Varoluş Dergisi

KİŞİSEL GELİŞİMDE İLK ADIM

Affetmek insanı özgürleştirir. Bunu kendin için yapmalısın. Sırtındaki bu yükten kurtulmak için…

Kişisel gelişim kolay ve kısa bir yol değildir. Zaman ister, emek ister. Ben bunları niye yaşıyorun dediğiniz, yaşadığınız travmaları anlayabilmek için bu olaylardan sonra almam gereken ders nedir? diye sorduğunuz, cehalet mutluluk mu yoksa bilmesem bunları daha mı mutlu olurum? diye düşündüğünüz uykusuz geceler ister. İster de ister…

Parasını vereyim biri bana versin enerjiyi, versin coşkuyu Nirvana’ ya çıkayım dersen o olmuyor maalesef! Ben denedim boşuna uğraşmayın. J

Ama bir şeyler de yapmak lazım. İçinizdeki ses ‘bu böyle gitmez’ diyor çünkü…

Bir yerin ağrısa bir ilaç alırsın ve sorunu halledersin. Ne güzel ama o ağrının bir daha olup olmayacağını bilemiyoruz. ‘Yine bir ağrı kesici alırım ne olacak canım. Dert ettiğin şeye bak’ da diyebilirsin ama ağrıyı yaratan esas sebebi bulursan sorun kökten halledilmiş ve büyümesi engellenmiş olur.

Şimdi efendim ‘ben bu durumumdan memnun değilim, mutsuzum, hastayım, yalnızım, borçlarım hiç bitmiyor ne olacak benim bu halim, ben kimim, varoluş nedir, biz kimiz’ gibi dediğiniz günlerde kişisel gelişim olayına giriliyor. Bir taraftan olayın dalgasına varanlara cevap yetiştirmek, ‘boş bu işler bırak canım böyle işleri’ diyen arkadaşları susturmak, bir taraftan da içindeki ego ile mücadele ederken peki nereden başlayacağım, önce ne yapmalıyım dersen;

Önce AFFET !

Herkesi ve kendini AFFET!

Çok itirazlar geliyor bu konuya. ‘O bana bunu bunu yaptı. Nasıl ve neden affedeyim?’ diyor öğrenciler.

Önce affetmek ne demek değildir onu açıklamak istiyorum. Affetmek demek; o kişiyi onaylamak, aynı olayların olmasına izin vermek değildir. O kişi ile can ciğer kuzu sarması olmak zorunda değilsin. O kişinin sana tekrar aynı acı veren duyguları yaşatacak hareketleri yapmasına izin vermek zorunda değilsin. Affetmek; yapılan hatalara mazeret bulmak, yaşanılan şeyin hak edildiğini kabul etmek de değildir. Kırıldığımızı, üzüldüğümüzü, yaşanılanları yok saymak da değildir.

Birini affetmediğin,  affedemediğin zaman; kin, nefret, suçlama gibi negatif enerjiler üretirsin.  Bu da kişiye zamanla fiziksel, zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklar verir. Aklına sürekli o insan gelir. Onu öfke ile hatırladığında, suçladığında karşıdakinin negatiflerini de yüklenirsin. Aranızda negatif enerji bağları oluşur. İşte tekamülün önündeki engeller bunlardır. İşte bu yüzden herkesi affetmelisin.

Peki nedir affetmek?

Affetmek;  herkesin tekâmülünün farklı olduğunu kabul edip, yaşadığınız bu deneyimlerden dersini almayı kabul edip yoluna devam etmektir. Kişi sana bu duygu durumunu yaşattı ise içindeki hangi yaraya tuz bastı ise onu görmeye çalışmaktır. Kendini fark edip kendini şifalandırmaktır. Onun da şifalanmasını ve kendine, başkalarına zarar vermemesini dilemektir.

Affetmek, o kişiyi sevsen de bir daha sana zarar vermesini engellemek için sağlıklı sınırlar çizmektir. Kendine biçtiğin kurban rolünden çıkmaktır. Çünkü her kurban, sonunda katilini çeker hayatına. Evet, yaşanılanların hatırası tabi ki içimizde kalmaya devam edecek ancak; bunun acısını taşımak zorunda değilsin. Affederek kendi yolunu açmalısın, sırtındaki yükleri bırakmalısın.

Affetmek insanı özgürleştirir. Bunu kendin için yapmalısın. Sırtındaki bu yükten kurtulmak için…

En çok da  kendini affetmelisin. Kendini affedemezsen başkalarını da affedemezsin çünkü.  Kendini ve diğerlerini yargılamayı, suçlamayı bıraktığında geçmişinden özgürleşirsin.  Geçmişte yaptığın, şimdi sana hata görünen dersleri olduğu gibi kabul edip, yaşadıklarından dersini aldığında yolunda ilerleyebilirsin. Yoksa yaptığın olumlama çalışmaları da enerjini yükseltme çalışmaları da bir işe yaramayacaktır. Geçmiş senin sürekli enerjini tüketecek ve sana ayak bağı olacaktır. Geçmişi temizlemeden geleceğe adım atamazsın. Önce geçmiş ile bağını koparmalısın. Tabi ki sonra da bilinçaltını temizlemelisin.

Yaradan da  kutsal kitaplarda affetmeyi salık verir.

‘Affetmeniz takvaya daha yakın bir harekettir.  Aranızda lütuf ile muameleyi unutmayın.’ (Bakara-237)

‘Kötülüğün cezası onun aynı olan bir kötülüktür. Bununla beraber kim affeder, barışırsa Allah mutlaka ecrini verir.’ (Şura suresi-40)

Hz.İsa’da ‘Bağışlayan, bağışlanacaktır’ der.

Bunları çoğaltabiliriz. Bağışlayanın ödülü olduğu açık. Bağışlayanın ödülü geçmişinden, eski enerjilerden özgürleşmek ve değişerek dönüşüm! Hem sen, karşındaki kişiyi affettiğinde belki de onun da kalbi şifalanacaktır. Farkındalığı artacaktır. Yaratacağın kelebek etkisinin gücünü bilemezsin. Affetmenin gücü adlı buraya yüklediğim video bu konuda en sevdiğim örneklerden biridir.

Unutmayın zafer, bu yolda kendine emek ve zaman harcayanındır.

 

Ebru Bağkazan

1976 yılında Çorlu da doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimimi doğduğum ilçede tamamladıktan sonra Yüksek lisans ile ilgili eğitimlerimi de İstanbul’ da tamamladım.

Çok uzun yıllardan beri de kişisel gelişim, spiritüalizm, tasavvuf, şifa teknikleri ve enerji alanlarında araştırma ve çalışmalar yapıyorum. Çorlu’ da yakın zamanda ReikiOkulu’ nun Çorlu Şubesi’ ni açtım. Burada çeşitli meditasyonlar, şifa terapileri ve kişisel seanslar düzenliyorum.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…