Varoluş Dergisi

“Bilemiyorum” Diyebilmenin Keyfini Sürün

Bizler dünyayı duyu organlarımızla algılıyoruz. Ancak bu algılayışta sınırlı boyutlarda. Şöyleki..Belirli aralıklardaki frekanslarda ancak sesleri duyabiliyor ve yine belirli dalga boylarındaki ışıkta görebiliyoruz.

O frekansın veya o dalga boyunun ötesi bizler için muamma. Bu sınırlı ve belirsiz bilgiler daha sonra beynimize iştirak edip, orada daha önce edindiğimiz sınırlı hatıralarımız ve deneyimlerimizin süzgecinden geçirerek bir algı oluşturuyoruz. Yoksa buna bir sanı , bir zan mı demeli?

Bu sorunun cevabını Bart Kasko versin..Fuzy Thinking (Saçaklı Düşünce) yazarı Bart Kasko kitabında şöyle der.. “Dünya’da %100 doğru veya %100 yanlış olduğu ispat edilmiş tek bir olgu yoktur. Herşey bir derece meselesidir” Hal böyleyken emin adımlarla bilgimize, algımıza %100 güvenmek ne derece doğrudur? Trend kendine güven, her şeyi başarabilirsin, her şeyi biliyorsun yönünde. Farkındayım..Ama bu ne kadar gerçek ve ne kadar güvenilir bir yol?

Yaygın inanış, “bilmiyorum” demenin bizi küçülteceği, yetersiz göstereceği ya da cahil damgası yememize yol açacağı yönündedir. Eğitim sistemimiz 3 kere bilemediğimiz de bir bildiğimizi yok sayma üzerine kurulu. Bilgi çağında yaşıyoruz. Bilgiye erişim bu kadar hızlı ve yaygınken “bilmiyorum” demenin utanç katsayısı daha yüksek oluveriyor ve bizler “mış gibi” davranmaya başlıyoruz. Hatırlamadığımız bir şeyi hatırlamış gibi, öngöremediğimiz bir şeyi öngörüyormuş gibi davranıyoruz. Kısacası bilmiyorken biliyormuş gibi hal takınıyoruz. “Mış gibi yapma sanatı” daha sonra toplum içinde bir sırra evriliyor. Ülkemizde adres sorma sorunsalı gibi..

Halbuki “bilmiyorum” kelimesi de birçok sırrı içinde barındırıyor. Bilmiyorum ; dinlemeye başlıyorum demektir aslında. Hakiki bir frekansla dinlemeye başlarsın, çünkü özne sen değilsindir artık. Daha sahici bir bağ oluşmasına ve alışverişin kesintisiz olmasına vesile olur, bilmiyorum demek. Bilmiyorum diyerek öğrenmeye, araştırmaya zemin oluşturursun. Dolu bir sayfaya resim yapılamadığı gibi, çok bildiğini zanneden de öğrenmekten uzaklaşır. İnsanın doğasıdır bilmemek ve üstünü kapamak, gizlemekte ancak gölgenin ensesini kalınlaştırır. Bilmiyorum diyebilmek özgürlüktür. Belirsizliklerle mücadele gücünü artırır. O anı geçiştirmeyi değil de bilmiyorum demeyi tercih edersen, ihtimaller, olasılıklar çoğalır. Bu biraz da irade ve idrak meselesidir.

En büyük cehalet cahilliğini bilmemektir sözünü kim söylemiş bilmiyorum ama, sonuna kadar inandığım bir söz.. Cehaletimizin boyutunu bilelim, iyi ölçüp biçelim. Gerisi mi? “Bilmiyorum” demenin keyfini sürelim…

Nukhet Serin

Nukhet Serin 19 Aralık günü Edirne’de doğmuştur. Marmara Üniversitesi Eczacılık fakültesinden mezundur ve eczacıdır. Hocası olan İsmail Bülbül’den aldığı Reiki uyumlaması sonrası Reiki pratiklerine devam etmektedir.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…