Varoluş Dergisi

KUT OLA!

Türkçe dilinin en şahane kelimelerinden biri olan ‘Kut’ sözcüğü, kutsal yaşam gücü, bereket, kutlu olmak, göğün ışığı anlamlarına gelir.

“Kut” sözü, her özel günde ve anda karşımıza çıkar. Doğum günlerinde, bayramlarda, başarılarda, anlaşmalarda, bir araya gelmelerde “Kutlu olsun” dileğiyle kendini gösterir. Ayrıca tartışılmaz bir değere sahip olan olgular ya da durumlar için de “Kut-sal” sözü kullanılır. Günümüzde “Kurşun dökme” işlemi olarak bilinen aynı zamanda Kham’ların geleneksel ve geniş kapsamlı Kut onarım yöntemi olan “Kut Kuyma” işleminin içinde de “Kut” varlığını sürdürür. (Mansur, Asu, (2016) Şaman Aynası. Destek Yayınları: İstanbul.)

Kut, bizim koruma kalkanımızdır. Göğün ışığı Kut ile bize akar. İyi insan olmaya çabaladıkça kutsanırız. Biri hakkında kötü konuştuğumuzda ya da birine haksızlık ettiğimizde var olan Kut’umuz azalır. Güzel şeyler yaptıkça Kut yavaş yavaş yine birikir. Mühim olan Kut’umuzu çok ve hep sahip olacağımız şekilde sürdürebilmektir. Hakkaniyetli, iyi niyetli, iyilik sever, şükür dolu ve minnet duyduğumuz bir hayatımız olduğu sürece ve pozitifte kalındığı sürece Kut’sanırız. Kut aldığımız kadar ışıklı, başarılı, sağlıklı, mutlu bir insan oluruz. Fakat çevremizdeki insanların nazarları ve negatif enerjileri Kutun azalmasına neden olmaktadır. Bu nazarlar (közler) kişinin neresi beğeniliyorsa ve gösterişliyse oraya değer ve bir ateş közü gibi orada delik açar. Kut bu yerden akar gider böylece kişinin kutu azalır. Bu deliklerden geçen  negatif enerjiler de kişiye akarak onun rahatsızlanmasına vesile olur. Bu nedenle Kut’un korunması hayati önem taşımaktadır.

Peki Kut’u yaşamımızda sürekli hale nasıl getiririz?

Atalarımızdan gelen 10 kurallık bir Türk töresi olan ‘Ölçey’ ile.

Ölçey, şans, baht olarak açıklanabilir. Hayatımızda şansı daim kılmak ve bahtımızı güzel yapmak için ise töremizdeki on kuralı şu şekilde sayabiliriz:

  1. Yaratan’ın ve Ata’ların desteğinden dolayı şükürde bulun.

Dünyanın nimetlerine, bize bahşedilenlere minnet duymak, kıymet bilmek ve şükretmek Kut’u kazanmak için elzemdir. Yeryüzünün güzelliğinin farkına varmak, işleyişin kusursuzluğuna şükretmek, sağlığımıza şükretmek, sahip olduğumuz büyük şeylere şükrettiğimiz gibi gün içerisinde bizi mutlu eden en ufak şeyleri bile o gün sonunda hatırlayarak şükretmek gerekir. Başımıza gelen her bir güzel ayrıntı için minnet duyduğumuzu Tanrı’ya söyleyerek hem şükür sebeplerimizi arttırıyoruz hem de öylesine yaşayıp geçmediğimiz için ve bilinçli olarak sistemsel bir düşünce yapısı haline getirdiğimizde şükür etme bilincini zihnimize yerleştirmiş oluyoruz.

  1. Kut’un değerini bil.

Göğün verdiği nimet olan Kut’u doğru şekilde kullanmak gerekir. Göğün sunduğu bu güzellik ile kibirlenir ve şımarırsak Kut geri alınır. Kut’a sahip kişinin işleri rast gider, yaşadığı hayat güzelleşir. Onurlu ve erdemli bir hayat sürer.

  1. Hazır olandan uzak kal.

Emek vererek kazanmak, emek verdiğin şeye sahip olmak, kendi düşüncelerini yaratmak, prensiplerinin özgün olması, başkasının düşüncelerini benimsemek yerine kendi düşüncelerini yaratmak, hazır olandan uzak kalmak gerekir.

  1. Ürününü, eylemlerini ve düşlerini ağulama (zehirleme).

Toprak Ana’nın bize sunduğu mahsulleri pişirirken o ürüne saygı duyarak, aşımızı özenle ve sevgiyle pişirerek ürünümüzü zehirlememiş oluruz.

Aynı şekilde eylemlerimiz de düşüncelerimizin bir ürünüdür. Ne kadar doğru düşünce kalıbında olursak ve sağduyulu davranırsak o kadar hayatımız da düzgün olur. Düşlediklerimiz için de aynı şey geçerlidir. Düşlediklerimiz ne kadar güzel olursa yarattığımız gelecek de o kadar güzel olur. Düşüncelerimizden ve düşlediklerimizden ibaret olan bu hayat, neyi düşlersen sana onu sunmak için uğraşır. Bu sebeple düşlerimizi zehirlememeli, kötü düşler kurmamalı ve iç dünyamızı sağlamlaştırmalıyız.

  1. Diline kara çalma.

Dışarıya akıttığımız sözlerimiz içimizin aynasıdır. Zihnimizden geçendir. Kötü söz, sadece söylenen kişiyi karalamaz söyleyeni de çürütür. Başkası için sarf edilen bu kötü sözler, söyleyenin içini de aynı şekilde etkiler. Kalbini ve zihnini yorar ve bozar. Ağzından kötü bir laf çıkmaması için çaba sarf edenler Kut alır. Kutsanır.

  1. Yaşadığın topluma saygı duy.

Yetiştirildiğimiz ve yaşadığımız toplumun bir parçası olarak, kültürümüze, inanç ve örflerimize saygı duymak, hoşgörülü olmak, o toplumu elimizden geldiğince güzelleştirmek için çabalamak gayesi içinde olmalı ve geçmişten korunarak gelen kültürümüzü geleceğe aktarmaya çalışmalıyız.

  1. Aileni onurlandır.

Herkes kendisini soy bağının bir uzantısı ve soyunu devam ettiren bir aracı olarak kabul edip soyunu temsil etmelidir. Soyunun değerlerini taşımayı bilmeli ve bu kutsiyete uygun hareket etmelidir. Bu şekilde soy dışarıdan saygınlık kazanır, kutsanır.

  1. Ata-Ana’yı onurlandır.

Kişi yaşam süresini doldurduktan sonra Ulu Yaratan’a kavuşur. Ölümden sonra sadece bedenler dünyada kalır ama ruhlar yeryüzüne yükselir. Uzaktan bizleri ve geride bıraktıklarını izlemeye ve korumaya devam ederler. Bu dünyadan göçmüş, bize değer katmış sevdiklerimizi anmak, onları dualarla onurlandırmak, bağımızın devam etmesine ve onların hoşnutlukları vesilesiyle Kut almamızı sağlar.

  1. Ana-Oğul’u ayırma.

Vaktinden önce bir şeye son vermemek olarak algılanmalıdır. Yavruyu anasından ayırmamak, olgunlaşmayan ağacı kesmemek, pişmemiş yemeği ocaktan almamak, başladığınız işi yarım bırakmamak vb. gibi.. Hiçbir şey vakti gelmeden ve bir olgunluğa erişmeden özünden ayrılmamalıdır. Her yolun bir başlangıcı, bir sonu bir de sona giden evreleri vardır. Bu evrelerin sırayla yaşanması ve düzenin sağlam işleyişte kalmasına dikkat etmek gerekir.

  1. Çevrene zarar verme.

Doğaya, yeryüzüne, ağaçlara, insanlara ve tüm canlılara karşı sorumlu olduğumuzun bilinciyle hareket etmek somut ve görülebilen sonuçlar doğurması açısından daha iyi anlaşılabilir. Bunun dışında kötü sözden uzak kalmak, kavga etmemek için çabalamak gerekir. Kavga edildiğinde bedenden yayılan o kötü enerji ile azalan Kut neticesinde başınıza gelebilecek olumsuzlukların önünü açmış olursunuz. Etrafa rüzgarla yayılan bu titreşimlerle beraber aynı ortamda olan diğer insanların da enerjilerini emip, gerginleşmelerini sağlarsınız. Bu kaos genişleyerek devam eder. Bu nedenle insanlar önce iç dünyalarını iyileştirmeli ve öz denetim sahibi olmaları gerekmektedir.

Bu on kurala sahip Türk töresini ifade eden Ölçey (Olcay) yüzyıllar boyunca insanların yaşadıkları yerlerde duvarları süsleyen bir Türk motifi olmuştur. Ölçey’i görülebilen bir yere asanlar, bu motifin işleri yoluna koyduğuna, motifin talih ve bahtlarını güzel kıldığına inanırlar. Ayrıca yukarıda sayılan on kuralın ilkelerinin de Ölçey şekli ile insanın içine işleyerek doğru yolda kalmalarına vesile olduğuna inanılmaktadır. Ölçey taşıyanların mutluluk, huzur ve dirliğinin baki kaldığına inanılır.

“Ölçey’in dış köşelerini birbirine bağladığımızda bir altıgen elde etmiş oluruz. Bu biçim kendi başına bir kutsiyete sahiptir. Arı peteklerinde de altıgeni görmek mümkündür. Arılar yavrularını bu geometrik şeklin içinde büyütürler. Bu yüzden bizler de yeni doğmuş yavrularımızı altıgen bir beşikte yatırmalıyız. Bu seçimimiz yavrunun gelişimine iyi gelecektir.”(Mansur, Asu (2016) Şaman Aynası. Destek Yayınları: İstanbul.)

Merhamet ve sevginin daim olduğu bir dünya diliyorum. Kut Ola!

Müge Bostancı

1984 İstanbul doğumluyum. İstanbul’da serbest avukatlık yapıyorum. Aynı zamanda sosyoloji lisans eğitimime devam ediyorum. Bazı sosyal yardım kuruluşlarında ve kadına yönelik şiddetin durdurulması için çalışan bir platformda görev alıyorum. Mesleğimin bana yüklediği negatif etkileri reiki ile ardımda bırakarak hayat yolculuğuma devam ediyorum.

1 comment

  • Kut bildiğimiz prana ve qi’nin orijinal türkçesi esasında..şaşırtıcı..köklerimizden bihaberiz..çok aydınlatıcı bir yazı olmuş. 🌟

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

bitcoin ne kadar btc ne kadar