Varoluş Dergisi

Hiçbir Şeye Takılmayan Zihin!

Vaktin birinde hoca ile öğrencisi yola koyulmuşlar. Sessizlik ve dinginlik içinde yol tutarken bir nehre varmışlar. Nehrin kenarında bir kadıncağız… Nehri geçemediğini söyleyip, hocadan yardım istemiş. Hoca bir saniye bile düşünmeden kadını kucaklayıp nehri geçmiş.

Öğrencisi şaşakalmış. Lakin bir şey diyememiş. Hocasıyla yürümeye devam etmiş. Tepeleri aşmışlar, öğrencinin aklı hala kadında… En sonunda dayanamamış öğrenci, hocaya sormuş: “Neden hocam, kadını kucakladınız?” Hoca biraz soluklanıp, yanıtlamış: “Oğlum neye şaşırıyorsun, ben o kadını iki dakika taşıdım, sen ise onu bütün gün taşıdın sırtında.”

Bu hikayeyi ilk duyduğumda (sanırım altı yıl evveldi), acaba ben kimleri ve hangi olayları sürekli yanımda taşıyorum diye sordum kendi kendime… Yeni ödevim belliydi. Kendimi gözlemledim. Hangi olaylar ve kimler dönüyordu beynimde, sessizce izledim. Analiz etmeden, sadece seyirci kalarak…

Bu ucuz hamallığın altında yatan iki temel sorun dikkatimi çekti, bir süre sonra. İkisi de hepimize tanıdık. Bunlardan birincisi sizin de tahmin edeceğiniz gibi “affedememek”, ikincisi ise “bırakamamak”.

Affetmek ile başlayalım. Yapanın, yaptıranın O olduğunu bilmek… Ne geliyorsa senden, diyebilmek… Bu bilgiyi hazmetmek, dikkati beşerden uzaklaştırır. Beşerin sadece vazifeli olduğunu görmek kini, öfkeyi yatıştırır. Olaydan dersini alır, yürümeye devam edersin. Olayla olay olmazsın nihayetinde. Hatta kendine sorarsın, ben kimim ki affedeceğim, ya da tersi, ben kimim ki affetmeyeceğim. Affetmek O’na mahsus…

Bırakmak biraz daha zor bir yolaktır. Etraf kodlarla ve oltalarla doludur. Bırakmak istediğin şeyi sana hatırlatan uyaranlar peş peşe sıralanmıştır. Her an bırakmayı niyet ettiğin şeyle ilgili zihnin bir senaryosunun içinde bulabilirsin kendini. Kurtarıcın sensindir çoğu zaman olduğu gibi. Pür bir dikkat… Zihnin tuzaklarına düşmeden sabırla o yol değil bizimkisi diye hatırlatmak… Bazen bir sevgiliyi, bir dostu, hatta bir öğretiyi bırakmak… Bırakmak yüce bir erdemdir…

Nasıl ki çoğumuz ne olduğumuzu  öğrenmeden önce ne olmadıklarımızı deneyimliyoruz, zihne de sapmaması gereken yolakları öğretmek çok daha pratik bir yol. Sadece iyi bir izleyici olmanız başarmanız için kafi. Bir süre sonra zihninizi, bu yoldan gitme diye alarm verirken yakalıyorsunuz. Ehlileştirilmiş zihin…

Ve son söz; gayret ve cehit ile… Hiçbir şeye takılı kalmayan zihinler inşa ediniz…

Nukhet Serin

Nukhet Serin 19 Aralık günü Edirne’de doğmuştur. Marmara Üniversitesi Eczacılık fakültesinden mezundur ve eczacıdır. Hocası olan İsmail Bülbül’den aldığı Reiki uyumlaması sonrası Reiki pratiklerine devam etmektedir.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…