Varoluş Dergisi

Kuzey Kore Yalanları

Yazarın notu: Hakikat ile yalan arasındaki ince çizgi ve algı yönetimi üzerine kısa bir hikaye…

“Kuzey Kore halkı, Songbun adı verilen bir sistemle devlet tarafından üç ana sınıfa ve 51 kategoriye ayrılır ve her vatandaşla ilgili gizli bir dosya tutulur. Songbun derecesi tüm hayatlarını belirler. İşlerinin ne olacağı, kiminle evlenecekleri Songbun puanlarına bağlıdır.”* Suki Kim dehşete kapılarak okuyordu satırları. Korkusunu yenmek için bu kitabı seçmişti oysa… Bilmenin gücüne güvenmişti. Yanılmıştı besbelli. Okuduğu her satır önümüzdeki altı ayın kabus gibi geçeceğini fısıldıyordu. Kitabı bir kenara bıraktı, yolculuğun tadını çıkarmaya çalıştı.

Suki Kim Güney Kore’de doğup büyümüştü. Üniversite yıllarından beri ABD’de yaşıyordu. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti öğretmen değişim programıyla Pyongyang’daki, erkeklere özel bir üniversitede İngilizce öğretmeni olarak görevlendirilmişti. Pyongyang’a varır varmaz tanıştığı ilk kişi kendisi için atanan resmi muhafızdı. Kuzey Kore’de yabancıların muhafızları olmadan dolaşmaları yasaktı. Kuzey Kore yalanlarıyla da ilk kez bu şekilde tanışmış oldu. Muhafız alaycı ve kendinden emin bir şekilde “ABD halkı açlıktan kar yiyormuş” dedi. Suki Kim bunu gerçekten de inanarak söyleyip söylemediğini idrak edemedi. Afallamış bir şekilde sadece sessiz kalabildi.

Pyongyang Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Kuzey Kore’ nin seçkin sınıfının yani Songbun puanı yüksek ailelerinin oğullarını eğitmek için kurulmuştu. Suki Kim varır varmaz okulun kampüs kılığına girmiş çok sıkı korunan bir hapishane olduğunu farketti. Öğrencilerin tümü Büyük Lider’in rozetini takıyordu. Takvimleri bile Kim Il-sung’un doğum tarihiyle başlıyordu. Herşey Büyük Lider ile ilgiliydi, tüm dersler, kitaplar… Çiçeklere bile Büyük Lider’in adı veriliyordu. Yalan üzerine kurulu bir ulus, diye içinden geçirdi, kampüsteki ilk saatlerinde… İlk dersinde öğrencilere samimi bir soru yöneltti. İnternetin neden yasak olduğunu sordu. Aldığı cevapla irkildi. Tüm sınıf aynı anda “Dış dünya halkı çok mutsuz, etkilenmemek için!” diye bağırdı. O kadar emin ve rahat yalan söylüyorlardı ki, Suki Kim şaşkınlığını gizleyemiyor, dengesini koruyamıyordu.

Gerçeği arayan Suki Kim zamanla farklı yalan türlerini keşfetti. Kuzey Kore halkı, sistemlerini dünyadan korumak için yalan söylüyorlardı veya yalnızca onlara öğretilen yalanları tekrarlayıp duruyorlardı. Bazen de alışkanlıktan yalan söylüyorlardı. Suki Kim dengesini korumak adına kendisine söz verdi… O dürüst olacaktı her konuda, bu yalanın parçası olmayı reddediyordu.

Sonraki günlerde Suki Kim sınıfa yeni bir fikirle geldi. Sınıftakilere bir oyun oynamayı teklif etti. Oyunun adı “Gerçek ve Yalan”dı. Bir gönüllü, tahtaya bir cümle yazıyordu, diğer öğrenciler de bu cümlenin gerçek ya da yalan olduğunu tahmin ediyordu. Suki Kim bu oyunla hakikate yaklaşmayı, gerçek ile yalan arasındaki net çizgiyi öğrencilerine göstermeyi umuyordu. Bir keresinde bir öğrenci tahtaya “Yaz aylarında Çin’e seyehat ettim” diye yazdı, bütün sınıf “Yalan!” diye bağırdı. Pyongyang’ı terk etmeleri imkansızdı.

Oyun öğrencilerin ilgisini çekmeyi başarmıştı. Fakat Suki Kim Kuzey Kore’de geçirdiği zaman içinde gerçeğin hem kendisi hem de öğrencileri için ne kadar tehlikeli olduğunu farketti. Gerçek bu çocuklar için ölüm demekti. Öğrencileri için Büyük Lider’in askeri olup uzun ve güvenli yaşamak belki de en iyi seçenekti.

Yalan da kendisi için ölüm demekti. Yavaş yavaş yalanla gerçeği ayırmakta zorlandığı aşikardı. Zihni bulanıktı, neye inanacağını kestiremiyordu. Büyük Lider’in efsanevi başarıları, beşinci sınıfta tavşan klonladıkları gibi tuhaf iddialar, beynini kemiriyordu.

Öğrencilerinden biri Suki Kim’e “Pyongyang’ı seviyor musunuz?” diye sordu. Tahtaya yazma sırası kendisindeydi. Bu soru yaşadığı ikilemi doruğa çıkardı. Yavaşça tahtaya gitti ve “Hayır, burası berbat bir yer” diye yazdı. Sınıftan “Yalan!” sesi yükselirken, resmi muhafız Suki Kim’e yaklaşıp tutukladı. Suki Kim içinden usulca “Gerçek” diye geçirdi…

* https://tr.wikipedia.org/wiki/Songbun

Nukhet Serin

Nukhet Serin 19 Aralık günü Edirne’de doğmuştur. Marmara Üniversitesi Eczacılık fakültesinden mezundur ve eczacıdır. Hocası olan İsmail Bülbül’den aldığı Reiki uyumlaması sonrası Reiki pratiklerine devam etmektedir.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…