Varoluş Dergisi

GRANDMASTER TEACHER HAKAN ÖZSOY İLE RÖPORTAJ

Hakan Bey merhaba. Röportajımıza başlamadan önce sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1970 Ankara doğumluyum. Anadolu lisesi sonrasında ITU Elektronik mühendisliği ve sonrasında Amerika’da MBA eğitimi aldim. 1995 yılından beri finans sektöründe çalışıyorum. Reiki ile 2012 yılında tanıştım ve 2016 Haziran ayından beri Reiki 6. Işık seviyesindeyim.

Mesleğiniz Elektronik Mühendisliği. Mühendis zekası genellikle somut kavramları sever. 🙂 Öz geçmişinizi okuduğumda soyut kavramlara merakınız olduğunu gördüm, hep var mıydı bu ilginiz, sonradan mı gelişti?

Küçüklükten beri hep spiritüel konulara ilgiliydim. Yıldızı düşük (çabuk göze geldiği söylenen) insanlardanım. Bu yüzden nazar dualarıyla büyüdüm. Manevi değerlere önem veren bir ailede yetişince; insanlara aşırı değer verme, diğer canlıları sevme ve zayıfı koruma iç güdüleri ile kandillerin, ramazan ayının manevi açılımları, insanın DNA’sına direk işliyor. Bu yüzden girdiğim ortamlarda konuştuğum insanların negatif ruh halleri, tavır ve davranışlarından maalesef anında etkilenirim. Bu sebeple arkadaş çevremi dar ve güvenilir tutmayı tercih ediyorum. Çok kalabalık ortamları da mecbur kalmadıkça olası aurasal etkiler sebebiyle tercih etmiyorum.

Reiki ile nasıl tanıştınız? Sizi Reiki’ye iten şey ne oldu?

İnsanların sizinle olan çıkar ilişkileri bittiği an, haklı ya da haksız çıkarları zedelendiğinde, ne kadar değişebildiklerini ben, ilk kez yaklaşık sekiz sene önce fark ettim. Bu herkesin er ya da geç fark edeceği acı bir gerçek. O zaman “vefa” kelimesinin gerçekten İstanbul’da bir semt ismi olduğunu anlıyorsunuz. “Saygı”nın da sadece bir soyadı olduğunu. Negatif enerjilerden nasıl korunabileceğimi, motivasyonumu nasıl sürekli yüksek tutabileceğimi hararetle araştırmaya başlamıştım. Öğrenci hazır olunca hoca belirir derler ya, sanırım benimki de öyle oldu. Tam o dönemde Reiki Okulu ve İsmail Hocam karşıma çıktı. Bunun öncesinde EFT, Hipnoz, Şamanizm eğitimleri de almıştım ama sonunda Reiki aradığım boşluğu doldurdu. Aslında Reiki ve uyumlaması, ilk araştırdığımda bana oldukça garip gelmişti ama sindire sindire ilerleyince, her şey yerli yerine oturdu. Bu arada internette pazarlayarak, bir çok seviyeye (Işık seviyeleri de dahil) hiç yüz yüze gelmeden kişileri uzaktan, para karşılığı uyumlayabileceğini iddia eden yer ve kişilerden uzak durulması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Reiki yavaş ve en önemlisi kişiye bağlı olarak, öğrenci gözlemlenerek ilerlenmesi gereken bir yol. Kişi eğer istekli olmazsa ve kendini geliştiremezse çok ilerlenmeden durmak, zamanını beklemek gerekiyor.

Reiki öncesi “Siz” ve Reiki sonrası sonrası “Siz”den biraz bahseder misiniz?

Reiki öncelikle insandaki “farkındalık” algısını açıyor. Her şeyin neden öyle olduğunu veya öyle olması gerektiğini anlıyorsunuz. İlk aşamalar (Reiki 1-2) insanı en çok etkileyen süreç. Algısal hatta vücutsal değişimler dahi olabiliyor, direnci artıyor örneğin. EFT gibi teknikler yardımıyla da geçmiş olumsuz anıların etkilerini silmek mümkün, hatta ABD de Vietnam gazileri için şu anda yaygın olarak uygulanıyor ama bilinçaltının Reiki ile temizlenmesi çok daha spiritüel ve eşsiz bir deneyim. İnanmayanlar olabiliyor zaman zaman, ama ben yine de en az bir kez denemelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Enerjinin zaman ve mekan ötesinde etkili olması gerçekten inanılmaz. Hem geçmişe hem de geleceğe etkili. Karma yok etme çalışmaları da Reiki ile yapılabiliyor.

Bir de seviyeler arasında deneyimlenen “Affetme” çalışması bence yine herkesin hayatta muhakkak en az bir kez tecrübe etmesi gereken bir uygulama.

Tüm hastalıkların ana sebebinin psikolojik travma, tekrarlayan olumsuz düşünce ya da unutulamayan acı anılar olduğuna inanıyorum. İşte bu yüzden geçmişi bir şekilde tamamen silmek, artık sadece şimdi de kalmak gerekiyor. Çok sevdiğim bir söz var. “Hayat tek bir gündür, o gün de bugündür!”

“Anda kalmak” deniliyor ya işte tam da budur söylediğim…

Reiki’yi merak edenlere, bir de Reiki’ye ön yargılı olanlara tanımlayıcı, farkındalık yaratıcı birkaç cümle alabilir miyim?

Reiki bir enerji formu ve sadece iyi niyetli fayda (şifa) sağlamaya yönelik, Dr. Mikao Usui ile 19. Yüzyılın sonlarında Japonya’da başlamış ve 1930’da ölümünden sonra yetiştirdiği master öğrenciler vasıtasıyla yayılmış ve şu anda tüm dünyada biliniyor. Birçok batılı ülkede (ABD, Hollanda…) tamamlayıcı tıp olarak kabul ediliyor ve seansları sağlık sigortası şirketleri tarafından karşılanıyor, çünkü iyileşme sürecini hızlandırıyor. Her insanın hayatında muhakkak defalarca Reiki’den faydalanabileceği zamanlar oluyor.

Daha önce geçtiğiniz yollarda ya da yaşadığınız tecrübelerde aslında hiçbir şeyi tam olarak fark etmediğinizi ve o anları niye yaşadığınızı da ancak Reiki sonrasında anlıyorsunuz.

Nepal’de Meditasyon Okulu’ndan sertifika aldığınızı okudum. Biraz da o tecrübenizden bahseder misiniz?

Gerçekten zor bir süreçti, ama deneyimlenmesi gerekiyormuş. Umutsuz bir başvuruya hiç beklemediğim bir kabul geldi. THY tam o dönemde Kathmandu’ya direk uçmaya başladı ve ilk kez işten iki hafta uzaklaşabileceğim bir an oldu. Bu disiplin okullarını aslında herkese tavsiye ederim ama batıda bir okula gitmek bence kişide daha fazla ilerleme sağlayabilir. Tüm spiritüel konuların çıktığı merkez Asya olsa da ve ben Buddha’nın doğum yerinde bir okula gitmiş olsam da; bugün gidecek olsam Avrupa’da ama yine yerleşim yerlerinden (kalabalıklardan) uzakta ve doğada bir meditasyon okuluna giderdim. İleride eğitmen olarak başvurumda Asya kıtasına olmayacak. Çünkü hijyen ve sonucunda sağlık, sürekli insanın kafasına takılıyor, alıştığınız yaşam standartından yıllarca geride olan bir yerde hastalanmaya ve gerçekten geri dönemeyecek duruma gelmekten korkuyorsunuz. Bir de bu tür tecrübelerin daha genç yaşlarda yaşanması da mantıklı bence çünkü vücudu şekilsel olarak çok zorluyor. Gittiğim grupta en yaşlı katılımcıydım.

İnsanlarda kendini bulmak, kendine dönmek için mutlaka uzak doğuya gitme zorunluluğu, illa bir mağaraya girip acı çekerek egosundan arınma zorunluluğu izlenimi var. Siz uzak doğuya gitmiş ve bu konuda eğitim almış birisi olarak bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?

Acı olmadan kazanım da olmuyor maalesef. Hatırlarsanız birkaç yıl önce Nobel Tıp Ödülü, uzun süreli orucun insan sağlığı için olumlu etkilerini ispatlayan Asya’lı bir doktora verildi. Aslında o zamana kadar oruç batılılarca vücut için zararlı sayılıyor ve alışılmış dengeyi bozabileceği yönünde uyarılar yapılıyordu. Ama yukarıda bahsettiğim olayda vücut uzun süre aç ve susuz bırakıldığında sağlıklı hücrelerin öncelikle hasta ve zayıf hücrelere saldırdığı, böylece bir nevi içsel şifanın sağlandığı ispatlandı. Ben de zaman zaman, hafta sonlarında ya da tatillerde 36-48 saatlik oruçları deniyorum, tavsiye ederim.

Genelde 3. Seviyeden sonra üst aşamalara uyumlanmak için belirli bir farkındalık sürecinin aşılması gerekir. Siz Reiki’de 6 Grandmaster Teacher seviyesindesiniz. Merak edenler için, bu dereceye uyumlandıktan sonra sizdeki değişimleri /tecrübelerinizi dinleyebilir miyiz?

Aslında en başta dediğim gibi Reiki’nin en etkileyici seviyeleri ilk tanışma seviyeleri, sonraki seviyeler ile şifa kanalı genişliyor, şifa verme süresi kısalabiliyor, öğrenci-öğretmenlik seviyesine ulaşıp artık öğrenci yetiştirmeye başlayabiliyor ve Işık Seviyeleri ile öğretilen

sembollerle daha farklı bazı kabiliyetler kazanılıyor. Seviyeler geçildikçe biraz daha maneviyatın önemi fark ediliyor, kişide farklı farkındalıklar oluşuyor.

Işık seviyelerine uyumlanma öncesi yapılması gereken “Halvet” (bir süre yalnız kalma ve içe dönme) evresi de bence hayatın bir evresinde tecrübe edilmesi gereken bir şey ama günümüz dünyasında tüm alıştıklarından ve de sevdiklerinden; bir hafta-on gün ayrı kalabilmek yine sağlam motivasyon gerektiriyor.

Işık seviyeleri tüm dünyada çok bilinmiyor ve bunlara doğru olarak uyumlama yapabilen çok fazla güvenilir hoca da bence yok, o yüzden ben kendimi Reiki Okulu’nun bir üyesi olarak şanslı sayıyorum. Umarım ilerleyişim bu noktada durmaz ve sürer. Dediğim gibi, bu kendimi ne kadar geliştirebildiğimle ilgili ve hocamın beni bir sonraki seviyeye hazır görmesiyle.

Günlük hayatınızda Reiki nerede?

Reiki’yi kullanmadığım ya da nasıl kullanabileceğimi düşünmediğim gün geçmiyor. Yakın çevremde Reiki ile uzun bir süredir benden dolayı tanışık. Onların ricaları oluyor ya da ben gerekli gördüğüm durumlarda direk kendim onlara yardımcı olmayı (denemeyi) öneriyorum.

EFT eğitimi almışsınız? Biraz da bu yöntemin mantığını anlatabilir misiniz?

EFT (Emotional Freedom Technique) vücuttaki ana akupunktur noktalarına parmaklarla küçük vuruşlarla uygulanıyor, ilgilenenler internet ya da başka kanallardaki bu konuda çok fazla ilginç videoyu izleyebilirler. Bir kez öğrenildikten sonra anında kendi kendine de uygulanabilecek, kolay bir yöntem olması cazibesini artırıyor. Kişinin sorunlarının ya da kurtulamadığı bağımlılıklarını bilmesi, kabullenmesi ve bu küçük parmak vuruşlarına başlamadan o soruna odaklanması gerekiyor. İlk başta o sorunun insanda yarattığı olumsuz etki (acı) 1-10 arası skalada değerlendiriliyor ve uygulama sonrasında da aralarda kişiye sorularak etkinin azalışı gözlemleniyor. Takıntılar, kötü bağımlılıklar, stres, öfke, endişe, üzüntü, suçluluk, uyku sorunları, unutulamayan kötü anılar, sınav heyecanı en sık kullanım alanları..

EFT Master’lık eğitim sistemi tüm dünyada aynı merkezden onaylanan eğitmen ve kitaplar vasıtasıyla yapılıyor. Bu yöntem çok bilinen NLP’nin de en büyük rakibi olarak sayılabilir. İçinde daha az spiritüellik bulundurduğu için batıda doğuya nazaran daha yaygın.

Eklemek istediğiniz, okurlarımıza tavsiye edebileceğiniz şeyler var mı?

Ben tüm okuyanlara Reiki ile bir kez tanıştıktan sonra muhakkak devam etmelerini ve yolun herhangi bir noktasında asla vazgeçmemelerini tavsiye edeceğim. Bazen yeterince ilerleme kaydetmediğinizi düşündüğünüzde moraliniz bozulabiliyor. Reiki öğrenildikten ve doğru uyumlandıktan sonra unutulmayan/kaybedilmeyen bir meziyet ama bir süre uzak kalındığında tekrar dönmek zihinsel olarak zor oluyor ve o ilk kazanılan coşku kaybedilebiliyor.

“Aydınlanma Çağı” diye adlandırılan yeni bir çağ yaşıyoruz. Sadece maddesel kazanç hedefleri artık kimseyi doyurmayacak, çünkü yeni gelen nesil sürekli sorguluyor, internette her şeye erişimleri var ve en önemlisi kolay kolay mutlu olmuyorlar. Onlara kariyer yolu dışında; psikolojik mutluluk ve tatmin de sağlayacak ve diğer insanlara en kolay fayda sağlayabilecekleri yeni uğraşlar da verilmeli.

Herkesin yolu ışık olsun ve muhakkak sevgiden geçsin…

Röportajı Yapan: Emine Nalçacı Maviş

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 tarihinde Ankara da doğdum.İlk, orta ve lise öğrenimimi Ankara da tamamladım. Lisans eğitimimi 2007 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde bitirdim. 2010 yılında aynı üniversitede Pedodonti (çocuk diş hekimliği) alanında yüksek lisansımı tamamladım. Sonrasında Boyabat Devlet Hastanesi (2010-2013), Düzce Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (2013-2014) ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (2014-2015) çalıştım. Şuan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde diş hekimi kadrosundayım. Evli ve bir kız çocuğu annesiyim. Düzcede ikametim sırasında yakın bir arkadaşım vasıtası ile reiki eğitimine başladım. İstanbul'a geldikten sonra da Reikiokulu ile tanıştım ve hayatımı değiştiren reiki de 3b öğretmen aşamasına gelerek Reiki başta olmak üzere spiritüel alanında kendimi geliştirmeye başladım. Kitap okumaktan ve el işleri yapmaktan hoşlanırım.

Add comment

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…