Varoluş Dergisi

EN GÜZEL YENİYIL HEDİYESİ

Kendi kendini bütün atomlarına kadar programlayabilen ve buna bağlı olarak geleceğini de aslında oluşturabilen bir şahane sistem olduğunuzu düşündünüz mü hiç! Ben artık böyle düşünüyorum.

Aynaya baktığınızda bedeninizi görüyorsunuz. Bu bedenin komut merkezi zihniniz. Yani komut verildikten sonra sisteminiz işlemeye başlıyor. Ama bu işleyiş bu kadar kısa bir cümle ile açıklanmıyor. Bu işleyişte zihnin komut vermesinden hemen sonra devreye “bilinçaltı” veya “duygusal zihin” olarak adlandırılan merkez giriyor. Nasıl mı; şöyle anlatayım: ilk olarak zihninizle bir karar alıyorsunuz. Bu kararın gerçekleşmesini sağlamak için durmadan çalışan bir bilinçaltı oluyor. Yani tüm atomlarınıza kadar bu komutun yerleşmesini sağlayan ve sonra da işlemesini sağlayan bilinçaltınız oluyor.  Örnek verelim mesela, uzaktaki bir masanın üzerinde bir tabakta leziz bir dilim pasta duruyor olsun.  Siz karar alıp pazartesi günü diyete başlamıştınız hâlbuki. Tabağın üzerindeki leziz pasta dilimini gördünüz ve eğer o dilimi yediğinizi sadece hayal ederseniz bile diyetiniz başlamadan son bulacaktır buna emin olun. Çünkü onu hayal etmeniz durumunda zihniniz onu yemek istediğinin komutunu bilinçaltına vermiş oluyor. Ve bilinçaltınız bütün gücüyle bu pastayı yeme ihtiyacınızı tüm sisteminize iletmeye başlıyor. Bu süreç çok hızlı ilerliyor ve süreç tamamlandığında yani sona erdiğinde siz pastayı yutmuş oluyorsunuz. İşte bu kadar sadık bir hizmetli bilinçaltımız. 

Efendim, okul kitaplarından öğrendiğimiz şekliyle bilinçaltımız alışkanlıklarımızın ve otomatikleşen davranışlarımızın merkezidir aynı zamanda. Hatta hatırlayacaksınız örnek te verilir “bisiklet sürmeyi öğrenirsin ama sonra otomatikleşir bu iş. Aynı araba sürmek gibi.

Şimdi geçmişten günümüze kadar sürekli verdiğimiz komutları düşünelim. Farkında olmadan bilinçaltımızda otomatikleştirdiğimiz komutları düşünelim. Bir sürü komut olabilir değil mi? Bu komutların çoğunun olumsuz olduğunu düşünün bir de. Ve tüm yaşantınız boyunca onları gerçekleştirmeye çalışan atomları düşünün. Hiç istemediğimiz halde sadece korkularımız yüzünden veya kendimizi değersiz hissedişimizden kaynaklı zihnimizde aldığımız kararları ve bunları otomatikleştiren sadık hizmetlimiz bilinçaltımızı düşünün lütfen. Aman Allahım dediniz mi? Biliyor musunuz yaşadığımız birçok şey aslında kaderimiz değil. Yaşadığımız birçok şey aslında kendi ellerimizle gerçekleştirdiğimiz düşüncelerimiz. Bilinçaltındaki kayıt edilmiş komutlar ile gerçekleşen durumları kaderimiz içerisinde sanıyoruz.

Korktuğumuz şeylerin başımıza gelmesinin nedeni, korktuğumuz durumları zihnimizde sanki yaşıyormuş gibi defalarca (21defa yeterli) canlandırmamız oluyor. Sonrasında zihnimizde canlandırdığımız bu durumları, gerçekmiş gibi bilinçaltı komut olarak alıyor ve tüm evrendeki atomlara varıncaya kadar iletiyor. Ve tüm evren bu durumu oluşturmak için çalışıyor. Biz de sonunda yaşıyoruz ve ona kader diyoruz.

Bir iki örnek daha vermek istiyorum.  12 yaşından küçük çocukların zihinlerini kontrol etme yetileri henüz gelişmemiş oluyor. Henüz bilinç düzeyleri oturmamış oluyor. Büyükler o tertemiz beyinlere ne etkide bulunursa o yıllarda, o etki çocuğun tüm yaşantısında yanında var oluyor. Bir çocuk düşünelim; değer verdiği ve sevdiği bir insan her gün dalga geçerek yada kızarak kendisine “bu çocuk okuduğunu da anlamaz, onu da yapamaz bunu da yapamaz” desin ve sürekli tekrar etsin. Bunu sürekli duyan bir zihnin artık nasıl davranacağını biliyoruz.  Sonrasında zihin komut verecek ve diyecek ki “ben bir şey anlamam”. Bilinçaltı bu komutu alacak ve her yere iletecek. Aradan yıllar geçecek ve bu komut bilinçaltında otomatikleşecek. Evet bu kişi bu zihinle büyüyecek ve hiç düşünmese bile artık “bir şeyden anlamayan değersiz”  olarak kendini etiketleyecek ve bu etiketi ile karşımıza çıkacaktır.

Sürekli tartışan karı koca arasında kalan küçük bir yavrucak düşünelim şimdi de. Evde sürekli huzursuz bir enerji var.  Güvensizlik veren bir ortam var yani. Zihnin verdiği komut bu örnekte şu olmuyor mu? “ben güvende değilim”. Yıllarca bu komutu veren zihin yıllar sonra güvende olmadığı ilişkiler içerisinde kalacak mecburen.

Efendim hayatın her anından örneklerle yazıyı uzatmamız mümkün. Bu yazımda bilinçaltının önemini vurgulamak istemiştim. Sağlıklı bir toplum için bilinçaltının yönetimi ile ilgili herkese eğitim verilmesi gerektiğini düşünüyorum öncelikle. Sonra da şunu vurgulamak istiyorum. Bilinçaltındaki korkularımızdan, kendimizi değersiz hissedişimizden, otomatikleşen kötü duygularımızdan kurtulup özgür olmamız gerek. Peki, bunu nasıl yapacağız?

Psikoloji ile ilgilendiğim yıllarda bilimsel olarak kullanılan bir iki yöntem olduğunu öğrenmiştim. Tam o yıllarda Reiki ile tanışmak kısmet olmuştu bana.  Beni birçok mutluluğa ulaştıran Reiki ile yollarımız kesişti. 17. Işık aşama Reiki Master İsmail Bülbül hocam Reiki’yi ayrıntılı öğrettiği gibi aynı zamanda bilinçaltımdaki her kötü duygu birikimimi de Reiki ile temizleyerek beni daha önce hiç düşünemediğim ve hissetmediğim bir özgürlük, hafifleme ve mutluluk duygusu ile tanıştırmıştı. Bu diğer yöntemlerden çok daha hızlı uygulanıp çok daha hızlı bir şekilde etkisini görebileceğimiz mucize bir olaydı. Hayatımın sonraki yılları tahmin edebileceğiniz üzere Reiki ile iç içe geçti geçiyor. Bu nedenle beni huzurlu ve mutlu bir insana dönüştüren Reiki ve bilinçaltı temizliği teknikleri ile herkesin tanışmasını, denemesini ve bu huzuru yaşamasını tabiki çok isterim.

Ayrıca bu yazımın sonunda bilinçaltımıza verdiğimiz olumsuz komutların farkına varıp onları olumlu komutlara dönüştürmemiz gerektiğini ve bunun hayatımızı tümüyle değiştireceği gerçeğini de doğru bir şekilde ve anlaşılır aktarmış olmamı isterim. Einstein “insanların önyargılarını parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur” demiş ama bu yazıyı her okuyan insanın nasibinde bu bilgilere ulaşmak varmış diye düşünmekten kendimi de alamıyorum. Son olarak kendinize güzel bir yeni yıl hediyesi verin diyorum.  Gidin bilinçaltınızı temizletin ve 2018’ de yeniden doğuşu deneyimleyin. Mutlu nice yıllar diliyorum.

Kaynak:

https://www.e-psikiyatri.com/karari-bilincalti-veriyor-akil-sadece-bahane-uretiyor-62056

https://indigodergisi.com/2013/08/bir-ben-var-benden-iceri-bilincalti/

https://m.inploid.com/t/bilinc-ve-bilincalti-arasindaki-iliski-nedir/41102/

Harika Ertuğrul

9.5.1978 Adana doğumluyum. Hayatımın 30 senesi istanbulda geçti. İTÜ Fizik Mühendisliği ve ardından Marmara Üniversitesi fizik öğretmenliği tezsiz yüksek lisansını tamamladım . Bir süre dershanelerde öğretmen olarak sonra da özel okullarda öğretmen olarak 10 yıl çalıştım. Evliyim 3 yaşında bir kızım var ve zamanımın büyük kısmını kızımla geçirmekteyim. Reiki masterıyım ve tüm spirituel konularla ilgiliyim. Çocukluğumdan buyana içimdeki merakla boğuşmakta, merak ettiğim herşeyi araştırmakla ve yaşamakla meşgulüm :)

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…