Varoluş Dergisi

DÖNÜŞÜM

Bu ay hepimizin, yoğun bir şekilde yaşadığı değişim kavramı üzerine yazmak istedim. Hayvanlar, doğa, insanlar, her şey, varoluşun birer parçasıyız.

Özellikle doğada var olan tüm olaylar bize kendimizle ilgili çok güzel mesajlar verir. Gündelik zihinde ve kalabalık şehir yaşamlarında bazen bunları fark edemeyiz.

Değişim üzerine yoğunlaşırken ilk aklıma gelen şey kelebeğin başkalaşım süreci oldu. O güzel ve hassas görüntüsünün altında varoluşun en anlamlı hikâyelerinden birini barındırır.

Kelebeğin yumurtadan çıkıp tırtıla dönüşümü, toplamda 4 aşamada gerçekleşir. Biyolojik adı metamorfozdur.

1.aşama, Dişi kelebek ve erkek kelebek çiftleştikten sonra, dişi kelebek yumurtasını bir yaprağın üzerine bırakır. Yaprağın üzerine bırakma sebebi, yumurta kırıldıktan sonra tırtılın besin ihtiyacını karşılaması içindir.

2.aşama, Yumurtadan sonra yapraklarla beslenen tırtıl büyümeden kaynaklı birkaç kere deri değiştirir. Tırtıllar bazı kuş türleri için lezzetli bir besin olduğundan kendini korumak için saklanma teknikleri geliştirmişlerdir. Dal taklidi ve ölü taklidi yapma gibi. 12 -14 günlük bir süre tırtıl olarak kalırlar.

3.aşama, Yaprakları besin olarak depolayıp genişleyen tırtıl, bir yaprağın sapına krizalit adı verilen kozasını oluşturup, depoladığı besinlerle kozanın içine girer. Tırtılın dönüşümü başlamıştır.

4.aşama,  Aşağı yukarı 10 gün içerisinde, kozasını yırtarak dışarı çıkar. Artık yetişkin bir kelebek olmuştur. Kelebek kozadan çıktığında nemli ve buruşuktur. 2 saat gibi kısa bir süre içinde kanatlarına kan pompalayarak özgür bir şekilde doğal içgüdüsü ile uçmaya başlar. Tırtıl olma aşamasında kazandığı tüm özelliklerini (kendini koruma vb.) kelebek olduğunda da devam ettirir.

Kendi dönüşümümüzde kelebeğin hikâyesine benzer. Hem fiziksel hem de ruhsal boyutta bu böyledir.

  1. Aşama, fiziksel boyutta, kelebeklerde insanlar gibi birleşip bir yavru dünyaya getirirler ve dişi kelebek aynı bir anne şefkati ile yavrusunu koruma içgüdüsü ile bir yaprağın üzerine bırakır. Ruhsal boyutta, kendimizi gerçekleştirmemiz için engellerimizi kaldırmak veya vesilelere ihtiyaç duyarız.  Gelen doğru zamanda ilham yoluyla içimize bir yaratım düşer. Bu yıllarca çıkmayı bekleyen bir yeteneğimiz, içimizde ki bilgenin ortaya çıkışı veya fiziksel boyuta da taşımak istediğimiz herhangi bir şey olabilir. Ortaya çıkan fikir, his, yaratım kelebeğin yumurtasını simgeler.
  2. Aşama, fiziksel boyutta yumurtadan çıkan kurtçuk bir tırtıla dönüşür. Bir annenin hamilelik evresindeki fiziksel dönüşümü de tırtılın büyümesi gibidir. Anne beslendikçe bebeği, doğal olarak karnı da büyür ve bebek anne karnında doğacağı güne kadar saklanmakta ve muhafaza olmaktadır. Ruhsal boyutta, içimizde ortaya çıkan yaratımı güçlendirmek ve gerçekleştirmek için onu beslemeye başlarız. Yaratımın gerçekleşmesi için bazen radikal kararlar almamız, riskler altına girmemiz ve şu yaşımıza kadar süregelen alışkanlıklarımızın hepsine veda etmemiz gerekebilir. Bu süreçte diğer zamanlara göre zihin daha fazla direnç gösterecek, iç ve dış hassasiyetlerimiz artacaktır. Aynı tırtılın kendini dış etkenlerden korumaya çalışması gibi kendi içimize yönelerek içgüdüsel bir koruma kalkanı oluşturmaya çalışırız. Dönüşüm sırasında idrak henüz gerçekleşmediği için, korumaya çalıştığımız şeyin aslında kendi yaratımımız ve özümüzü yine kendi zihin dirençlerimizden korumaya çalıştığımız olduğunu doğum gerçekleştiği sırasında tam olarak algılarız. O zaman geldiğinde iç ve dışta birdir. Tüm yaşanılan şeyler bu yaratımın gerçekleşmesi için birer lütuftur.
  3. Aşama,  fiziksel boyutta, İnsanın yaratılışı gereği bir bebeğin dünyaya gelmesi 9 ay 10 gündür. Bebek anne karnında beslenip büyüdükçe, annenin fiziksel, duygusal ve zihinsel yapısı her aşamada farklı bir hal almaya başlar ve doğum zamanı yaklaştıkça sancılar artmaya başlar. Ruhsal boyutta, yaratımın gerçekleşmesi için yaşanan süreç herkese göre değişiklik gösterir. O zaman diliminde alınan dersler, öğrenilen bilgiler bizi besler ve artık yaratımımız ortaya çıkmak için sinyali vermeye başlar. Kişi sanat eserini ortaya çıkartmak için belli bir doyuma ulaşmıştır.
  4. Aşama, fiziksel boyutta, Sevgili bebek hayatımıza hoş geldin. Bu dünyaya gelmek için çok mücadele verdin. Kozanın (annenin) içinde 9 ay 10 gün doyuma ulaşıp doğmak için anneni sıkıştırmaya başladın. Annene, kozanı yırtma isteğinle belki bir insanın yaşayabileceği en büyük fiziksel acılardan birini yaşattın, ama doğduğun anda o coşku annenin ağzından şu kelimelerin çıkmasını sağladı. ‘Hayatımda yaşadığım en muhteşem andı.’

Ruhsal boyutta, yaratımın gerçekleştiği gün bunu yaşayan kişi hayatının gözünün önünden bir film şeridi gibi geçtiğini görmeye başladığı gündür.  Yaşadığı olaylar, aldığı dersler, riskler, bitmesi gereken bağımlılıklar, aşklar, eşler, işler belki bıraktığı şehir hepsi görevlerini tamamladıkları an bir toz bulutu gibi yok olacak veya yenilenen yaratımımızda şekil değiştirmiş olacaklardır. Yaratımımız yani doğan bebeğimiz, zaten yaşanan süreçlerde geliştiği için, ne yapması gerektiğini doğal yollarla bilecektir. Kelebeğin kozadan çıktıktan sonra kanatlarına kan pompalayıp bir anda uçmaya başlaması gibi, yaratımımızda doğum sürecine kadar edindiği tüm tecrübelerle uçmaya başlayacaktır. Yolda  yeni şeylerde öğrenecektir. Doğum içinde doğumlar yaşayacaktır ama ana doğum gerçekleştiği ve ne yapması gerektiğini bildiği için, korkusuzca ve özgürce kanat çırpmaya devam edecektir.

Her an, her dakika, saat ve gün belki fark etmediğimiz, belki fark ettiğimiz  doğumumuza geri sayımdır. Şimdiden hoş geldin sevgili bebek..

Kaynaklar:

https://kelebekmucizesi.wordpress.com/tag/tirtildan-kelebek-olusumu/

http://www.yuruyoruz.com/aid=398.phtml

Esra Yılmaz

1987 Ankara'da dünyaya geldim. İlk ve ortaöğrenimimi Ankara'da, Lisans eğitimimi Muhasebe ve İşletme üzerine İstanbul'da tamamladım. Halen İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümüne devam etmekteyim. 2009 Yılında reiki ile 2011'de de İsmail hocamla tanıştım. Reiki 3 a aşamasındayım. Kendimi tanıma evresini yaşarken insanlara faydalı olabilmek amacındayım.

2 yorum

  • Insanlar zaman zaman sancili dönemler gecirir ve bu yeniden dogus icin bir sürectir.
    Her dogum dis yapraklarimizdan siyrilip bizi özümüze yakinlastiran bir eylemdir.. tirtil bir kere kozadan cikip özgür bir kelebek olurken, insanoglunun katmanlardan olusan kozalarindan soyunmasi gerekir özgürlesmesi ve öz kimligini bulmasi icin..
    Yüregine kalemine saglik aypaycasi kardesim..

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…