Varoluş Dergisi

ELEMENTLERİN BİLGELİĞİ: ELEMENT NEFES MEDİTASYONLARI



Eskiler evrenin dört element ve bu elementlerin birleşimiyle yaratıldıklarını söylerler. Bu dört element dört temel enerjiyi sembolize eder ve evrenden Dünya’mıza kadar her şey bu dört elementin farklı şekilleriyle meydana gelmiştir.

Bu dört temel enerji; ateş, hava, su ve toprak olarak geçmektedir. Bu dört elementi kontrol eden ve tamamlayan beşinci bir element olarakta ruh veya eter-esir geçmektedir. Evrensel düzende bunu incelersek evrendeki “ki” enerjisi ruh, yıldızlar ateş, gezegenler toprak ve kara delik ve diğer cisimler havayı sembolize eder. Bu sadece evren için geçerli değildir. Ağaç örneğini vermek gerekirse, ağaçlar topraktan aldıkları mineralleri, yine topraktan aldıkları su ile bütünleştirir ve güneş ışığı ve karbondioksit ile besin sağlarlar. Mineraller toprak, kullandıkları su su elementi, güneş ışığı ateş ve karbondioksit havadır. Lakin bir ağacın “yaşıyor” olması o ağaçta bulunan beşinci elemen olan “ruh” sayesindedir.  Aynı şekilde insan vücudu içinde dört element şu şekilde sembolize edilir; Kan ateştir, beden topraktır, duygular sudur, nefesimiz havadır ve beşinci öz ise ruhumuzdur, dört elementin enerji devinimine olanak veren asıl kaynak.

Bazı kaynaklarda bu beşinci elemente cevher veya öz de denmektedir. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname isimli eserinde bunla alakalı olarak şöyle demektedir;

“Allah Teala Hazretleri, birlik mertebesinde gizli bir hazineyken, tanınmayı ve bilinmeyi istemesi ve sevmesiyle, ruhlar ve cesetler âlemini yaratıp, kendi rahmetinin güzelliğini, celal ve azametini, bağış ve nimetini, sanatının çeşitliliğini ve hikmetinin sırlarını göstermeyi diledikte; bütün yaratıklarından önce yokluğun sırrından pırıl pırıl yeşil cevheri vücuda getirmiştir. Bazı rivayetlere göre, kendi nurundan oldukça hoş ve büyük bir cevher var edip, ondan kâinatın tümünü derece derece ve düzenli biçimde ortaya çıkarmıştır. Buna, ilk cevher, nur-u Muhammedî, Cevh-i mahfuz, akl-ı kül, izafî ruh diye adlandırırlar ki, bütün ruhların ve cesetlerin başlangıcı ve kaynağı bu cevherdir. Çünkü Hak Teala muhabbetle o cevhere bir bakmıştır; o anda cevher, utancından eriyip su gibi akmıştır, halis özü üstüne çıkmıştır. O özden ilk olarak küllî nefsi yaratmıştır. Sonra meleklerin ruhlarını, bitkilerin ruhlarını, tabiatların ruhlarını sırasıyla yaratmıştır. Bu ruhlar için mertebelerine göre belirli makamlar tayin edip, her sınıf kendi belli makamlarına gitmiştir. Her ruh, kendi cinsini bulup, topluluklar oluşturmuş ve her topluluk makamında kalmıştır. Ruhlar ve melekler âlemi, bu ondört çeşit ruhla tamam olmuştur. Bu âlemin en yüksek, en saf ve en güzel olanını gayb âlemi, lâhut âlemi, ceberut âlemi diye adlandırırlar. Ortasına, ruhlar âlemi, mânâlar âlemi, emirler âlemi, derler. Alt kısmına, en kesif ve cisimlere yakın olan kısmına mücerret âlemi, berzah âlemi, misal âlemi derler.”

Erzurumlu İbrahim Hakkı dışında eski geleneklerde var olan her şeyin bir ruhu, özü olduğunu söylemektedirler. İşte bu öz beşinci element olan özdür ve dört elementin enerjisiyle bütünleşir.

Dört elementin tesirini her yerde görebiliriz, çevremizde, duygularımızda, çakralarımızda, auralarımızda, yaşanan olaylarda, hatta hayatımızın bazı dönemlerinde. Ve bu dört elementin hem negatif hem de pozitif tesirleri mevcuttur. Ben bu dört element bize dört büyük bilgeliğin unsurlarını açıklar.

Hava

Hava bizim seçimler yapmamıza olanak veren zihin ile alakalıdır. Bu aynı zamanda bizim yükselişimizi ve tekâmülümüzden sorumlu olan irademizdir. İrade, Yaratıcı’nın bize verdiği en büyük hediyelerden biridir. Çünkü biz irademizle kararlar vererek tekâmül ederiz. Bu irademizi, zihin ve mantık çerçevesinde kullanarak sürekli yolumuzu aydınlatırız.. İçimizde bu elementin enerjisi dengeliyse, daha net bir düşünceye sahip oluruz ve bu da bizim farkındalığımızın gelişmesine olanak verir.

Havanın diğer olumlu özellikleri iyimserliktir. Bu düşünceyi yönlendirmeyle alakalıdır. İyimser olmak, en kötü anda bile pozitif olana odaklanabilmek demektir. Böylece içsel huzurumuzu koruyabiliriz.

Su

Su elementi duygularımızla, sevgiyle ve duygusal bedenimizle alakalıdır. Aynı zamanda su, sezgilerinde sembolü olmuştur. Su elementi bize merhamet ve hoşgörünün erdemlerini öğretir. Merhamet etmek ve herkese karşı hoşgörü göstermek insan sevgisinin temelidir. Ve bu da bize affetme erdemini öğretir. Karşımızdaki kim olursa olsun veya ne yaparsa yapsın, bilmeliyiz ki o kişiyi bu suça iten muhakkak dış durumlar söz konusudur. Burada o kişiyi dışlamak çözüm değildir, bu eylem sorunların sadece büyümesine olanak verir. Merhamet ve sevginin akışkan enerjisini yolladığımızda ise, tüm karanlıklar aydınlanarak, karşıdaki insanların algı seviyesini yükseltiriz. Bilhassa sevgi bulaşıcıdır. Bir kişiyi mutlak ve samimi bir şekilde sevdiğinizde karşıdakinin de size sempati duymaması mümkün değildir.

Aynı zamanda su bize akışta olmayı öğretir. Akışta olmak demek, hayatın gidişatına direnmeden ruhumuzun özgürce serbest kalması demektir. Bunu hızlı akan bir nehire benzetebiliriz, istediğimiz kadar ters istikamete yüzelim bu sadece kendimizi yormak demektir. Bizler bilinmezlikten korktuğumuz için akışa uymak yerine akışı kendimize uydurmaya çalışırız, hâlbuki bu gereksiz bir stresse sebebiyet verir. Sadece bırakın duygularınız ve ruhunuz bu muhteşem nehirde yüzsün ve o nehirle uyumlu olarak aksın. Kollarınızı açın ve değişimi, kaderin sizin için seçtiği yolu kucaklayın.

Ateş

Ateş aşkla, arzuyla ve derin isteklerle alakalıdır. Ateş elementi bize her daim cesur olmayı ve hayatın getirip götürdüklerine dair ayakta kalmayı öğretir. Bu cesaret, bizi koruyan ve iç gücümüzü ortaya çıkaran temel duygu halidir. Aynı zamanda bir şeyi güçlü bir şekilde istemekte yani derin arzu ve istekte ateşle alakalıdır. Bu bizim bir şeyi elde etmemizin sırrıdır.

Ateş aynı zamanda kalpte yanan aşkın ateşini anlatır bize. Aşkın ateşi, kalpleri yakar ve kavurur, pişirir ve ruhlarımızı olgunlaştırır. Bu ateş ruhu arındırır ve aşkın ateşinde yanmakta olan ruh diğer her şeyden arınıktır. Aşk ile gidilen yolda her daim kapılar açılır.

Toprak

Toprak elementi bize sükuneti ve sessizliği anlatır. Sessizliğin bilgeliği diğer bilgeliklerden daha önemlidir. Çok konuşmak enerjiyi düşürür ve kelimelerin gücünü azaltır, az ve öz konuşmak ise konuşulan sözcüklerin daha yüksek bir enerjiyle yayılmasını sağlar. Kişi, ruhsal olarak tekâmül ettikçe, kelimelerle anlatabileceği deneyimlerde azalmaya başlar, yaşadığı haller o denli değişiktir, hiçbir sözcük anlatmaya yetmez. İşte bu durumda ruhsal olarak gelişen kişi sessizliğin bilgeliğini idrak etmeye başlar. Sessizlik, iç enerjiyi korur ve yaşanılan ruhsal deneyimin enerjisinin düşmesini engeller. Ayrıca herkes her sırrı ve bilgeliği idrak edecek seviyede değildir, bu durumda sessizliğin bilgeliği oldukça önemlidir. Bir bilgi, yeterli gelişimde olmayan birine sadece acı ve ızdırap getirebilir.

Toprak ayrıca ölmeden önce ölme deneyimini içerir. Hem varoluşu anlatır bize hem yok oluşu… Hem verimiyle tohumlara yaşam bahşeder, hem de ölü bedenlerimizin ev sahibidir. Yok oluş ve varoluşun sırrına ve döngüsüne sahiptir. Doğum ve ölüm bilgeliğini öğretir bu sebepten dolayı.

Ayrıca tevazuyu anlatır. Tevazu içinde yürümeyi… Çünkü toprak ana, ayrım yapmaksızın tüm bereketini sunar insanlığa ve bizim ona verdiğimiz zararlara rağmen elinden geldiğince şefkatle ev sahipliği yapar. Bu yüzden tevazünün sırrı da topraktadır.

Elementlerin Gücü

Elementlerin hepsi dört temel enerjiyi anlatır ve bu dört temel enerji duygularımızda, hislerimizde ve hayatımızda mevcuttur. Dördü de çeşitli erdemleri öğretir ve anlatır bize. Yaşamın her zerresinde dört elementi ve beşinci element olan ruhu görebiliriz. Aynı şekilde ruhumuzda dört elementin enerjisini kullanmaya, dönüştürmeye ve onlarla bütünleşmeye muktedirdir. Bu çalışmalar elementlerin bilgeliğini kullanmamıza olanak verir. Mesela bir ateş elementi ile arınma çalışması yapabiliriz, toprak ve su elementi şifada kullanılır, hava elementi ile zihinsel çabukluluğumuzu yükseltebiliriz.. Daha bunlar gibi nice bilgeliği elementlerle olan enerji bağımızı güçlendirerek yapabiliriz. 

ELEMENTLER VE TEMSİL ETTİKLERİ

Eski geleneklerin temel inançlarında doğa ve evren dört elementin kombinasyonları ile oluştuğu bilgisini görürüz. Ateş, hava, su ve toprak. İşte bu dört element doğanın özünü oluşturur ve doğanın unsurlarına sahiptir. Doğanın ötesinde ayrıca bu dört element nesnelerle ve insanlarla temsil edilir. Her bir elementin bir yönü ve temsil edildiği bir araç vardır. Kısacası bu dört elementin tesirlerini eski geleneklere göre her yerde görebilirsiniz. O yüzden dolayıdır ki eskiler bu dört elementin “bilinçlerine” saygı duyarlar ve onları yardım için çağırırlardı. Bu çağırımlar daha çok kozmik sınırları çizmek içindir. Element invokasyonu (element çağırımı) alemleri ayırmada, kişiyi korumada ve kutsamada kullanılırdı. Elementler çağırılarak kişi kendini maddi dünyadan ayırır, dört yönün güçlerini çağırır (Her element bir yöne tekabül eder), bu elementlerin oluşturduğu çemberle korunur, element enerjilerini nesnelere yükleyip, elementlerin o nesneleri kutsaması istenirdi. Kısacası yaratımın ve ritüelistik çalışmaların temelini oluştururdu. Hiçbir ritüel elementlere saygı ve onların çağırımı olmaksızın başlamazdı.

 
Keltlerde ise her bir element ayrı bir diyar olarak benimsenirdi. Rüzgar krallığı,  Alev krallığı,  Deniz krallığı ve taş krallığı. Her birini yöneten bir tanrısal varlık olduğu ve her birinin manevi alemlere açılan kapılar olduklarına inanılırdı. Haliyle her bir krallıkta yaşayan varlıklarda bulunurdu. Gnomlar denizkızları, semenderler, ejderhalar, ateş ördekler, elfler, periler vb. Bu ara varlıklara da genellikle elemental doğa ruhları (devalar) denmektedir.

her elementin doğanın düzeninde ve kişiliğimizde temsil ettiği özellikler vardır. Hepsi bir yöne, bir renge tekabül eder ve hepsinin negatif ile pozitif unsurları vardır.
 

Toprak
 
Toprak elementinin yönü kuzeydir. Rengi koyu yeşildir. (Bazı geleneklerde kahverengidir) Tabiatı soğuk ve kurudur.

Pozitif unsurları ve sembolleri: gece yarısı, kış, şarap kadehi, davul, törensel tuz, kristaller, mağaralar, dağlar, saygı duyma, dayanıklılık, sahiplenme, bereket, verim, sabitlik, sorumluluk, kararlılık, başarı ve yaşamda kararlı niyetlerdir.

Negatif unsuru ve sembolleri: problemin çözümünde katı görüşler, isteksizlik, inatçılık, vicdan eksikliği, tereddüt, depremler, toprak kaymaları, yıkıcılık, yaşlılık, gazap, yok etme.
 
Ateş
 
Ateş elementinin yönü güneydir.  Ateş elementinin rengi saf kırmızıdır ve tabiatı ılık ve kuru olarak düşünülür.

Pozitif unsur ve sembolleri: öğlen, yaz, hançer (kılıç) arındırma, güneş, kan, şevk, değiştirici, tutku, cesaret, güç, liderlik, aydınlanma, kundalini ateşi

 Negatif unsurları ve sembolleri; nefret, kıskançlık, korku, öfke, ego, çatışma, şehvet yanardağ, yakıcı ateş.

 
Su
 
Su elementinin yönü batıdır. Su elementinin rengi saf mavidir ve tabiatı soğuk ve nemlidir. 

Pozitif unsur ve sembolleri:  günbatımı, sonbahar, su kadehi, kase,  merhamet, arp, huzurluluk, bağışlama, sevgi, sezgi, durgunluk, berraklık, aklın barışı, akışa uyma, sanat 

Negatif unsurları ve sembolleri: seller, sağanaklar, girdaplar, tembellik, ilgisizlik, kararsızlık, duygusal kontrol eksikliği, emniyetsizlik, ani çıkışlar

 
Hava
 
Hava elementinin yönü doğudur. Hava elementinin rengi saf açık sarıdır. Tabiatı ılık ve nemlidir. 

Pozitif unsurları ve sembolleri: gündoğumu, bahar, tütsü, kuş tüyü, değnek, gong veya zil, bulutlar, esintiler, nefes, iyimserlik, sevinç, zeka, zihinsel çabukluk, yenileme, değişime açıklık. 

Negatif unsurları ve sembolleri: hafif davranışlar, dedikodu, değişkenlik, dikkatsizlik, böbürlenme, unutkanlık, fırtınalar, kasırgalar, yok edicilik, yıkıcılık, maymun iştahlılık
 
Bu dört evrensel gücü çağırmak için öncelikle elementlerin iyi özümsenmesi şarttı. Her bir element üzerine günlerce meditasyon yapılıp onların doğaları keşfedilirdi. Nerede yansımaları olduğu en önemlisi içimizdeki hangi duygularla bütünleştikleri tespit edilirdi. Bu özümsemeden sonra çağırım için her elementin yönüne dönmek şarttı.  Toprağı çağırmak için kuzeye, suyu çağırmak için batıya, havayı çağırmak için doğuya ve ateşi çağırmak için güneye dönülür, her birinin kutsal sembolü çizilir ve ritüelistik araç vasıtasıyla çağırım yapılırdı.
 
Ateş için bıçak, hançer, orak, athame veya kılıç kullanılırdı. Çünkü bunlar ateşte dövülmüş nesnelerdir ve ateşin enerjisiyle yaratıldıkları için o enerjiyi barındırırlar. Su için metal bir kadeh veya deniz kadehi denen bir araç kullanılırdı. Kadeh, dişiliğin, akışkanlığa biçim vermenin sembolüdür. Haliyle aynı zamanda suyunda temel sembolüdür.  Kadehi deniz kabuklarından yapmak suretiyle deniz kadehi elde edilir. Toprak için tuz veya taşlar kullanılırdı.
 
Havanın ise en temel sembolü asalar idi. Ve çağırımda asalar önemli bir noktayı temsil ederdi. İşte bu noktada asa, eskilerin en önemli ritüelistik araçlarından biridir. Havanın unsurlarını yani; nefes, tesir, değiştirme, dönüştürme, çabukluk unsurlarını taşır. Bu yüzdendir ki asalar bir şeylerin dönüştürmenin (sihrin) sembolüydüler. Bu yüzden hemen hemen her gelenekte yer almaktadır.

 

DÖRT ELEMENT NEFES MEDİTASYONU VE AMACI

Önceden elementlerin temsillerinden bahsetmiştik, bu yazıda element meditasyonlarına ve bu meditasyonların amacından bahsedeceğiz. Bu dört meditasyonu düzenli şekilde yaptığımızda, bahsettiğimiz bizde var olan 4 element dengeye gelir. İşte bu da, bizim tekâmülümüzün hızlanması ve enerjisel olarak yükselişimizi temsil eder. Dört elementin tekâmülümüz üzerindeki etkisini, tohum örneğine benzetebiliriz…

Tohumun içindeki var olan “can” ruhtur. Bu ruh tohumu yaşar şekilde tutan ve yaşatan, dört elementin üzerine tesir ettiği asıl alandır. Her şeyin kaynağıdır, dört element dahi ruhta mevcuttur ve ruh bu dört elementi yönlendirmeye ve çeşitli dönüşümlere sokmaya muktedirdir.  Tohumun içindeki ilk aktivite yani yaşama ve büyüme arzusu, isteği, içindeki potansiyel güç ateş elementidir. Ateş elementi içimizdeki isteği güdeleyen ilk elementtir. Tohumdaki potansiyel enerji, ateşin gücü ile uygun şartlarda aktif enerjiye dönüşür ve hızlı bir tepkime silsilesiyle tohum yeşerme eğilimine girer. Aynı bizim tekamül yolunda ki ilk heyecanımızın, isteğimizin ve bu yolla ilgili arzumuzun ateşi gibidir bu… İçinde derin bir istek yoksa, spiritüel yolda yürümemiz mümkün değildir. Önce kıvılcımın, harlı ateşe dönmesi lazım…

Su elementi, bu tohumun içindeki ateşi tetikleyen elementtir. Su elementi olmadan tohumun yeşermesi mümkün değildir, işte bu yüzden yaşam gücünü taşır. Tohum, uygun sulu ortam bulduğu anda (toprak olmasa dahi) çimlenmeye başlar. Yani içindeki yaşam gücü hareketlenir. Su, içerdeki tepkimeleri düzenler yani su elementinin düzenleyici ve akışa sokucu özelliği vardır. Tohum ektiğimizde ilk verdiğimiz suya “can suyu” dememiz tesadüf değildir. Gerçekten de o ilk su, can verir, yaşam verir, yaşaması için yolu açar ve arındırır. İşte su aynı zamanda yükselişin yolundakileri arındırıcı etkiye sahiptir.

Tohumun bir sonraki elzem ihtiyacı ise topraktır. Toprağın manyetik enerjisi ve mineralleri, tohumun büyümesi için ev sahipliği yapar. O yüzden toprak,  yüzyıllardır, “rahim” ile sembolize edilmiştir. Nasıl ki bayanlar yeni yaşamlara ev sahibi yapıyor ve doğuruyorsa, toprakta (toprak ana) kendi rahminde tohumlara ev sahipliği yapar ve olanlara yaşam alanı sunar. Aynı zamanda toprak dengeleyici ve tamamlayıcı enerjiye de sahiptir. Tohum fazla maddelerini toprağa verirken, yetersiz materyallerini de (su, mineral vs..) topraktan sağlar. Böylece dengelenir. O yüzden toprakla çalışmak bize bereketli, refah dolu bir yaşam profili çizer ve aynı zamanda enerjimizi her daim dengeli tutar. Bu da yükselişin en önemli unsurudur.

Tohum başını topraktan çıkardığı anda gökyüzüne havaya doğru yükselir. O yüzden hava, yükselişin sembolüdür. Aynı şekilde oradan edindiği oksijen ile kendine besin sağlar. Bu yüzden hava olanaklar veren elementtir. O yüzden zihinle (çünkü zihin farklı olanakları yaratır) bağlantı kurulmuştur. Aynı zamanda neşede havayla alakalıdır. O yüzden havayla çalışmak bizim gökyüzüne ışığa yükselişimize olanak verirken, bu süreçte zihnimizi verimli kullanmamızı ve neşeli olmamızı sağlar. İşte bir tohumun dört element üzerindeki hakimiyeti bizim içinde geçerlidir.

Aşağıdaki dört nefes meditasyonunu bu konuda çok faydalı olduğunu biliyorum.  Gördüğünüz meditasyonlar sadece element enerjilerini değil aynı zamanda nefes egzersizlerini de içererek yoğun fayda sağlıyor. Bu meditasyonları yıllar önce sufizm ve reiki ile ilgili bir İngilizce makaleden çevirmiştim. Makale bu dört element nefes meditasyonlarının sufiler tarafından yükseliş için kullanıldığını söylüyordu ve Reiki yoluyla birlikte bunların sentezlenebileceğine değiniyordu.   Metini yalın halde çevirmedim çeşitli düzenlemeler ekleyerek kullanışlı hale getirdim.

Elementlerin Nefesi

Tefekkür Alıştırmaları: Elementlerin Arındırması

İlk önce gözlerinizi kapatın. Beş-on dakika boyunca dört elementin her birine odaklanın. Derin nefes alın, ve sonra mümkün oldukça bütün nefesinizi yavaşça, hafifçe iterek önce göğsünden sonra karın bölgenizden verin. Daha fazla ve daha fazla nefesinizi verin, nefesiniz tükendiğinde,  tamamen doğal olarak, efor harcamadan soluk alın. Doğal soluk almak çok önemlidir, böylece akciğerlerde ya da göğüs içindeki kaslarda zorlanma olmaz. Soluk almadan sonra nefesinizi bir dakikalığına tutun. Birkaç nefes alıp verme alıştırmasının ardından toprak elementiyle çalışmaya başlayabilirsiniz.

Bu başlangıç egzersizinizi pratik yaptıkça azaltabilirsiniz.

Toprak elementi

Çölde uzun süre yalnız yaşayan eski münzeviler, uzun süren  uykusuzluk süreçlerinde, canlılıklarını (yaşam enerjilerini) yenilemek için Dünya’nın manyetizmasına konsantre olmuşlardır. O yüzden bu alıştırma toprakla yani Dünya ile manyetik enerjinizi dengeler ve yeniler. Böylece kendinizi yenilenmiş hissedebilirsiniz.

Oturarak veya ayakta, aynı bir ağaç gibi toprağın içine doğru sıkı ve derin bir şekilde uzanan kökleriniz olduğunu hayal edin.  Toprağın büyük gücünü ve manyetik enerjisini hissedin. Herhangi bir şekilde kendinizi zorlamadan burundan nefes alıp verin.  (Çalışma sırasında düzenli olarak burundan nefes alıp vermeyi sürdürün) Eğer ayaktaysanız ayak tabanlarınıza ya da oturuyorsanız omurganızın tam ortasına doğru, toprağın manyetik ve şifa verici gücünün yükselişini hissedin. Toprakla irtibata geçin ve enerjinin düşük olduğu beden bölgelerinize doğru bilinçli olarak toprağın manyetik enerjisini çekin. Toprağın iyileştirici gücünü hissedin. Belki bunu daha önce dışarıda yalın ayak dolaşırken ayaklarınızda veya bahçede çalışırken ellerinizde hissetmiş olabilirsiniz.

Fiziksel düzlemin yoğunlaşmış bakış açısının arkasında ki, kristalize kafese benzer yapı şeklinde olan daha süptil (ince) realiteyi hissedin. Bu Dünya’yı kapsayan manevi-manyetik enerji ağıdır.  Bu süptil (ince) seviyeyi hissederken, Dünya’nın sadece tek başına bir organizma olmadığını aynı zamanda güneş sistemi ve diğer galaksilerin bölümleriyle bağlantıda olduğunu hissedin.  Dünya ile olan bağlantınız sırasında ayrıca ay, komşu gezegenler, güneş ve diğer çeşitli yıldızlarla da bağlantıya geçebilirsiniz.

Nefes aldığınızda, yaşamınızın bir parçası olarak, toprağın özünden (elementinden) bedeninizin yapıldığını ve böylece doğanın düzenine ve uyumuna bağlı olduğunuzu hissedin. Nefes verirken, toksinleri ya da kirlilikleri toprağa geri bırakın ve nefesiniz dışarı çıkarken yorgunluğunuz, uyumsuzluğunuz, sıkıntılarınızın da uzaklaştığını hissedin.

Şimdi bedeninizin manyetik alanına konsantre olun. Vücudunuz aynı Dünya’da olduğu gibi mıknatıs benzeri bir kuvvet alanına sahiptir.  Kendi manyetik alanınızın, Dünya’nın manyetik alanıyla, aynı demir tozunun manyetik alanla hizaya gelmesi gibi, hizaya geldiğini hissedin.

Manyetik güç zayıf olduğunda, demir tozları dağınık vaziyettedirler. Lakin manyetik alan güçlü olduğunda, tozlar, simetrik ve harmonik desenler şeklinde hizaya girer.  Her nefes alışınızda alanın düzene girdiğini (aynı demir tozları gibi) hissedin. Nefes verdiğinizde ise, bedeninizin doğal manyetizmayı ve harmoni duygusunu atmosfere doğru verdiğini hissedin.

Su elementi

Su elementini solumak, canlılığın ve saflığın akışını hissettirir ve yaratıcılığın serbest bırakılmasını (açığa çıkmasını)  sağlar. Ayrıca alışılmış düşünce kalıplarını kırmada, hayatta ileriye doğru giderken cesaretlendirici duyguları desteklemede ve sorunlarla kafa kafaya çarpışma yerine onların etrafından geçerek yolumuza devam etmede yardımcı olur

Çalışma sırasında düzenli olarak burundan nefes alın ve ağızdan nefes verin. Nefes verilirken, Ağızdan ince bir su akıntısının çıkışı imajine edilebilir. Kendinizi bir dağ deresine dalmış bir şekilde imajine edebilirsiniz. Su damlalarının hücrelerinize nüfuz ettiğini ve parmaklarınızdan dışarı doğru taştığını (damladığını) hissedin. Suyun,  herhangi bir gerginliğin ve tıkanıklığın çözülmesine yardım etmek için göğsünüze ve kalbinize doğru geldiğini hissedin.

Şifaya ihtiyacı olan ve yaşam enerjisi ve canlılık eksikliği olan, vücudunuzdaki bölgelere doğru odaklandığını ve enerji vererek, onarıldığını hissedin. Dağların yüksek noktalarında olan kristal berraklığındaki göl ya da derelerin saflığına odaklanın.  Kendinizin su haline gelmesine izin verin ve yakın çevrenize doğru saflığın, yaşam enerjisinin ve gücünün aktığını hissedin.

Ateş Elementi

Ateş elementini solumak, hızlandırıcı (uyarıcı) bir etki yapar. İlhamın kıvılcımıdır ve kendinizi uykulu hissettiğinizde ya da yoğun çalışma periyotlarından sonra sersemlemiş hissettiğinizde yardımcı olur.

Çalışma sırasında düzenli olarak ağızdan nefes alın ve birkaç dakikalığına nefesinizi tutup ardından burundan nefesi verin. Soluk aldığınızda, bir körükle, solar pleksus da ateşin körüklendiğini hayal edin. Dudaklarınızı büzerek, ince bir hava akımını içinize çekin. İçinize çektiğinizde, ateş közünün (korunun) parladığını imgeleyin. Birkaç dakikalığına nefesinizi tutun ve solar pleksusun birkaç cm. üzerindeki hassas bir nokta olan, kalp çakranıza dikkatinizi yoğunlaştırın. Nefesinizi verirken, kalp çakranızdan, altın renkli güneş ışığının yayıldığını imgeleyin. Soluk aldığınızda, canınızın / ruhunuzun istekleriyle temasa geçin; ruhsal farkındalık ve anlayış arzunuz; hayatınızı anlamlandırma ve değerli hale getirme; inandığınız şeyi savunma. Soluk verirken, kalbinizden minyatür bir güneşin ışığını yayın. Işığın yoğunluğunu ve altın sarısını hissedin.

Ateş nefesini, değiştirmek istediğiniz özellikleriniz için kullanın. Kendinden kuşku duyma, alaycılık, alışkanlık yapan kalıplar ya da gücenme gibi durumlarınızı ateşe teslim edin.  Tutamayacağınız sözü vermekten kaçının. Sadece niyetinizi açıklığa kavuşturma ve arınma sürecine kendinizi açmaya niyetlenin.

İrade Gücünü değişim için kullanmak yerine, aktivite edici ve yanması gereken şeyleri yakıcı ve değişim ile gelişmenin, büyümenin  doğal gücü olan, sizin derin doğanızı ortaya çıkaran, ateş elementine konsantre olmak, hayat mücadelesinin bir öğretmen olduğunu size anlatır.

Hava Elementi

Hava elementini solumak, özgürlük, coşkunluk (vecd hali) ve aşkınlık ile ilgilidir. Kendinizi yüksek bir dağa tünemiş ulu bir kartal gibi imajine edin. Rüzgarın tüylerinizi kabarttığını ve tüm gözeneklerinize doğru estiğini hissedin. Havanın serinliğini ve tazeliğini hissedin. Hava akımlarına üzerine yukarı doğru uçun.

Çalışma sırasında düzenli olarak ağızdan nefes alın ve ağızdan nefes verin.

Nefes alırken, kendini, gölden karşıya geçen ve yukarı doğru yükselen meltem gibi neşeli ve özgür hissedin. Nefes verirken, kendinize bedenin sınırlarının ötesine ulaşmak için izin verin. Varlığınızı rüzgârla dağıtın ve bilincinizin kozmosa doğru ulaşmasına izin verin. Genişliğin hissinin tadını çıkarın ve o sizin gözünüzün önüne dağlar, kanyonlar ya da yıldızlı bir gece gibi uçsuz budaksız manzaraları getirmesine yardım etsin.

Nefes element meditasyonları tamamlandığında, bütün elementlerin etkilerinin yansımalarını birlikte ele alın. Her bir nefes tekniği ayrı ayrı farklı güçleri ve bir olmanın niteliklerini vurgulamaktadır, bütün nefesler ise bütünlük duygusunu bize getirir. Her element birbirini tamamlar ve yönlendirir. Kendi yapınıza göre, siz belki daha güçlü bir dengeye ulaşmak için bu alıştırmalardan birine ya da başka bir şekilde içgüdüsel olarak yaptığınız element meditasyonuna daha fazla önem verme ihtiyacı hissedebilirsiniz. Hislerinizi dinleyerek meditasyonu o şekilde sürdürün. Bu meditasyonlarda kalıplara sıkışmak zorunda değilsiniz. Yeterli deneyime sahip olduğunuzda, meditasyon kendiliğinden şekillenmeye başlayacak ve ruhunuz adeta elementler dans etmeye başlayacaktır.

Efe Elmas

Efe ELMAS Mayıs 1989 İzmir, Bornova’da doğdu. 2007 yılında Bornova Anadolu Lisesinden, 2011 yılında Celal Bayar Üniversitesi Gıda mühendisliği bölümünden mezun oldu. İzmir Yüksek Teknolojisi Enstitüsünde yüksek lisans yapmakta ve gıda virolojisi üzerine çalışmaktadır.

2002 yılından beridir ezoterizm, spiritüalizm, Şamanizm, okültizm, simya, kristaller, şifa teknikleri, tasavvuf, uzakdoğu öğretileri, sembolizm ile arketipler ve antik dinler, felsefeleri ve mitolojileri, mitolojilerin içsel anlamları ile ilgili araştırma ve pratiklerine devam etmektedir.

2008 yılı ile 2014 yılları arasında alternatif haber ve spiritüalizm dergisi olan, aylık 300 bin okura ulaşan İndigo Dergisi isimli internet dergisinde kadrolu yazar olarak ezoterizm, dinler tarihi, spiritüalizm ve gizli öğretilerle ilgili araştırmalarını paylaşmış ve yazı kurulunda görev almıştır. İndigo Dergisinden sonra Kasım 2014’den beridir 3. Göz Dergisi, Derki ve Yuvaya Yolculuk isimli internet dergilerinde yazılarını yayınlamaya devam etmektedir. 2015 yılının Eylül ayında Şehime Gül Gözen ile Ankhamaya Farkındalık Atölyesini kurmuştur. Ankhamaya Farkındalık Atölyesi kapsamında, Sıla Akdeniz ile birlikte “Masal ve Arketip” atölyesi ve “Şifalı masallar” etkinliğ, Reiki eğitimleri, Şehime Gül Gözen ile “Şamanizm Üzerine Sohbetler” etkinliği, çeşitli seminer ve meditasyonlar gerçekleştirmiştir. 2016 yılının Eylül ayında kendi kurduğu “Kadim Lisan” ile mevcut etkinliklerine devam etmektedir.

2003 yılında tanıştığı ilk Tanrıça arketipinden bu yana, 11 yıllık yolculuğunu “Tanrıça’nın Uyanışı” adlı eğitim serisi olarak paylaşmaktadır.

Ruhsal konularla ilgilenmeye başladığı zamandan beri kadim öğretilere meraklı olan ve araştırmalar yapan Efe Elmas, 2013 yılının Ağustos ayında “Kutsal Maya İnancı”, “Şamanın Kozmik Dünyası” ve “Nagual Sembolizmi” isimli kitapların yazarı olan Maya Şamanı Ayşe Nilgün Arıt’la tanışması sonucu başladığı şamanik pratik ve araştırmalara halen devam etmektedir.

2003 yılında Habibe Elmas’tan Usui Reiki Birinci seviyeye uyumlanmış ve 2007 yılında Usui Reiki Master / Teacher seviyesine ulaşmıştır. 2010 yılının Mayıs ayında görür görmez hocası olacağını hissettiği, Usui Reiki 17. Son ışık Aşama ve Grandmaster/teacher İsmail Bülbül’den Usui Reiki Master /Teacher seviyesini yeniden almıştır. Ve böylelikle Reiki serüvenine daha da derinleşerek devam etmiştir. 2013 yılında Usui Reiki Grandmaster 5/6 seviyesini İsmail Bülbül’den almıştır. Reiki eğitimleri ve seminerlerini sürdürmektedir.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…