Varoluş Dergisi

Neden Öteki?

Reiki ile tanıştığım ilk zamanların cehenneminden boşanmış deli coşkusuyla, kolundan tuttuğuma, yakasına yapıştığıma Reiki vermeye, anlatmaya çalışıyordum.

Herkes bunları yaşamalıydı. Harika bir kurtarıcı, mükemmel bir savunucuydum. Muhteşem deneyimler yaşadıklarımız da, benim bezdirip dersini almış olduklarım da vardır…

O zamanlar bulunduğum ortamda hiç hazetmediğim, öfkeyle, kınayarak, ayıplayarak yargıladığım bir çalışma arkadaşım vardı, bana göre ne evrensel, ne ahlaki, ne insani, ne de herhangi başka bir çerçeveye oturuyordu, hepimiz birlikte içten ya da dıştan hor hor horlardık onu… Kendini bilmez bir kabus, kıyametti bu zat, hem iter hem çekerdi, tuhaftı! Bir yandan çığırtkan Reiki deneyimleri yaşarken, bir yandan da “Bu kişi ya benden Reiki isterse ne olur, aman Allahım” diye düşünüyor, çaresizce düşüncemi kovmaya, kontrol etmeye çabalıyordum, kalbim sıkışıyordu, rezaletti, aman istemesin n’olurdu! Zerre gram vermek istemiyordum ve bu benim en doğal hakk’ımdı, anlamazdı ki, hak’etmezdi!

Kaçtığın şey peşine düşermiş, korktuğun şey başına gelirmiş, doğrudur, hazır tazecik el de almışım, yüzleşmek için buyur sana bulunmaz kaftan. Olan oldu ve istendi!
Gelene neden geliyorsun, gidene neden gidiyorsun demek olur muydu? Olmazdı! Ben kimdim ki, böyle bir lüksüm var mıydı? Ben vesileydim. Çok utanıyordum, küçülüyordum; değersizlik… Hemen sonra suçlu hissettiğim için kendime kızıyor, dik durmaya çalışıyordum. Ama uygun bir üslupla “Veremem” denirdi, denmeliydi! Çok hak’lıydım çünkü. “Uygun üslup” denen şey; peki samimi miydi bu? Yarım gönülle, yarım akılla, ama’larla Reiki olur muydu? Olmazdı bence, olur muydu yoksa? Bu zat, bir dakikada beni nasıl bir buhrana, arafa sürüklemişti, binbir türlü gelgit yaşamış, kendimi kaybetmiştim. Bir umut, tamamlanır, her halde bundan beteri olamaz derken, tuhaf bir dürtü ve kaotik halimle ona Reiki çalışmaya başladım ve Reiki aktıkça kendimi bırakabildim, bu süreçte manzara inanılmaz bir hızda değişmeye başladı…
Eş zamanda şifaya ihtiyacı olan benmişim, o kişi benim için de gelmiş, ben benden Reiki istemişim, ben bana Reiki vermişim… Öfkeyle kınayarak yargıladığım, anlamadığım neymiş, nedenmiş, kimmiş, çerçeveler, yakarışlar nedenmiş?
O açıldıkça beni açtı, ben açıldıkça onu…
Ben, sen karıştı Bir oldu, O’ndan O’na aktı…
Bana en uzak duran en yakın, en zor gelen en kolay, şer olan hayır, öfke olan şefkat, yargı olan anlayış, red olan kabul, küfür olan kutsama, utanç olan af, korku olan sevgi, şeytan olan melek, tabu olan olağan oluverdi, paradokslar, belki’ler, ama’lar, sorular, sorunlar çözüldü, simya, mucize oldu.

Evet, bu hikayenin sonunda düşmanım dostum oluverdi, canımın parçalarını topladım, can verdim, can aldım.
Başkalarına Reiki çalışmak, sadece başkalarına ya da başkalarıyla Reiki çalışmak değildir, Can parçalarınızla olmaktır. Başkalarına Reiki çalışmanın hangi düzeyde olursanız olun bir bütün hayrına çok boyutlu açılımları vardır.
Evet kendine ışık tutulmayan ne ışığı görebilir, ne bir şeye ışık tutabilir, bu da belli biçimlerde olur, fakat önce o ışığa açık olmalı ya da açık olmaya niyet etmeli, dilde değil gönülde dilemeli ve güvenmeli. Elçiye zeval olmaz, o ışık belki karanlık atfettiğinizden doğar ve şifanın kaynağı çoğu zaman da karanlıktan, yaradan, acıdan, dirençten ve kaostan açılır. Kendinizle çalışmanız mutlaka 1. dereceden muazzam önem teşkil eder, fakat başka alanlarla, farklı boyutlardaki çalışmaların size kazandıracağı o kadar çok ve farklı şey vardır ki! Bunları da kendinizle çalışarak ya da sadece aydınlık atfettiğinizle elde edemezsiniz; zira öyle olsaydı, tek başınıza, tek bir renkle, sadece tatlı bir meltemle tekamül ettirilirdiniz. Peki öyle mi? Değil! İnsan aynalara, gölgelere, fırtınalara, gökkuşağının her rengine güzel bakmalı, en azından açık olmalı! Bu, tüm yaradılışa, varlığa, ruha, kendinize olan yegane sorumluluk, anlam, araç ve amaçlarınızdandır. İmkanınız olduğu her farklı fırsatta zorlamayla değil, tat alarak kendiniz ve “ötekiniz” için elinizden geldiğince bırakarak, kendinize rağmen vermeye çalışın. Şüphesiz dileyin, sabredin, konfor alanınızdan çıkmaya razı olun.

Reiki’de Master Teacher dahi inisiyasyon yaparken kalp bağını ögrencisinin önünde eğilerek yapar, çünkü biz öğrettiklerimizden öğrenen, şükran duyan, onlarla hizalananlarız. Ayrı olmayan bir bütünün parçaları, açanlarıyız. O’ndan O’nayız. Reiki 3B seviyesi ve ötesi elbet kişisel bir seviye olmanın üzerinde, insanın aynalık işlevinin tamamlandığı seviyelerdir, fakat bununla beraber yolculuk sonsuzdur, inisiyasyon yaptıkça sizin de olgunlaşmanızın bir nedeni de budur. Sadece orada artık kişisel olan, bütünden ayrılmaz. Doğada hiçbir şey nasıl ki sadece kendi için yaşamaz, hiçbir organınız sadece kendi için çalışmazsa, Reiki’de de yaşamda da gelişim ve dönüşüm ayrı görüntü verebilir fakat daima birbirine bağlıdır. Verdikçe alır, yükselttikçe yükselir, sevebildikçe kavuşursunuz.

Yağmuru Güneşi Bir Ol’an Sevgiliyle, Aşk’ta kalın.

Ahu Birlik Alp

1981 baharında Ankara'da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim seyahat ve enstantanelerle geçti. İstanbul Bilgi Üniversitesi Film&Tv lisans ve Kültürel İncelemeler yüksek lisans programlarını tamamladıktan sonra hizmet, üretim, reklamcılık gibi sektörlerde farklı görevlerde yer aldım. 2012 yılında içsel yolculuğu beni Reiki Bilinçaltı Terapiler ve Can Hocam İsmail Bülbül'e taşıdı. 2014 yılından beri Turgutreis'te yaşıyor, Bodrum Şifa Sanatları Atölyesi'nde yolculuğuma, yolculuğumuza sevgiyle, şükranla devam ediyorum.

Usui Reiki Master Teacher

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…