Varoluş Dergisi

SES GELMİYOR

Gelin biz sebebi bulunamayan işitme sorunlarına bir de spritüal yandan bir bakalım. Kulaklar, işitme kapasitesini temsil etmektedir. Yani, kişinin ne derecede çevresini dinlemek, işitmek istemesinin organıdır.

Tüm tahlil, tetkikleri yapılmış, tüm testlerden geçmiş ancak yine de işitme kaybına bir sebep bulunamamış bir tanıdığımdan sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. Tıp, teknoloji çok gelişti, bir sürü cihaz, görüntüleme yöntemi yardımı ile vücudumuzdaki sorunların sebepleri bulunuyor, hastalıklar tedavi edilebiliyor günümüzde. Ama buna rağmen hala birçok soruya da cevap verilemiyor maalesef. Aslına bakarsanız verilememesi de normal, çünkü tıp sadece fiziksel bedende arıyor sorunların tüm nedenlerini. Ancak bulamayınca sebep stres diyor, çıkıyor işin içinden. Olay ve hastalıkların temelinde biz spritüaller J ‘duygu-düşünceler vardır’ dediğimizde de inanılmıyor nedense. ‘E stres ne peki?’ ‘Geceleri uyutmayan, gündüzleri rahat bırakmayan düşünceler ve beraberindeki duygular ve sizin onlara kattığınız manalar, bu manalarla sizin ne kadar özdeşleştiğiniz değil mi?’ (Bu arada, hastalıklar önce düşünce, sonra duygu bedeninde oluşur, eterik beden sağlam değilse ancak o zaman fiziksel bedende hastalığa sebep olur). Neyse konuyu dağıtmayayım. Bu bedenlerimizi başka bir yazıda yazalım.

Gelin biz sebebi bulunamayan işitme sorunlarına bir de spritüal yandan bir bakalım. Kulaklar, işitme kapasitesini temsil etmektedir. Yani, kişinin ne derecede çevresini dinlemek, işitmek istemesinin organıdır. Eğer kulaklarınızda sorununuz varsa, teşhisi konulsun veya konulmasın bilinçaltınızda işitmek istemediğiniz bir şeylerin olup bittiği anlamına gelir. Sağırlık, birlikte yaşamak zorunda olduğunuz bir kişiyi dinlemeye katlanamamanın göstergesidir. Dikkat edin, çiftlerden birinde sağırlık sorunu varsa, diğeri sürekli konuşur, konuşur, konuşur. Kişi bu sürekli konuşmalardan bıkarak bilinçaltına duymanın rahatsızlığı ile ilgili kalıplar yollar farkında olarak veya olmayarak. Bu düşük frekanslı kalıplar, ilgili bölgede enerji blokajları oluşturarak kişinin duymasını engeller. Yani başrol bilinçaltındadır yine. Kulak ağrısı ise işittiğiniz bir şeyden kızgınlık duyduğunuzun göstergesidir. Kulak ağrıları çocuklarda çok yaygındır dikkat edin. Evinde işitmek istemediği şeyleri duymak zorunda kalan bir çocuk düşünün. Örneğin anne baba sürekli kavga ediyor. Çocuğun artık tahammülü kalmamış tartışmaya. Kızıyor duyduğu cümlelere, e kızgınlığını ifade etmesine de izin verilmiyor veya çocuk kızgınlık duyuyor ama kendisi bastırıyor. Sonuç: Çocuğun bilinçaltından geliyor tabi. Madem olaylar değişmiyor o zaman bende kulak ağrısı ile tepkimi gösteririm diyor. Bu durum sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de böyledir. Kulak ağrısı, kulak iltihabı, işitme kaybının altında kızgınlık, işitmeyi istememek veya fazla kargaşa mutlaka vardır. Kulak çınlaması ise; dinlemeyi reddetmek, iç sese kulak vermeyerek kendinden kaçmak, inatçılıktan meydana gelir.

Çözüm, problem dediğiniz her şeyde olduğu gibi bu sorunlarda da içinize dönmektedir. Bedeninizi dinlemeniz gerekir. Kulak sorununuz varsa önce içinizdeki sese kulak vermeniz gerekir, yargısızca sessizce oturup zihninizden bu sorunla ilgili hangi düşünce kalıpları geçiyor, belleğinizde bu durumla ilgili hangi anılarınız var, onları bilinçaltından bilinç düzeyine çıkartmak, serbest bırakmak, onlarla yüzleşmek gerekir. Bu şekilde tamamen kurtulursunuz onlardan. Tabi olumlamaları da unutmayın bu arada. Dinledikçe iç sesiniz konu ile bağlantılı negatif kalıpları fısıldar size çünkü. Bu kalıpların yerine, “iyi ve hoş şeyler işitiyorum” gibi duymayı istediğinize dair manalar barındıran kalıpları koyarsanız, bilinçaltınız da bu kalıplara göre bedeniniz aracılığı ile size cevabını verir.
Bir deneyin, bir dinleyin bakalım…

Kaynak: Loise Hay Düşünce Gücüyle Tedavi, www. Holyharmony.wordpress.com

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 tarihinde Ankara da doğdum.İlk, orta ve lise öğrenimimi Ankara da tamamladım. Lisans eğitimimi 2007 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde bitirdim. 2010 yılında aynı üniversitede Pedodonti (çocuk diş hekimliği) alanında yüksek lisansımı tamamladım. Sonrasında Boyabat Devlet Hastanesi (2010-2013), Düzce Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (2013-2014) ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (2014-2015) çalıştım. Şuan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde diş hekimi kadrosundayım. Evli ve bir kız çocuğu annesiyim. Düzcede ikametim sırasında yakın bir arkadaşım vasıtası ile reiki eğitimine başladım. İstanbul'a geldikten sonra da Reikiokulu ile tanıştım ve hayatımı değiştiren reiki de 3b öğretmen aşamasına gelerek Reiki başta olmak üzere spiritüel alanında kendimi geliştirmeye başladım. Kitap okumaktan ve el işleri yapmaktan hoşlanırım.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…