonulsonzamanci.com/2015/08/28/suyla-gelen-mucize/

*Masaru Emoto’yla ilgili ayrıntılı İngilizce bilgi için: M.Emoto  sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Masaru Emoto’nun bilimsel çalışmaları, fotoğrafları ile yayınlanmış olan “The Message from Water” isimli kitabında bulunuyor.

Zuhal Balsari

Denizli ‘de dünyaya geldim. Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra SPK lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanı olarak sektörde hizmet vermeye başladım.
İnsanın kendi içine yolcuğu, olarak algıladığım Reiki ile 2017 yılının ekim ayı itibariyle tanıştım. Yolun çok başındayım ama bu keyifli yolculuğun bana çok şey katacağının farkındayım.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…