Varoluş Dergisi

BIRAKTIĞIM İZLERİMİ TAKİP EDİYORUM

Büyüklerinizden kesin duymuşsunuzdur: “Çocuğum ilk intiba önemlidir; temiz giyin, iyi görün” demişlerdir size de.

İşte bu çok doğru bir cümle imiş çünkü yapılan araştırmalara göre sizi ilk kez gören insan hafızası sizi gördüğünde ne düşünüyorsa 6 ay sonra tekrar sizi gördüğünde, sizin hakkınızdaki fikirleri eskisi ile aynı oluyormuş. Bu bilgiyi okuduğumda beni çok etkilemişti. Fakat bana göre ilk izlenimle ilgili olarak daha önemli noktalar var ve bu noktalara da değinmek istiyorum şimdi.

Düşündüklerimin peşinden giderken İlk olarak bazı ilk izlenimlerini hatırlayan yakınlarım ile işe koyuldum. Çok iyi hatırladıkları durumlar hakkında konuştuk. Hemen hepimizde ortak noktalar olduğunu fark ettim. Mesela bir kişi veya nesne ile ilgili ilk izlenimiz nasıl ise o kişi veya nesne ile olacak olan ilişkinizin temeli de öyle oluyor. Eğer ilk intiba pozitif ise ilişkiniz pozitif şekilde devam ediyor veya etmeye çalışıyor. Peki, neden böyle oluyor?

Evli ve mutlu çiftlere soracak olursanız birbirlerini değerli bulduklarını söyleyeceklerdir tabi ki. Sağlıklı bir ilişkide iki taraf da birbirini değerli bulmalıdır sonuçta. Ben inanıyorum ki ilk izlenimlerinde birbirleri hakkında bilinçaltına kayıt ettikleri bilgi de aynen “değerli “ kelimesidir.

Arkadaşlarımızla, dostlarımızla da durum aynen böyle değil midir? İki taraftan biri değerli bulmuyorsa arkadaşını zaten birbirleriyle paylaşımları az olur.

Buradan ben şu sonuca ulaşabiliyorum, siz ne dersiniz? İlk tanışmada birbirini “çok değerli” bulan karşı cinsten insanlar sonuçta evleniyor. Evlilikleri “değerli” ilk izlenimi temelinin üstüne kurulduğundan sağlam oluyor. Aslında şunu da söyleyebilirim; ilk izlenimiz ne ise evliliğinizdeki durum da odur. Yani kısaca ilk intiba sonucu da oluşturuyor diyebilirim. Bence asıl önemli nokta sizi değerli bulan kişi:) Sizi ilk tanışmada “değerli” izleniminde bulan kişi kim ise sizin için doğru kişi odur. Karşınızdaki kişinin sizi değerli bulduğunu biliyor ama siz değerli bulamıyorsanız ve bir ilişkiye yelken açtıysanız bu zaman kaybı olur bana göre. Aynı zamanda karşınızdaki insanı aldatarak suç işlemiş olursunuz. Şunu da söyleyebilirim ki bu örnekte üzülen taraf değerli bulan taraf olur.

Bir ilk izlenimde bulunuyorsunuz. Sonuçta bulunduğunuz durum ilk izleniminiz gibi oluyor. Buraya kadar edindiğimiz sonuç bu. Peki, bilinçaltı da böyle çalışmıyor muydu, hatırlayın lütfen. Sürekli aynı şekilde düşündüklerimiz bir süre sonra gerçekleşiyor. Yanı durum aynı; önce düşünüyoruz sonra gerçekleşiyor. O zaman şimdi şunu söyleyebiliyorum. İlk izlenim aslında sunucumuz oluyorsa bilinçaltımıza bağlı bir durumla karşı karşıya oluyoruz. Yanı ilk izlenim denilen şey aslında bilinçaltımıza bağlı!! Önceden sezgi olduğunu düşündüğüm “ilk izlenim” bilinçaltımızın gerçekleştirdiği bir durum olarak güncellendi bende. Sizce  ve çok değerli birisi diye karşıdaki kişi için kayıt yaptık. Sonra görüşmeye başladık ve her gün değerli olduğunu düşünmeye devam ettiniz. 21 gün sonra bu bilinçaltında otomatikleşen kayıtlardan oldu. Eğer 21 gün içerisinde bu düşünceyi kıracak bir davranışı olmaz ise büyük olasılıkla siz o kişi için bağlılık hissedecek ve ne kadar zor zamanlarınız da olsa dahi hatta zaman zaman sizi sarssa veya hayal kırıklığına uğratsa bile o kişinin kalbinizin bir yerlerinde değerli olduğunu hatırlayacaksınız

Evet şimdi bir adım daha ilerliyorum. Ve sanırım daha önemli bir noktaya değineceğim.

İlk izlenimimizin sonucumuz olacağını biliyorsak artık şunu yapabiliriz.  yaşayacağımız ilk-son zaman dilimi içerisinde deneyimlerimize yani olaylara beklenenden çok daha farklı hatta zıt tepkiler vererek sonucu değiştirebiliriz diye düşünüyorum. Mesela grubunuzdaki bir arkadaşınızdan tanıştığınızdan beri hoşlanmıyorsunuz.. O kişi ya bir sözü ile ya da bir davranışı ile sizin bilinçaltınızda negatif bir kayıt oluşturdu çünkü. Muhtemelen sizin bir önce yaşadığınız hayat deneyimlerinizden birilerini çağrıştırdı. Ve beyniniz sürekli ona karşı negatif enerji yayıyor. Bu enerjiyi onun almaması mümkün değil. Birbirimizi yansıttığımızdan ötürü kesinlikle o da sizden hoşlanmıyor ve aynı şekilde negatif enerji gönderiyordur size. O zaman sonuç belli ya bir şekilde tartışacak ya bir şekilde karşı karşıya geleceksiniz. Burada iki durumdan söz edebiliriz. Ya bu olumsuz durumu yaşayarak aslında aynada kendinizi fark edeceksiniz. Ya da bunun önlemini kendinizi önceden fark ederek alacaksınız. Sistemi pozitife dönüştüreceksiniz. İkinci seçenek bu yazıda baştan beri yazdıklarımı ifade ediyor. Peki, sistemi nasıl pozitife dönüştüreceğiz? Çok kolay bakın iki kişi arasında oluşmuş negatif bağ sayesinde, iki kişi birbirlerine belli kalıplar halinde davranırlar. Mesela birbirlerine asık suratla bakarlar ya da sinir bozucu mimikler yaparlar veya asabiyet oluşturabilecek kelimeler seçerler. Bunların hepsi beklenen şeylerdir. İşte dönüştürme işlemi bunu görmede yatar. Bu noktada artık her şeyin farkındaysak beklenenden daha akıllı davranmayı seçmeliyiz. Beklenen davranışların tam tersini sergilemeliyiz. Güler yüzlü olmalı ve mimiklerimizi kontrol etmeliyiz. Pozitif kelimeler seçmeli ve kafamızın içinden “ben aslında farkına vardım sen bensin ben de senim ve seni seviyorum” mesajını geçirirken o pozitif enerjiyi de karşıya geçirmeliyiz. İşte bunu başardığımızda dönüşüm başlayacak ve kelebek etkisi ile hayatımızın her noktasında etkisini hissedeceğiz diye düşünüyorum.

Evet yazımın sonunda “ilk izlenim“ aslında hayatımızı nasıl değiştiriyor, ne boyutlara taşıyabiliyor diyebiliyorum. Ulaştığım sonuçlarımı kısa bir düşünce yazısıyla sizle paylaşmak istedim. Bence ilk izlenimlerimizin farkında olmaya çalışmakta büyük fayda var. Bunu düşününce heyecanlanıyorum çünkü sizce de heyecan verici bir sürü deney demek olmuyor mu bu:)

Kaynak: https://www.tzv.org.tr/#/haber/89

Harika Ertuğrul

9.5.1978 Adana doğumluyum. Hayatımın 30 senesi istanbulda geçti. İTÜ Fizik Mühendisliği ve ardından Marmara Üniversitesi fizik öğretmenliği tezsiz yüksek lisansını tamamladım . Bir süre dershanelerde öğretmen olarak sonra da özel okullarda öğretmen olarak 10 yıl çalıştım. Evliyim 3 yaşında bir kızım var ve zamanımın büyük kısmını kızımla geçirmekteyim. Reiki masterıyım ve tüm spirituel konularla ilgiliyim. Çocukluğumdan buyana içimdeki merakla boğuşmakta, merak ettiğim herşeyi araştırmakla ve yaşamakla meşgulüm :)

3 yorum

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…