Varoluş Dergisi

SEVGİNİN DİLİ

Zamanın çok ötesinde bir Fil derdine derman ararmış. Her sabah uyanır, kendine bakar, gökyüzüne bakar “Yine mi” dermiş. Bir umutla sağına bakar, soluna bakarmış. Güneşe bakar, hırkasını giyer, yollara düşermiş.

Yine bir şey değişmedi. Aramaya devam etmeliyim, biliyorum bir yerlerde aradığım o minik Mavi Kuşu bulacağım. Hep rüyalarımda bana şarkılar söylüyor. Sesini duyabiliyorum, her gece rüyamda evrenin şarkısını bana söylüyor. Onu tanıyorum, biliyorum. Onu dinliyorum, yaydığı o ışık, huzur ve o ses. Evrenin tüm melodisi onunla bana geliyor.

Uyanmak istemiyorum. Biliyorum “O” var ve onu bulacağım, bir gün bana gelecek, beraber şarkı söyleyeceğiz.

Bu düşünceler ile uyanır her gün yaptığı gibi Mavi Kuşu aramaya koyulur. Her ağaca, her çiçeğe her arkadaşına bıkmadan usanmadan mavi kuşu sorarmış.

Aldığı yanıt “ hayır, bilmiyoruz, görmedik” olurmuş.

Şansızlığını düşünür, büyük devasa gövdesine bakar ve üzülürmüş.

“Beni görse bile benim yanıma gelir mi, benden korkmaz mı, benimle arkadaş olmak ister mi, ben onun gibi değilim ki, onun gibi güzel bir sesim ve görüntüm yok ki, beni sever mi ?”

Evrende yaratılan her varlık biricik ve tekildir. Her varlığın özü tek ve bir olandır. Bu dünyaya ait olarak tanımlanan her şey bir olanın farklı tezahürleridir. İnsan bedeni varlığımızın tezahürü için gerekli bir araçtır. Beden üzerine giyinilmiş “ben hırkası” ile kimlik tanımlanır. Bu kimliğe duygu, düşünceler ile düğmeler ve cepler dikilir. Yaşanılan toplum, aile ve arkadaşların katkı ve onayı ile hırkaya uygun şapka örülür. Bu benim karakterim denir. Bir kimliğe ve karaktere sahibim. Benim giydiğim hırka ve şapka en doğrusu en güzeli. Ve hayat bu şekilde devam eder gider, hatta aynı model hırka ve şapkanın başka renkleri de dolaba eklenir.

“SEN KİMSİN ?”

– TABİ Kİ BİLİYORUM. BEN GİYDİĞİM HIRKAYIM, ŞAPKAYIM, HEM DE FARKLI RENKLERDE”

İnsanoğlunun yanılgısı bu noktada başlar, demez ki ben sadece sınırlı bir yaşama sahip olan bu beden miyim, sadece bu bedene uygun gördüğüm ve onaylanan hırka mıyım? 

Fil, Mavi Kuşu çoktan unutmuştur, çocukluğunda bir hatıra olarak kalmıştır. Yıllar yıllar geçer,  Fil yaşamının sonuna geldiğini artık yaşlandığını fark etmeye başlar. Yaşamını düşünür; eşini, çocuklarını, dertlerini, endişelerini, korkularını, çabalarını, hırslarını, sahip olduklarını, olamadıklarını. Hırkasına sarılır, güneşe bakar ağacın altında uykuya dalar.

Ey SEN Uyan !

Bilmek istemez misin

Sormak istemez misin

Sen KİMSİN ?

Hep seninleydik. Dinle !

Tüm yaşamını sen seçtin sen onayladın

Tüm yaşam senaryonu sen yarattın

Tüm imkanlar senin ihtiyacın doğrultusunda yaratıldı

Sen bil, Sen sor, Sen Öğren diye

Neden gönül gözünü kapatırsın

Neden sürekli şikayet edersin

Her kötü dediğin olay için bu benim borcumdu ödedim demezsin

Her deneyimde sor kendine, benim dersim ne, ne öğrenmeliyim

Bilirsin ki, vicdanın kılavuzundur

Varlığın sonsuzdur

Neden korkarsın içindeki sevgi okyanusundan

Sevginin dilini öğrenmek

Senin Tek Çıkışın

Evet bu An’da Fil olmayı seçmiş olabilirsin

Her seçim güzel

Her yaratım senin yoluna hizmet

Korkma, Sor, Fark et, Dinle !

Mavi kuşun sesi varoluşun sevgisi

MAVİ KUŞ SENSİN !

“O” olmadan Fil de olmazdı Mavi kuş da

Sevginin dilini sana fısıldamazdı.

Fil sıçrayarak uyanır son rüyasından, o büyük yaşlanmış iri bedenine bakmaktadır. Önce şaşırır, sonra içini huzur ve sevgi kaplar. Evrenin müziğini bildiği en güzel melodiler ile söylemeye başlamıştır bile. “Mavi kuş benim”

Gülümseyerek, ışık ile ilerler diğer yaşam yolculuğuna.

Şifa Olsun.

Atmajyoti

Kendini, Seni, O’nu arayan gezgin.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…