Varoluş Dergisi

ÖĞRETMENİM CANIM BENİM

Canım hocam İsmail Bülbül’e..
Çok öğretmenim oldu çok da öğrendiğim,
Ama böylesini öğreten tek,
böylesini öğrendiğimse ilk,
Sonu ise yok çünkü anladım ki son yok, sonsuz var, sonsuzluk var, hayat var, yaşam var..

Böyle bir öğretmeni olmalı insanın..
Seni kendisi yerine,
Seni kendine yönlendiren,
Yazdığı kitapları oku demek yerine,
Kendine kendini okumayı öğreten..
İnsan kendini nasıl okur diye sorarken,
Cevabı vermek yerine, cevabı kendine verdirten..
Soruyu soran Ben’in de, cevabı veren Sen’in de aynı olduğunu idrak ettiren..
Bunca bilgi bende yok nasıl olacak diye endişelenirken,
Bilginin zihinde değil özde olduğunu bildiren..
Kendine güvenemezken,
Kendine güveni öğreten..
Öz güvenin “Yaparım, ederim, hallederim, ben mükemmelim” diyerek değil, bunları diyenin kim olduğunu fark ettirerek, bana kim olmadığımı gösteren..
Zihnin gürültüsünü bırakıp içimdeki dinginliğe beni kavuşturan..
Zihin uykusuna dalmış, adına da hayat demiş, bir de “niye yaşıyoruz bu hayatı” diye dertlenirken, kendimi rüyaya kaptırdığımı hatırlatan..
Gerçek sandığım içinde kaybolduğum zanlardan kendimi çekip çıkarmamı sağlayan..
Hayatın benim değil de benim hayatın parçası olduğumu,  aslında hayatın çok da anlamlı olduğunu, aslında hayatın çok da anlamsız olduğunu anlamamı sağlayan..

Mutsuzluğu da, mutluluğu da yaratanın ben olduğunu, mutsuzluğunda mutluluğunda bir olduğunu, aslında ikisinin de olmadığını algılatan..
Hayatın çabalama ile değil bakma ile değiştiği idrakına mazhar olmamı sağlayan..
Algı ne demek, algılayan kim, o ne demek bu ne demek gibi bitmez soruların cevaplarının kelimelerde olmadığını anlatan..

Kelimelerin “O”nu anlatmaya yetmediğini öğreten..
Koşullanmış düşüncelerimi özgürleştiren..
Zihnimi hafifleten..
Böylece esas yaşamı görmemi, gerçekten yaşamamı sağlayan..
Hem yaşayıp hem de izlemeyi, fark etmeyi, böylece huzura ermemi sağlayan..
Sabaha kadar yazsam da sayfalarca anlatsam da yine de anlatılamayacak yine de anlaşılamayacak, O şey olmayan şeyi idrak etmem için o ışığı yüreğime yakan
Reiki öğretmeninin ötesi,
İçimdeki alemlerin kilitli kapısının anahtarı..
Uykudan uyandıran, ne değil kim olduğumu hatırlatan..

Canım hocam  İsmail Bülbül’e..

Çok öğretmenim oldu çok da öğrendiğim,
Ama böylesini öğreten tek,
böylesini öğrendiğimse ilk,
Sonu ise yok çünkü anladım ki son yok, sonsuz var, sonsuzluk var, hayat var, yaşam var..

Şükürler olsun..
Öğretmenler gününüz kutlu olsun.

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 tarihinde Ankara da doğdum.İlk, orta ve lise öğrenimimi Ankara da tamamladım. Lisans eğitimimi 2007 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde bitirdim. 2010 yılında aynı üniversitede Pedodonti (çocuk diş hekimliği) alanında yüksek lisansımı tamamladım. Sonrasında Boyabat Devlet Hastanesi (2010-2013), Düzce Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (2013-2014) ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (2014-2015) çalıştım. Şuan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde diş hekimi kadrosundayım. Evli ve bir kız çocuğu annesiyim. Düzcede ikametim sırasında yakın bir arkadaşım vasıtası ile reiki eğitimine başladım. İstanbul'a geldikten sonra da Reikiokulu ile tanıştım ve hayatımı değiştiren reiki de 3b öğretmen aşamasına gelerek Reiki başta olmak üzere spiritüel alanında kendimi geliştirmeye başladım. Kitap okumaktan ve el işleri yapmaktan hoşlanırım.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…