Varoluş Dergisi

Kader Gelince Bilgi Uykuya Dalar

Hararetli bir tartışma dönüyordu masada. Gerçi Nazlı’nın dâhil olduğu her tartışmanın ısısı yüksek olurdu. Kanının son damlasına kadar fikirlerini savunabilirdi mübarek.

Bu sefer Nazlı’yı fitilleyen ise Deniz’in şu sözleriydi: “İnsan kendi kaderinin efendisidir. Her şeyi kendi yaratır, dizginler kendi elindedir” Deniz tam bir kitap kurduydu, batılı yazarları takip ederdi. Yunanistan göçmeniydi, atalarının düşüncesel evriminin izi vardı bu sözlerde.

Nazlı kolay kolay kitaplardan, filmlerden etkilenmezdi. Tabiatı gereği tesir altına giremezdi. Düşünceleri genellikle sezgiseldi. Filmler veya kitaplar ancak onun fikirlerini destekleyebilirdi. Nazlı Deniz gibi – KESİNLİKLE- düşünmüyordu: “İnsanoğlunun hayatını belirleyen şey onun olaylara verdiği tepkilerdir. Başına gelecek olayları çekebilir ama yaratamaz. Gösterdiği tepkiler benzer olayları tekrar yaşamasına neden olabilir. Olayları bunun dışında yaratma gücü yoktur. “

O yaşlar için – KESİNLİKLE TEK DOĞRU- konuşmaları makul karşılanabilir. Zira her iki karakterimiz de henüz 20′ li yaşlarının başında.. Ben buna ergenlik olarak bakıyorum. Krishnamurti ise tek bir yöntemin %100 doğru olduğunu savunmayı – ÇAĞIMIZIN FAŞİSTLİĞİ- olarak tanımlıyor.

Karşımıza her seferinde algoritmalar sunan, kendine has mizah anlayışı olan, hem celali hem de cemali ile öğreten bu kadar zengin bir hayatı tek bir yöntemle ya da tek bir öğreti ile gerçektende açıklayabilir miyiz?

Hayat gerçekten de her birimize büyük bir olasılıklar zinciri sunuyor, hiçbir restoranın ikram edemeyeceği çeşitlilikte insanoğluna hizmet veriyor. Gelişimimiz için gerekli malzeme her ne ise bir araya getiriyor, karşımıza kusursuz çıkıyor. İnsanoğluna düşen bu ziyafeti onurlandırmak iken, ne yazık ki çoğumuz zamansal farktan dolayı – sufilerin dediği gibi zaman hakikat ile aramıza giriyor- bu şöleni kaçırıyor. Onurlandırmak bir yana çoğu kez bu ziyafeti beğenmiyor, 2. Veya 3. Kez – iyimser mi davrandım acaba- aynı yemeği soğumuş bir şekilde yemek zorunda kalıyoruz. Bir de bunun üstüne KESİNLİKLE diye başlayan kalıplarımızda eklenince hayat gerçekten de çekilmez oluyor.

Hayata siyah- beyaz bakmak mümkün mü? Hayat hakikaten de siyah veya beyaz mı?  Siyah beyaz bakmaz isek “muğlak denizinde” boğulur muyuz?  Fuzzy Thinking ( saçaklı düşünce) yazarı Bart Kosko kitabına şöyle başlar: “Birgün bilimin doğru olmadığını öğrendim. 20. Yüzyılın Tanrısı bundan böyle Tanrı değildi. Bir yanlışlık vardı. Ve bilimle uğraşan herkes aynı hatayı yapıyordu. Bir şey ya doğru ya yanlış diyorlardı. Neyin doğru neyin yanlış olduğundan emin olamıyorlardı. Emin oldukları tek şey bir şeyin doğru ya da yanlış olduğu idi. Hâlbuki Dünya’da %100 doğru veya %100 yanlış olduğu ispat edilmiş tek bir olgu yoktur. Her şey bir derece meselesidir”

Masamıza geri döndüğümüzde, Nazlı coşkuyla Deniz’e bir hikâye anlatmaktadır: “Bir gün Hz Süleyman emrindeki tüm kuşları toplamış ve sırasıyla hünerlerini anlatmasını istemiş. Sıra Hüthüt Kuşu’na gelmiş ve o da hünerini açıklamış. Gökte uçarken yerin altındaki su kaynağını görebildiğini söylemiş. Süleyman Peygamber onun bu özelliğinin kendisi ve ordusu için faydalı olduğunu düşünmüş ve Hüthüt kuşunu yanına almaya karar vermiş. Bunun üzerine karga Hüthüt Kuşu’nu epeyce kıskanmış ve Süleyman Peygamber’e: Ey Peygamber senin tuzağını göremeyen uzağı nasıl görsün? diyerek Hüthüt’ü aşağılamış.

Bunun üzerine Hüthüt Süleyman Peygamber’e dönmüş şöyle demiş: Ey padişah! Bu düşmanca sözleri Allah aşkına dinleme. İddia ettiğim yalansa başım burada, kopar onu. Takdiri ilahi akıl gözümü örtmez ise havada iken tuzağı görürüm. Ama kader gelince bilgi uykuya dalar, ay kararır, Güneş tutulur. “ Deniz derin bir nefes aldı ve “Çok güzelmiş” dedi ve usulca tekrarladı:”Kader gelince bilgi uykuya dalar, ay kararır, Güneş tutulur.”

Nukhet Serin

Nukhet Serin 19 Aralık günü Edirne’de doğmuştur. Marmara Üniversitesi Eczacılık fakültesinden mezundur ve eczacıdır. Hocası olan İsmail Bülbül’den aldığı Reiki uyumlaması sonrası Reiki pratiklerine devam etmektedir.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…