Varoluş Dergisi

DİOGENES’İN GÜNEŞİ

İnternet kullanımının yaygınlaştığı, bilgi akışının hızlandığı ve dünyanın her yerinde yaşanan hayatların birbiriyle bir biçimde paylaşılıyor olduğu çağımızda, kökeni taa M.Ö. ye dayanan bu tanımlar, yapay bir kimlik algısında dayatılır oldu hepimize.

Bu  hayatın heyecanı meyecanı yok!

Bilenler bilir bu son dönemde popüler bir arabesk rap şarkısının sözü aslında.

Hem arabesk hem rap varsa tabiatıyla acı da var bu şarkıda, alayına isyan da.

Peki ben neden böyle bir girizgahı seçtim?

Sözüm yettiğince izah edeyim.

Modern çağ insanı, global dünya vatandaşı, küresel toplum bireyi ve buna benzer  kimlik tanımlamaları… Aslında  bu kimlik tanımlarının hepsi yer yüzünde yaşayan insanların ırk, renk, dil, inanç ayrımı olmaksızın dünyanın vatandaşı olduğu ve gezegenin yaşam alanını eşit biçimde paylaştığı fikrine dayanır. Bireyden topluma kümülatif olarak genişleyen bir sevgi, hoşgörü ve eşitliğe vurgu yapar. Tarihte bilinen ilk dünya vatandaşı Sinoplu Diogenes MÖ 412-323 (?) yıllarında yaşamını süren kinik felsefenin ünlü filozoflarındandır.

İnternet kullanımının yaygınlaştığı, bilgi akışının hızlandığı ve dünyanın her yerinde yaşanan hayatların birbiriyle bir biçimde paylaşılıyor olduğu çağımızda, kökeni taa M.Ö. ye dayanan bu tanımlar, yapay bir kimlik algısında dayatılır oldu hepimize.

Temelinde ben ve sen olmayı, sade ve kendin olmayı, özüne en yakın halinle önce kendini sonra dünyayı ve yaşam alanını paylaştığın tüm bireyleri kabullenip sevmeyi  öngören anlayışın ürünü olarak ortaya çıkan bu tanımlar evrildi. İnsanı sade doğasından koparan  kendi özünden  uzaklaştıran, tek ve standart bir  kimlik, bu kimliğe uygun  standart bir mutluluk ve bu mutluluğu sağlamak üzere  gereken standart gereksinimler  edinme fikrine dayalı bir hale büründü.

Modern çağ insanı, global dünya vatandaşı olmak üzere çabalama sürecinde, hedeflenen standart mutluluğu yakalayan pek olmadı. Kimileri depresyona girdi, kimileri tükenmişlik sendromuna tutuldu, kimine başka başka teşhisler konuldu. Fakat kollektif mağduriyet ve isyanımızın özeti “bu hayatın heyecanı meyecanı yok”  oldu.

Yaşamının devamlılığı için insanın ihtiyaç duyduğu temel fiziksel ve psikolojik gereksinimler her birey için farklı ve kendine özgüdür. Bu gereksinimleri karşılamak ise asla bireyin kendi güç ve kapasitesini aşan zorlukta değildir. Varoluşu doğaya tam uyumlu olan  birey için doğada fiziksel ve psikolojik gereksinimlerini karşılayamayacağı bir alan da yoktur. Bu çerçevede bireye dayatılan, kaynağı kendi ama özü olmayan ve doğasıyla uyum sağlamayan tüm ortak kimlik tanımları bireyi yapay yaşam hedeflerine yöneltir. Beyhude koşulan bu hedefler bireysel veya kolektif mutluluk değil ancak bireysel veya kolektif depresyon ve mağduriyet yaratır.

Sinoplu Diogenes’in savunucusu olduğu “kinizm” zamanın uygarlık değerlerine yönelik aldırmaz tavırlar ve eleştirel yaklaşımlar içerir. Mutluluğa ancak erdemle ulaşılabileceğini bu erdemin de dünyevi hazlardan arınarak, bireyin özgürlüğü ve iç bağımsızlığı ile yaşamını sürdürmesi ile kazanılabileceğini savunur. Devirlerinde yaptıkları marjinallikler ile kinikleri ulvi mesajlarını dikkat çekici biçimde ortaya koyan düşünürler olarak yorumlayabiliriz.

En sade haliyle, kinizm öz ve kendin olmayı, dayatılan kimlik, mutluluk ve gereksinimlere değil özüne odaklanmayı öneriyordu. Öz ile doğa arasındaki muazzam uyuma, öz ile doğa arasındaki dengeli alışverişin mutluluk için kâfi olduğuna dikkat çekiyordu.

Kinik Diogenes bir fıçıda, üzerinde tek bir elbise ve bir çanağı ile yaşıyordu. Kendi devrinin tüm dayatmalarına karşı  özüne uygun bir yaşam tarzı  seçmiş ve kendi üslubunda alayına isyan etmişti.  İşte tam da bu sebeple olmalı ki, ünlü Makedon Kralı Büyük İskender “dile benden ne dilersen” dediğinde ona “gölge etme başka ihsan istemem” yanıtını vermişti…

Emine Armağan

1986 yılının Kasım ayında doğmuştur. Hukuk Fakültesi’nden mezun olup başladığı kamu hizmetine halen devam etmektedir. Dünya dergahının hancısı değil yolcusudur ve ham-dır her gün pişip yanmaya çalışmaktadır.

Add comment

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…