Varoluş Dergisi

Kim Hancı, Kim Yolcu?

Senin felsefen ne olursa olsun, nasıl olursa olsun, hayatın da bir felsefesi var aslında belki de hala farkedemediğin… Evrenin kurallarının dışında gösterdiğin, kıymet verdiğin, söze dönüştürdüğün, hareketlerine yansıyan her düşüncen senin için zaman kaybı olacak.

Birlikte (aramızda kalacak) bir deney yapalım istiyorum. Bahsedeceğim deneyi herkes kendi hayatında deneyimleyecek. Çevrenizdeki insanları sürekli gözlemleyin ve kendinizi de tabi ki 🙂 Özellikle sinirli, öfkeli ve şikayetçi halet-i ruhiye içinde iken. Evet işte o anlar insanın kendini yansıttığı, tasvir ettiği ve düzeltmesi gereken durumlarıdır.

Birkaç örnek bize bir sürü şey hatırlatabilir:

Kapı açılır, veli girer ve der ki “Şu öğretmenden şikayetçiyim müdürüm”. Müdür sorar tabi ki, neden? “O öğretmen benim çocuğumun kafasını okşamıyor, benim çocuğumu sevmiyor, sevgisiz, bencil bir insan…”

Bu örnekte gelen velinin kendi hayatında sevgisiz ve bencil yaşam sürdüğünü ve aslında bu durumunun onun kendi yaşamını mutsuz hale getirdiğini anlıyoruz. Kişinin yapması gereken, kendindeki bu durumu fark edip değiştirmesidir. Sevginin bir dil olduğunu öğrenmesi gerekmekte ve çevresinde üzmek istemediği insanlarla sevgi dili ile iletişim kurması gerekmektedir. Bu bir değişim olur. Bu değişimi başarabilirse insanın etrafındaki her şey değişecek ve yeni kendisini yansıtacaktır.

Başka bir örneğe geçelim:

Egonun, karizmanın çok zararlı şeyler olduğunu söyleyen, doktora yapan arkadaşım geldi ve çok sinirli olduğunu söyledi. Neden, dedim. “Az önce aslında hiçbir şey bilmediğini düşündüğüm kişi bana kendi işimi anlattı. Beni küçük düşürdü.”

Evrenin kuralına göre yaşadıklarımız kendi yansımamız ise, muhtemelen bu arkadaşım, kendisinin çok şey bildiğini düşünüp başka insanlara bunu, onları küçük düşürücü şekilde ifade etmiştir. Aslında kendisi yüksek ego sahibidir. Yapması gereken, bunu farketmesidir. Sonra bunu kontrol altına alabilir. İşte bu büyük değişim olur. Hayatındaki her şey bu yönde değişir.

Değişim bizi bire, bütüne yöneltir. Yaşadıklarımız aslında hep aynı, hep aynı. Yaşadıklarımız nasıl da aslında bize yol gösteriyor. Nasıl da aslında aydınlatıyor yolumuzu değil mi… Nasıl da birbirimizi yansıtıyoruz. Nasıl da anlıyoruz birbirimizi. Aslında nasıl da bir olmayı, bütün olmayı algılıyoruz… Bedenlerimiz farklı ama nasıl da içimiz hep aynı; aslında sen bensin, ben de senim işte!

Divan-ı Kebir, 3020:

“Gel, gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek?

Madem ki sen, bensin, ben de senim, artık bu senlik ve benlik nedir?

Biz Hakk’ın nuruyuz, Hakk’ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık, bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor?

Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücud halinde, olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler, yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye kendi sol elini hor görür? Her ikisi de mademki senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek, uğursuz ne demek?

Biz hepimiz, bütün insanlar hakikatta tek bir cevheriz. Aklımız da bir, başımız da bir. Fakat kambur felek yüzünden biri, iki görür olmuşuz. Haydi, şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendinde kaldıkça, bir habbesin, bir zerresin; fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı bir ummansın, bir madensin!

Bütün insanlarda aynı ruh vardır, fakat bedenler, tenler yüzbinlercedir. Nitekim dünyada sayısız badem vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünyada çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat hepsinin de anlamı birdir.

Çeşitli kaplara konan sular, kaplar kırılınca birleşirler, bir su halinde akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, manasız düşünceleri söküp atarsan, can, mana gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.”

Harika Ertuğrul

9.5.1978 Adana doğumluyum. Hayatımın 30 senesi istanbulda geçti. İTÜ Fizik Mühendisliği ve ardından Marmara Üniversitesi fizik öğretmenliği tezsiz yüksek lisansını tamamladım . Bir süre dershanelerde öğretmen olarak sonra da özel okullarda öğretmen olarak 10 yıl çalıştım. Evliyim 3 yaşında bir kızım var ve zamanımın büyük kısmını kızımla geçirmekteyim. Reiki masterıyım ve tüm spirituel konularla ilgiliyim. Çocukluğumdan buyana içimdeki merakla boğuşmakta, merak ettiğim herşeyi araştırmakla ve yaşamakla meşgulüm :)

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…