Varoluş Dergisi

ESKİ İLE VEDA

En son yaşadığın bir olayı hatırla. Kendini dışarıdan bir gözlemle.

Biterken nasıl tepki verdin?

Kavga ettin, bağırdın, küstün, hiç konuşmadın, tepki vermedin, kabul vermedin, öfkelendin, hatta öfke ile yeni kararlar aldın…

Yaşam; durmadan akıp gider. Hiçbir şey eskisi gibi kalmaz, değişir…

Bu değişimden korkmak, direnmek, kaçmak; hayatımızı korkuya teslim etmek demektir. O zaman bizi korkularımız yönetir.

Bazı insanlar; bulundukları durumdan, çevreden memnun olmasalar bile, mevcudu korumaya çalışırlar. Çünkü alışkanlıklardan vazgeçmek zor gelir. Yada güvenlik ihtiyacı, başarısızlık korkusu, güvensizlikler değişime engel olur. Oysa ki hayat bizi değişime, eski ile vedalaşmaya iter. Eskinin bitmesi yeni için bir başlangıçtır. Tekamül için yeni bir adımdır. Önemli olan vedaları nasıl karşıladığındır, eski ile nasıl vedalaştığındır. Biten her olayın ardından bitişe odaklanırsan, başlangıç enerjisini kilitlersin, hayatına girebilecek yeni fırsatları engellersin. Sürekli aynı negatif bakış açısı ile aynı yerde durarak kısır bir enerji döngüsü içine girilir.

En son yaşadığın bir olayı hatırla. Kendini dışarıdan bir gözlemle.

Biterken nasıl tepki verdin?

Kavga ettin, bağırdın, küstün, hiç konuşmadın, tepki vermedin, kabul vermedin, öfkelendin, hatta öfke ile yeni kararlar aldın…

Bunların hangisi seni yansıtıyor?

Genelde hangi tepkiyi verirsin?

Verdiğin tepkilerin karşılığında nasıl tepki alırsın?

Bu tepkiler sana kendini nasıl hissettirir?

Yaşadığımız her olayda hissettiğimiz negatif duygular, bize içimizdeki bir yarayı anlatır. İçimizdeki çocuğun bir yarasını.

Mesela; kimisi der ki: ‘Hep içime atarım, bir şey söylemem. O beni biliyor, anlamalıydı, değerimi bilmedi.’ Ve sonra küser gider…

Bunu diyen kişide değersizlik ile ilgili bilinçaltında blokaj olabilir yada başka bir şey ama bir sorun olduğu muhakkak. Hatta duygularını ifade etmediği/edemediği için boğaz çakra ile ilgili olarak tiroit rahatsızlığı da baş gösterebilir. Bu sadece bir örnek. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

 

Farkındalık gelişmedikçe, idrak artmadıkça hayatımızdaki kişiler değişse de dersler, olaylar devam edecektir. Karma dediğimizde budur. Karma, sizin kendinize ve başkalarına yaptıklarınızdır. Karmanız, siz değişmedikçe ya da değişimi sevgi ile kucaklamadıkça tekrar eder durur. Ne oluyorsa bu benim hayrımadır dediğinizde akışta kalmış olursunuz.

 

Öncelikle; kendimize ve başkalarına acımayı bırakıp bize yaşattığı derse bakmalı, öğrettiklerine odaklanmalıyız. Kendinize her zaman şu soruyu sorun: Benim bu olaydan almam gereken ders nedir? Ve cevabı düşünmeyin, siz sadece soruyu sorun ve bırakın. Cevap size gelecektir. O zaman hayatımıza daha güçlü ayağa kalkarak şükür ile yolumuza devam edebiliriz. Vedaların, bitişlerin bize öğretmek istediği tekâmül dersleri vardır.

 

Derler ki: “Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır.
Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Tüyleri kartlaşır, kalınlaşır ve kanatlarına takılmaya başlar. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır.

Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürer. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.

Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar.

5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.”

Değişirken de dönüşmek ve gelişmek için esneklik ve şartlara uyum gerekir. Akışta kalmak gerekir… Direnmek acılı bir değişim, zorlu hayat sınavları getirecektir…

Eski ile vedalaşmaya hazır olduğunda ise yeni başlangıçların kapısı açılacaktır.

Seçim senin…

Ebru Bağkazan

1976 yılında Çorlu da doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimimi doğduğum ilçede tamamladıktan sonra Yüksek lisans ile ilgili eğitimlerimi de İstanbul’ da tamamladım.

Çok uzun yıllardan beri de kişisel gelişim, spiritüalizm, tasavvuf, şifa teknikleri ve enerji alanlarında araştırma ve çalışmalar yapıyorum. Çorlu’ da yakın zamanda ReikiOkulu’ nun Çorlu Şubesi’ ni açtım. Burada çeşitli meditasyonlar, şifa terapileri ve kişisel seanslar düzenliyorum.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…