Varoluş Dergisi

BÜYÜMEK SERİSİ: RUH-ZİHİN-BEDEN

Zihin berraklaştıkça farkındalık ve idrak artar, ruhun gelişim yolu daha da açılmış olur.

Bu ay ki sayıda büyümek kavramı üzerine yazmayı istedim.  Aslında her an büyüyoruz ve gelişiyoruz. O yüzden yazacaklarım zamansız olarak okunabilecek, ne mutlu..

‘Büyümek nedir? ‘ sorusunu  ruh -zihin- beden düzleminde  inceleyelim.

Anne karnına düştüğümüz anda bedenlenmeye başlarız ve ortalama olarak 20 yaşına kadar bedensel olarak büyürüz. 20 yaşından yaşlanana kadar ki süreçte de bedensel olarak küçülmeye ve şekil değiştirmeye başlarız. Bedenin değişimi ruh ve zihne göre, gözle görülür şekilde gerçekleşir. Ruh ve zihnin büyümesine gelişim diyebiliriz.

Ruhun gelişimi kişiden kişiye değişir. Her ruh aynı kaynaktan gelmekle birlikte, bedenlenme sürecinden, aydınlanma sürecine kadar tekamül etmeye başlar. Tekamül süreci,  aile, arkadaşlar, okul, iş, eş, ilişkiler, ülke ve bir çok konuda karşımıza çıkar. Ruh, zihnin algıladığı pozitif ve negatif kavramlar düzleminde birçok deneyim yaşatacaktır. Yaşanılan deneyimlerden ders alındığı anda, genişleme o olay veya durum için gerçekleşmiş olacak ve ruhun frekansı artarak, başka öğrenmesi gereken derslere kendini açacaktır.

‘’Okyanus ne kadar büyük olursa olsun, insan yalnızca kabı kadar su alabilir.’’ Mevlana Celaleddin Rumi

‘’Allah hiçbir nefse gücünün yeteceğinden daha fazla yük yüklemez.’’ Bakara Suresi 286.Ayet

Bakara Suresi 286.ayet ve Hz. Mevlana’nın söylemiş olduğu cümle aynı şeyi anlatmaktadır.  Bir su bardağının içine kabından fazla su koyarsak eğer taşar. İnsan da kaldıramayacağı bilgi ve yükü aldığı anda ruh-zihin-beden üçlemesinde dengesizlikler oluşmaya başlar.  Dengesizlik gibi görünen durumlar ruhun çağrısıdır. ‘’Burada alman gereken dersler bitti. Artık gitme, bitirme, değişip-dönüştürme zamanıdır.’’

Varoluşun kendi içinde bir matematiği olduğu için, bardağın taşma noktası aslında büyüme ve gelişim noktasıdır. Eğer bir şeyin o kişi için zamanı geldiyse, her yaptığı şey, her attığı adım, vesileler zinciri olacaktır. Değişim zamanlarımıza şöyle bir göz atarsak; coşku, hareket, zorlanma ve direnç gösterme çoğunlukla ön plandadır.

Zihnin gelişim ve büyümesi de bu noktada  devreye girer. Yaşanan çalkantılardan ve dengesizliklerden dolayı zihin değişime dirençler gösterecektir.

Zihin, özün anlaşılabilmesi ve idraki için bir kapı görevi görür. Zihnin gelişimi, her aldığımız derste ve deneyimde ilerler. Eğer dersimizi alamazsak, yer, mekan, kişi ve şehir değişecek ama  aynı olaylar tekerrür edecektir.   Alın çakrası(3.göz) çakramızın genişlemesi de zihinsel kalıplarımızı kırdığımız, değişime, öğrenmeye ve yeniliklere kendimizi  açtığımız  sürece mümkün olacaktır.

Zihin berraklaştıkça farkındalık ve idrak artar, ruhun gelişim yolu daha da açılmış olur.

Reiki, Bilinçaltı Temizliği, Meditasyon gibi yöntemler zihin temizliğini hızlandıran ve dengeleyen yöntemlerdir.  (Bu süreçte doğru kişilerle çalışmak, önemli bir konu olduğu için değinmek istedim. Konuyla ilgili daha önce yazmış olduğum yazının linki; http://varolus.com/eksik-reiki/)

Ruhun bilgisi sezgiler yoluyla bize gelir. Bir bilginin zihinden mi yoksa ruhtan mı geldiğini anlamak için, zihin çakramızın(alnımızda iki kaşımızın biraz üstü)  sağlıklı çalışması gerekir.  Zihin berraklaştıkça iç dünyamızı daha net görmeye başlarız. Öyle zamanlar olur ki olgunlaşmamız için yaşadığımız acı tecrübelerle birlikte kendi gerçeğimizden kaçar, kendi yalanlarımıza inanır oluruz. Yaşananların idraki için farkındalık anları gelmeye başlar. Bu anları kabul edip içselleştirirsek ve yüzleşirsek, cennet bahçesinden gelen güzel çiçekler kalbimizde açmaya başlar. Geleni  kabul etmeyip,  görmezden gelmeyi tercih edersek, zihin çarpıtmaları başlar.

Aslında tüm bunları olmamız gereken kişi olmak için yaşarız. Olayın içindeyken kör bir nokta gibi görünür her şey, bazen hiç düzelmeyecek gibi gelir. Vakti gelen farkındalık için, ‘Ol’ dediği anda, zihinle kalp arasında bir yol açılır. Cevabı bulunamayan soruların cevapları gelmeye başlar.

Konu uzun, yol meşakkatli.  3 aşamalı yazı serisinin ilkini okudunuz. Okuyan sizlere şifa olsun.

Not: Yazıyı Ezio Bosso’nun Rain, In Your Black Eyes eseriyle okumanız tavsiye edilir. Şifalı müziği için ona da selam olsun.

 

 

Esra Yılmaz

1987 Ankara'da dünyaya geldim. İlk ve ortaöğrenimimi Ankara'da, Lisans eğitimimi Muhasebe ve İşletme üzerine İstanbul'da tamamladım. Halen İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümüne devam etmekteyim. 2009 Yılında reiki ile 2011'de de İsmail hocamla tanıştım. Reiki 3 a aşamasındayım. Kendimi tanıma evresini yaşarken insanlara faydalı olabilmek amacındayım.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…