Varoluş Dergisi

Özgür İrade Var Mı?

Birkaç yıl önce karşılaştığım ve kafamı bir hayli karıştıran bir makaleye geçenlerde yine rastladım.

Libet deneyi diye geçen çalışma sinirbilimci Benjamin Libet’e ait. Libet deneklerine beyindeki elektriksel faaliyeti kafa derisi üzerinden ölçebilen EEG aletleri yerleştirdi ve her 2,8 saniyede bir tur atan bir saat kadranına bakmalarını istedi. Çalışmaya katılanlar istedikleri herhangi bir zamanda düğmeye basacaklardı .Böylece kişinin düğmeye basma kararı aldığında oluşan beyin faaliyetleri gözlenecekti. Elde edilen veriler şaşırtıcıydı. Beyin faaliyetleri deneğin düğmeye basma isteğinin bilincine varmasından ortalama 300 milisaniye önce başladığı sonucu çıktı. Bu sonuç bilim dünyasını çalkaladı. Birçok bilim adamı farklı denek sayılarıyla çalışmayı birkaç kez tekrarladı. Ve hep aynı sonuç çıktı. Bilinçli iradeden 300 milisaniye önce beyin faaliyetleri başladı. Bilim adamlarından bir bölümü bu verileri özgür iradenin olmadığı şeklinde yorumlarken, bir bölümü ise aksini iddia etti.

Bu çalışmaların sonuçları ne kadar özgürüz sorusunu gündeme taşıyor. Özgür irade var mı yoksa her şey kaderin cilvesinden ibaret mi?

Bu sorunun cevabı her ikisi de.. En sevdiğim cevap, hem o hem bu..

İlahi Nizam ve Kainat kitabı beni bu konuda oldukça aydınlattı. Şöyle ki.. Bizler otomatik, yarı idrakli veya idrakli şekilde eylemlerimizi sürdürürüz. Çoğunlukla ise davranışlarımız otomatik veya yarı idraklidir. Gelişim safhasının başında olan bir varlık otomatik ve mekanik bir yürüyüş sergilerken, buna kıyasla daha gelişmiş varlıkta idrakli oluş hali daha uzun olur. Örnek vermek gerekirse; idraki gelişmemiş bir varlık olaylar karşısında tek bir seçenek görür ve mecburen seçim yaparken, idraki yüksek olan varlık daha üst bir bakışla bir çok olasılığı aynı anda tespit eder ve buna göre seçimini yapar. Özetle idrakle, irade gücü paralel olarak artar. Yani ne kadar idrak o kadar özgür irade…

Burada şu soru akıllara gelebilir? Peki idraki nasıl arttıracağız. Yani nasıl özgürleşeceğiz? Yine İlahi Nizam ve Kainat kitabına göre; idrakle irade arasındaki bağlantıya benzer bir orantı vicdan ve idrak arasında da mevcut. Kitap aynen şöyle ifade ediyor: ‘İnsanlık kademeleri ilerledikçe vicdan realitesine ait duygular, bilgiler ve idrakler artar’ Yani bizler nefsaniyet kısmımız yerine vicdani tarafımızı geliştirdikçe idrakimiz dolayısıyla irade gücümüz de artıyor.

Sanırım en büyük seçim de burada başlıyor. Bu kararı verirken %100 özgürüz.Vicdan realitesini mi besleyeceğiz yoksa nefsaniyeti mi?

Nukhet Serin

Nukhet Serin 19 Aralık günü Edirne’de doğmuştur. Marmara Üniversitesi Eczacılık fakültesinden mezundur ve eczacıdır. Hocası olan İsmail Bülbül’den aldığı Reiki uyumlaması sonrası Reiki pratiklerine devam etmektedir.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…