Varoluş Dergisi

KABULLE YIKANMAK

Sondan başlayalım… Çok net belirtmekte fayda var; kabulü, klasik bir kadercilik, pasif bir teslimiyet, hayırlısı, kısmet, nasip kelimelerinin ardına gizlenerek sorumluluk, çaba üstlenmeme ya da tahammül etmek, hayır diyememek, gönülsüz sabretmek gibi sıklıkla kotarmaya çalıştığımız haliyle ele aldığımızda halen kabulsüzlük kozamızın çok şık kılıflanmış paketinin içinde oluyoruz.

Bu sayıda çok sık karmaşa yaşayıp tökezlediğimiz, bir türlü iki yakasını bir araya getiremediğimiz, kendini arama, bulma, olma sürecinde belki de en can alıcı konulardan birine değinelim dedim; kabul… Neden bu kadar önemlidir kabul? Kabul nedir? Ve nerelerde takılıyoruz?

Sondan başlayalım… Çok net belirtmekte fayda var; kabulü, klasik bir kadercilik, pasif bir teslimiyet, hayırlısı, kısmet, nasip kelimelerinin ardına gizlenerek sorumluluk, çaba üstlenmeme ya da tahammül etmek, hayır diyememek, gönülsüz sabretmek gibi sıklıkla kotarmaya çalıştığımız haliyle ele aldığımızda halen kabulsüzlük kozamızın çok şık kılıflanmış paketinin içinde oluyoruz. Yani; kabul sandığımız şey, kabulsüzlüğün başka bir versiyonu olabiliyor çoğu zaman. Bu da ‘ben kabuldeyim ama neden olmuyor?’ sorularımızın bir cevabı. Gerçekten kabulde miyiz, yoksa mış gibi mi yapıyoruz? Kabulde miyiz yoksa beklentide, pazarlıkta mıyız? Kabulde miyiz korkuda mıyız? Samimiyetle sorun kendinize ve gelen cevapları da kabul edin!

Peki nedir kabul ve önündeki engeller? Kabul; olanı olduğu gibi buyur etmek ve içermektir. Eh haliyle negatif zihnim, bilinçaltı kalıplarım, dirençlerim, gölge kimliğim, inanç, fikir ve ‘ben’ zannettiğim evrenim kabul enerjisiyle çok ciddi bir çekişmeye ve sabotaja girebilir, bunun olması çok beklenir ve doğaldır. Lütfen önce bunun farkında olun ve kendinizi bu konuda ayık, kabulde ve şefkatli tutun. Kendinizi zihnin tuzaklarına ve tanımlarına sokmadığınız da kabul enerjisiyle genişlemeniz zaten her an kendiliğinden olacaktır.

Maddeleştirirsek ve kısaca neler yapabileceğimizi anlatırsak belki daha kolay takip noktaları oluşur.

  1. Şu an -ya da geçmişte gelecekte vs.- ne yaşıyorsam bunu her seviyede tüm varlığım ve içtenliğimle kabul ediyor, onaylıyorum!
    Bu oluştuğunda olan şey şudur: Sert / negatif enerjiyi (mesela öfke) ona direnmeyerek yumuşatıyorsunuz ki bu anlayışa, dengeye, uyumlanmaya geçmenizi, durumun hakikatini görebilmenizi ve içsel çalışmayı yapabilmeniz için kapıyı aralamanızı sağlayacak olan ilk şeydir. Gelen şey her neyse, a’na, içinize dönün bembeyaz derin bir nefes alın ve bırakın ve olanı zihnin dırdırını sadece izleyerek, ona kapılmadan kabul edin. Duygularınızı kabul edin. Çalıştığınız konu üzerinde bunları Reiki seanslarınız içinde de deneyebilirsiniz. Zamanla çok faydası olduğunu göreceksiniz.
  2. Kabul şunu onaylar; şu an başıma x bir vesileyle gelen, y olan şu mevcudiyet / durum / hal benim için var! Bakın ne kadar seviliyorsunuz görün! Kimse zamansız ve kaldıramayacağı bir yükle de yüklenmez unutmayın… Olana taktığınız takı sizinle ilgilidir ve onu nasıl yaşamayı seçeceğiniz olanı değiştiremez ama onu yaşayış biçiminizi değiştirir ve bu epey bir şey demektir. Negatif atfettiğiniz bir şeyle karşılaştığınızda sorun bu kişi / durum bütünlemem, çözümlemem için bana ne anlatıyor, bana neyi işaret ediyor? Kişiselleştirmeyin, dışa değil içe yönelin. İçimde nasıl bir enerjideyim ki bunu yaşıyorum, çekiyorum, bunun hediyesini alabilmek için ne yapabilirim?! Ama tüm bunlardan önce lütfen gelenin varlığını tanıyın / kabul edin /kucaklayın, görmezden gelmeyin, kaçmayın, direnmeyin, yargılamayın, etiketlemeyin, tiye almayın.
  3. Her haliyle varlığı / geleni kabulden sonra, kabul ettiğim (bende olan) bu (mesela bir korku) enerjiyi, sevgiye dönüştürmeyi de kabul ediyorum.
  4. Bu kabulle onu dönüştürmeye tek muktedir olan benim, ben faktörünü ve bana verilen gücümü, özgür irade ve seçimimi kabul ediyorum!
  5. Bu kabulle, benim şer, bela, ızdırap, hastalık vs. sandığımda nimetler, hayırlar, vesileler, hazineler, öğretmenler saklı olabilir, bunu kabul ediyorum, görmeye niyet ediyor ve şükrediyorum. Bu, aynı zamanda egonun hakikatini de bilmesine doğru yol alır!
  6. Sevgiye, değere, güzele, iyiye, bolluk ve berekete, anlama, amaca, tutkuya, Aşka, neşe ve umuda, huzur ve coşkuya, bilme ve olmaya, özünüze, sizden olan ve sizi bekleyene, gücünüze, ışığınıza layık olduğunuzu lütfen artık kabul edin. Ne olduğunuzu bilmeniz için ne olmadığınızı bilmeniz gerektiğini ve bunlarla sınanmanız gerekebileceğini de kabul edin! Kabulsüzlüğünüzü dahi önce kabul edin!

Kabul, tüm şeyler gibi tek bir çakraya bağlı bir enerji, bir olgu değildir. O da tekamül eder. Her çakranın kendine ait ve bütünde yankılanan kabulleri vardır.

Mesela Kök çakranın kabulü; fiziksel varlığımı, yaşamda kalma ve devam ettirme gereksinimlerimi, köklerimi kabul ediyorum ve güveniyorum olabilirken,

Hara çakrasının ki; hayattan zevk alma, arzu ve isteklerime dair olanı kabul ediyorum olabilir,

Göbek çakrasının kabulü; adım atmayı, sabırla, cesaretle, çaba, disiplin, güç ve sorumlulukla ilerlemeyi etken biçimde kabul ediyorum olabilirken,

Kalbin kabulü; koşulsuz şartsız sevmeyi, vermeyi kabul ediyorum olabilir,

Boğaz çakrasının kabulü; bildiğimi olmayı, olduğum gibi görünmeyi, göründüğüm gibi olabilmeyi, içsel dürüstlüğümü, onun dışa vurduğu her şeyi ve diğerlerinden gelen bu dürüstlüğü kabulü ediyorum olabilirken,

3. gözün kabulü; sezgilerimi,” üst ben’imi, beni bütüne bağlayanı kabul ediyorum olabilir.

Tüm bunlar denge içinde olması gerektiği gibiyse zaten çatışma oluşmaz ve taç çakrada artık kabul, bunların tümünün toplamı ve yansıması olan; ‘neden buradayım, neler oluyor, nereye yol alıyorum, ben kimim’i kabul, anlamını, amacını ve sistemi kabule dönüşür ve tarifsiz, kelimesiz bir varoluş haliyle, doğal bir saflıkla korunmaya, bütünlük ve tamlıkla teslimiyet ve akışa, güvenli sonsuz bir beraberlik ve şenliğe dönüşecektir. O zaman her an her şey kabul ve buyurdur. Çünkü O’ndan size akan ve verdiğiniz her an sevginin bir veçhesidir. Her şeyden razı olma halidir bu kabul ve her şeyden razı olandan razı olunur.

Çakra aura sisteminde tıkanıklık, dengesizlik, uyumsuzluk olduğunda bu hal bu şekilde yaşanamaz negatif ya da eksik bir kaderciliğe, nihilizme ya da ben O’yum vs. gibi durumlara gidebilir. Farklı aşamalarda ya da aynı aşamanın farklı anlarında bile pek tabii idrak durumu her an aynı olmayabilir, olması da gerekmez fakat; inisiyasyonla belli bir arka plan, denge, kabul için açıklık oluşmuştur. Bundan sonrası artık kişinin kendi çalışmalarına, yoluna bağlıdır. Çalışmalarınız sistem içi çatışmaların ve uyumsuzlukların olmaması sebebiyle de çok ama çok önemlidir. Aksi takdirde şu şekilde olabiliyor. Kabulün durumu: ‘ben kabul ediyorum ama kafam almıyor’ ya da ‘şu kişi anlamıyor’, ‘gönlüm şöyle diyor ama elim gitmiyor‘ ya da ‘biliyorum ama yapamıyorum, yapıyorum ama olamıyorum…’

Evet her şey kabul için yaşar, gerisi sonra gelir. Olan neyse, kendinizi, karşınızdakini, anı, yaşananı, oluşu olduğu haliyle önce kabul edin, açın kalbinizi, yıkın duvarlarınızı, özgür bırakın ruhunuzun renklerini, kabul etmediğinizi de kabul edin, yargıyı da kabul edin, en önemlisi onaylamadığınız bir şey yaptığınızda ya da yapıldığında da kabul edebiliyor musunuz bunu sorun? Kabul etmek bir şeyle hayatınızı bütünleştirmek onu onaylamak değildir onun asli görevini anlamak, saygı duymak, bütün ve parçadaki görevini anlayışla onurlandırmaktır bu nedenle kabul, en etken yük temizleyici ve yol açıcıdır. Kabul etmek aynı zamanda affetmeye de çok benzer. Kendinize ve ötekine zulmünüzü kabul ve affedin ki ötesine açılabilelim.

Unutmayın, hatırlayın! Bedeni kabul etmeden sadece beden olmadığınızın kabulüne varamazsınız. Duygularınızı, düşüncelerinizi kabul etmeden sadece duygularınızdan, düşüncelerinizden ibaret olmadığınızı anlayamaz ya da onların size işaret ettiklerini idrak edemezsiniz. Hastalığınızı, bağımlılıklarınızı, eksiklerinizi kabul etmeden şifaya, özgürlüğe, her an koşulsuz şartsız bütün olana ulaşamazsınız. Maddi düzeyi kabul etmeden ötesine açılamazsınız. Egoyu kabul etmeden hakikate varamazsınız

Hayır demeyi kabul etmedikçe evet ancak bir yanılsamadır. Karanlığı içermeden aydınlığı ve ötesini göremezsiniz. İnsanlığınızı kabul etmeden ruhu bilemezsiniz. Acıyı kabul etmeden ötesini yaşayamazsınız
Korkuyu kabul etmeden sevgiyi, öfkeyi kabul etmeden huzuru, anı kabul etmeden zamanı, yaşamı kabul etmeden ölümü bilemezsiniz.

Gölgenizden geçmeden kendinize varamazsınız. Biz herhangi bir şeyi üstün kılmayı, hedefi, seçimi değil parçaların bütünlüğünü yaşamaya çalışanlar, yolculuğa çıkan mucizeleriz işte böyle eşsiz yolcular ve yolculuklarsınız… Her biriniz en yüce sevgiyle var edilen eşsiz mücevherler… İşleyin… Işıyın her renginizle…Tadını çıkartın, kıymetini, hikmetini bilin, işte o zaman bilecek, olacak, yaşayacağız hep kabul olanla beraber…

 

Ahu Birlik Alp

1981 baharında Ankara'da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim seyahat ve enstantanelerle geçti. İstanbul Bilgi Üniversitesi Film&Tv lisans ve Kültürel İncelemeler yüksek lisans programlarını tamamladıktan sonra hizmet, üretim, reklamcılık gibi sektörlerde farklı görevlerde yer aldım. 2012 yılında içsel yolculuğu beni Reiki Bilinçaltı Terapiler ve Can Hocam İsmail Bülbül'e taşıdı. 2014 yılından beri Turgutreis'te yaşıyor, Bodrum Şifa Sanatları Atölyesi'nde yolculuğuma, yolculuğumuza sevgiyle, şükranla devam ediyorum.

Usui Reiki Master Teacher

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…