Varoluş Dergisi

DÜN GELDİ GEÇTİ, YARIN MEÇHUL

Can Yücel ne güzel söylemiştir. “Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür”.

Çoğu insan çok zor mutlu olur. İnsanın mutlu olabilmesi içinde bulunduğu zamanı benimseyerek kabullenmesi gerekir. Aslında insan için zor olan kabullenmektir. Kabullenmek için insanın geçmiş ve gelecek ile tüm bağlarını kopararak An‘ı yakalaması gerekir. Başka bir deyişle tüm zihni ve benliği ile “şimdi” de olması. Geçmiş ve gelecek hakkındaki düşünceler zihnin kötü bir alışkanlığından başka bir şey değildir.

Oysaki anda olmak, anı yaşayabilmek insanın özüne dönmesinin ve mutluluğu içinde bulmasının yegâne yoludur. An’ da olmak, “O an her ne yapıyorsanız tüm dikkatiniz, düşünceniz ve benliğinizle o olayın içinde olmak”; başka bir deyişle beden olarak neredeyseniz, zihnen yani düşüncelerinizle de orada olmaktır. Şimdide olmak, içinde olduğunuz deneyimle düşüncelerinizin birbiriyle hizalı ve uyumlu olması demektir. “Bu aynı zamanda yaptığınız şeyi sevmeyi ve kabul etmeyi de gerektirir”. Anda kaldıkça, yani yaşadıklarımıza, gördüklerimize, hissettiklerimize, duyduklarımızı algılayarak olduğu gibi kabul ettiğimizde her şey daha güzel ve anlamlı hale gelecektir. Yani kısacası olaylar karşısında zihnimizden yayılan olumsuz sinyallere dur diyebilmeyi bilmemiz gerekmektedir. Fakat  ne yazık ki bunu gerçekleştirmek pek kolay değildir. İnsanlar geçmişte ya da gelecekte takılı kalırlar. Yaşanılan her şeye olumsuzluk yükler ve gelecekte olacakları bu olumsuzluk öngörü ile kurgularken içinde bulunduğu andaki tüm güzellikleri görmeden yaşarlar. Yani şimdiki anımızda geçmişi düşünerek yaşarsak, yaşadığımız şu anı yok saymış oluruz. Bu yüzden geçmişteki tüm olumsuzlukları çöp kutusuna atıp, şu anki durumumuza odaklanmalıyız. Anda yaşamaya başlamalıyız. “Şu An”da anı kabullenip kendimizi mutlu etmeye başlarsak mutlu bir gelecek zaten otomatik olarak gelecektir.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; geçmişte yaşananları düşünmek suçluluk duygusunu, gelecekte yaşanacakları düşünmek ise endişe duygusunu uyandırıyor. Hâlbuki geçmiş geçmiş, gelecek de henüz gelmemiştir. Yaşanan tek an şu andır. Ama maalesef insan egosu için şimdiki an “Şu an” mevcut değildir. O sadece geçmişi ve geleceği önemli görür.

“Şimdi’nin Gücü”  yazarı Eckart Tolle kitabında bu konuyu derinlemesine ele almıştır. Tolle yaşamının izlerini taşıyan bu kitap ile birçok kişiye yol gösterici olmuştur. “Şimdi’nin Gücü” bir spritüal aydınlanma kitabı olarak tarihe geçmiştir. Eckart Tolle, 1948 yılında Almanya’da Ulrich Tolle adıyla doğmuştur. Çocukluğu boyunca mutsuz bir aile ortamında büyümüş, sürekli anne ve babasının tartışmalarına tanık olmuş, kavgalar ve tartışmalar masum yaşlarının anıları olmuştur.  13 yaşına geldiğinde anne ve babasının ayrılması ile İspanya’ya babasının yanına taşınmıştır. Okula gitmek istememiş ve yaşamla mücadele edebilmek için evinde felsefe, yabancı diller, astronomi ve edebiyat konularında kendini geliştirmiştir. Bu süreç ona bir nebze iyi gelmiş ve 19 yaşında İngiltere’ye taşınmış ve öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Kafasındaki sorulara cevap bulmak için geceleri felsefe ve edebiyat dersleri almaya başlamıştır. Londra’da King’s College’a yazılmıştır. Fakat tam “şimdi iyiyim” derken tekrar depresyonun pençesinde bulmuştur kendini. 29 yaşında, bir gece, korkunç bir çaresizlik içinde hissederken artık kendi ile yaşayamadığını kendine katlanamadığı fark etmiş. Kafası karmakarışık halde, kendine şu soruları sorar bulmuş. “Peki, ben kendimle yaşayamıyorsam, kendiyle yaşayamayan bu içimdeki kim? Peki “kendi” dediğim şey kim?  İşte o anda derin bir boşluğa düşmüş. Ve o andan itibaren, tüm ağırlığı ve sorunlarıyla pişmanlık dolu geçmişle, korkulası gelecek arasında yaşayan zihninin ürettiği “kendi” diye bir şeyin olmadığını, hayatın akışında var olmak ve hayatın getirdiklerini kabullenmenin huzura açılan bir kapı olduğunu idrak etmiştir. Sadece var olmak,  hayatı izlemek ve gözlemlemek, anda olmak…

Eckhart Tolle, bu yeni farkındalığın getirdiği yaşam sevinci, huzuru içinde evsiz biri olarak,  iki yıl boyunca başıboş bir halde yaşamıştır.  Günlerce parklarda, zaman zaman yakınlarının evinde ya da Londra’daki Budist manastırında yaşamaya başlamıştır.  Bu hali birçok insanın dikkatini çeker hale gelmiş. İnsanlar aslında olmak istedikleri ama bir türlü olamadıkları bu ruhsal hali nasıl oluştuğunu merak eder olmuşla ve Tolle’e bu farkındalığını ve yeni “oluş” halini daha çok kişiyle paylaşmasını istemişler. İşte o gün itibariyle Tolle, zaman içinde kendini tamamen öğretmenliğe ve yazarlığa adamış, milyonlarca kişinin onlarca dilde okuduğu, takip ettiği çok sıra dışı bir “ruhsal farkındalık öğretmeni” olarak tarihe geçmiştir. Tüm bu öğreti ve farkındalık halini anlamak biraz zaman alabilir. Okuyucu olarak söyleyebilirim ki “Şimdi’nin Gücü” kitabını bir çırpıda okumak oldukça zordur. Kitabı okuyup, anlamak ve uygulayarak idrak etmek en iyi yöntem olarak gözüküyor. Yaşayış tarzımızı An’a kilitlememiz oldukça önemli. Hayatın tüm renkleri içinde tüm bu oluşumlar bize gösteriyor ki aslında insan olarak her şeyden önce kabullenmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Şimdiki an bize her ne getiriyorsa onu sanki kendimiz seçmişiz biz istemişiz gibi kabul etmeliyiz. Onu dostumuz ve yandaşımız gibi görmeliyiz, düşmanımız değil. Unutmayalım ki savaşmayı kabul etmek kaybetmeyi kabul etmeyi de gerektirir. Kabullenmeniz ve An’da kalmanız dileğiyle…

Zuhal Balsari

Denizli ‘de dünyaya geldim. Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra SPK lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanı olarak sektörde hizmet vermeye başladım.
İnsanın kendi içine yolcuğu, olarak algıladığım Reiki ile 2017 yılının ekim ayı itibariyle tanıştım. Yolun çok başındayım ama bu keyifli yolculuğun bana çok şey katacağının farkındayım.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…