Varoluş Dergisi

Ego ve Öz

Görünürde her birimiz bir şeyler yapıyoruz. Guya biz kendiliğimizden bireyler olarak çalışıyoruz, çırpınıyoruz.

Evet. Görünürde bu böyle… Aslında ise biz bir şey yapmıyoruz. Sadece bize ilham olunan şekilde davranıyoruz. Yapmamız gereken şey ya da şeyler önceden gönlümüze ilham olunuyor ve yaptırtılıyor. Siz buna “Kader önceden ağlarını örmüş ben ne yapayım!” ya da “O halde bir şey yapmayım boş ver, kısmetim de olan olur.” diyebilirsiniz. Ama yine de yapmanız gerekenler yaptırtılacaktır. Bir Veliye Kader nedir diye sorulduğunda, her şeyi önceden Allah’ın bilmesidir diye cevap vermiştir.

Kendimizi beden zannediyoruz. Beden olunca kocaman bir âleme karşı “Ben” oluyoruz. Ben ve Alem, ya da Ben ve Yaşam girdabında kıvranıyor ve acı çekiyoruz. Korkular, endişeler kaygılar oluşturuyor, kendi kendimizi mahkûm ediyor, adeta gönüllü olarak demir parmaklıklar ardına giriyoruz. Zihin-Ego illüzyonu sebebi ile bir türlü kendi öz doğamızı, gerçek kimliğimizi fark edemiyoruz.

Her şey İlahi adalet çemberindedir. Hiçbir şey bunun dışında olamaz, değildir. Zan üzeredir bu bedenler, zan üzeredir kocaman zannettiğin bu varlık âlemi. Gerçekte sensin yüce olan. Gerçekte sensin bu âlem, öteki âlem. Yeter ki zanlardan kurtul, kendine dön. Nasıl olurda kendini şu küçücük bedene sığdırır mutsuz olursun. Sen mutlular mutlusu, bırak sana öğretilenleri, tekâmüldü, karmaydı, Reenkarnasyondu tüm bunlar avutmadır. Artık avunacak zaman da değiliz. Dön kendine, sorgula kendini, kendi öz doğana dön. Keşfet kendini ve kendin ol. Dışarıda bulacağın bir şey yok, sen bir şey kaybetmedin ki bulasın.

Ego nedir diye sorma, en büyük Ego, kişinin kendini sadece bir beden olarak algılamasıdır.

Günah nedir diye sorma, bana göre en büyük günah, kişinin kendini tanımamasıdır.

Not: Varoluş Dergi’miz hayırlı olsun. Tüm Yazar kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Ben her zaman yazamam ama ilk sayıda benim de ufakta olsa bir katkım olsun istedim. Güzel bir niyetle başladık, akıbeti de hayır olur inşallah.

İsmail Bülbül

Ekolündeki uzmanlığı, aldığı dereceler ve kendi geliştirdiği özel terapi teknikleri ile, Dünyadaki sayılı Reiki öğretmenlerinden biri olan Usui Reiki 17. Işık Aşama Grandmaster Teacher İsmail Bülbül 33 yıldır yaşadığı Almanya'dan sonra şimdi Türkiye'de bulunmaktadır. Kendisi Reiki'de 17. Işık aşamada (son aşamadır) ve dünya çapında bu aşamada olan ilk 8 üstattan birisidir. Uzun araştırmaları sonucu, bir Uzak doğu felsefesi olarak algılanan Reiki'nin, Anadolu insanının oldukça aşina olduğu Sufizmle olan benzerliklerini keşfetmiş ve çalışmalarını bu yönde sürdürmüştür.

Ülkemizde şimdiye kadar Reiki'yi 4.aşamada olan Master'lardan duyduk ve onların aktardıklarıyla Reiki'yi kültür ve inancımıza uzak olan bir felsefe gibi tanıdık. Fakat Grandmaster Teacher İsmail Bülbül'ün Reiki hakkındaki derin bilgi ve deneyimi, ayrıca eğitimlerini ve terapilerini Sufizmle sentezleyerek sunması bu konuda bize yepyeni bir bakış açısı sunuyor. "

2007 Yılında, 14 yıllık Usui Reiki eğitimini bu ekole ait olan tüm aşamaları alarak tamamlamıştır. 17. (SON IŞIK) aşama (Dimensionale Reise) Zaman ve Mekan Üstü Yolculuk'u da alarak USUI REIKI ekolünde dünyada ilk 8 kişiden birisi olmuştur.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…